Türkiye’de Kadınlar Erkeklere Göre Daha Şişman

Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, aşırı kilo sorununun son 10 yılda ciddi bir artış gösterdiğinin altını çizerek, "Türkiye’de erkeklerin yüzde 25’i, kadınların da yüzde 40’ı aşırı...

Türkiye’de Kadınlar Erkeklere Göre Daha Şişman

banner390
Memorial Sağlık Grubu Antalya Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, aşırı kilo sorununun son 10 yılda ciddi bir artış gösterdiğinin altını çizerek, "Türkiye’de erkeklerin yüzde 25’i, kadınların da yüzde 40’ı aşırı kilolu. Yapılan araştırmalar, diyet ve egzersizle kilo verebilen kişi sayısının yüzde 3 ile yüzde 10’u geçmediğini gösteriyor" dedi.

Mermorial Antalya Hastanesi’nde düzenlenen sağlıklı kilo kontrol seminerinde, tüp mide ameliyatı yöntemiyle 6 ayda 70 kilo veren bir hastayla ilgili görsel sunum yapıldı. Seminerde, obezitenin Türkiye’de ve tüm dünyada pek çok kronik hastalığa yol açarak yaşamı tehdit eden önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekildi. Seminerde ayrıca pek çok kronik hastalığın en önemli nedeni olan aşırı kiloların kontrol altına alınmasının, yalnızca estetik değil sağlık açısından da gerekli olduğu vurgulandı.

Kilosunu kontrol altında tutan bir kişinin hayatını kontrol altına alabileceği görüşünden yola çıkan Memorial Antalya Hastanesi Kilo Kontrol Merkezi uzmanları, ’Sağlıklı Kilo Kontrolü Günü’nde hastalar ve vatandaşlarla bir araya geldi. Hastane konferans salonunda düzenlenen seminere konuşmacı olarak, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyestisyen Berna Ertuğ, Psikiyatri Uzmanı Dr. Güneş Berk ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alihan Gürkan katıldı.

"CİDDİ ARTIŞ VAR"

Prof. Dr. Alihan Gürkan, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite tablosunun her geçen gün olumsuz yönde değiştiğini söyledi. Aşırı kilo sorununun son 10 yılda ciddi bir artış gösterdiğinin altını çizen Prof. Dr. Gürkan, "Türkiye’de erkeklerin yüzde 25’i, kadınların da yüzde 40’ı aşırı kilolu. Yapılan araştırmalar, diyet ve egzersizle kilo verebilen kişi sayısının yüzde 3 ile yüzde 10’u geçmediğini gösteriyor. Geriye kalan yüzde 90, kanser, diyabet ve kalp hastalığı riski altında. Obezite gençlerin yaşamını da önemli ölçüde etkiliyor. 20 yaşındaki bir gencin yaşam beklentisi, yaşıtlarına oranla 12 yıl azalıyor. Ancak tehlikeyi gösteren tüm bu verilere rağmen, obeziteye karşı savaş Türkiye’de de dünyada da yeterli değil" diye konuştu.

"OBEZİTE DURDURULURSA KANSER AZALIR"

Her üç kişiden birinin yaşamını aşırı kilolu olarak sürdürdüğü ABD’de, mide ve bağırsak kanserine yakalanan hastaların önemli bir bölümünün obez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan, "Kanser nasıl ciddiyetle ele alınan ve tedavi edilen bir hastalıksa, obezite de aynı şekilde tedavi edilmeli. Yalnızca bir dış görünüm ve estetik sorun olarak algılanmamalı. Ortalama kiloda olan her yetişkin vücut kitle indeksini yüzde 1 oranında düşürürse, bu oran yaklaşık 1 kilo demektir ve kanser vakalarının artışı durdurulabilir. Obezite kontrol altına alınırsa, her yeni 100 bin kanser vakası önlenebilir" diye konuştu.

"KANSERLERİN OLUŞUMUNDA YÜZDE 7 OBEZİTE ETKİSİ"

Yumurtalık, yemek borusu ve karaciğer kanserleri ile aşırı kilo arasında yakın bir ilişki olduğunu kaydeden Prof. Dr. Gürkan şöyle konuştu:

"ABD’de yapılan çalışmalarda, mide ve bağırsak kanserinden üç kat fazla oranda insanın obezite nedeniyle yaşamını yitirdiği ortaya konulmuş. Tüm kanserlerin yüzde 7’sinin oluşum nedeni de obezite. Bu oran, yemek borusu ve rahim kanserinde aşırı kilonun etkisini yüzde 40’a kadar çıkarıyor. Obezite, kanserin azaltılması için mutlaka tedavi edilmeli."

"3-4 AYDA 40 KİLOGRAM VERİLİYOR"

Kalıcı kilo kontrolünde en etkili tedavi yöntemlerinden birinin cerrahi tedavi olduğuna değinen Prof. Dr. Gürkan, "Obezite için uygulanan tedavi ve diyet programlarıyla kilo vermeyi başaramayan bazı hastaların, ameliyat ile kilo vermeleri sağlanabiliyor. Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’dan yüksek olan ya da BKİ’si 35’ten yüksek ve yandaş hastalığı olan, bu nedenle sağlığı tehlike altındaki kişilerde kilo verdirme amaçlı cerrahi girişimler uygulanabiliyor. Bu operasyonlarla, kişiler girdikleri kısır döngüden çıkabiliyor. Tüp mide ameliyatı sonrası kişiler, endokrinoloji uzmanı ve diyetisyen takibinde 3-4 ay içinde ortalama 30-40 kilo verebiliyor" dedi. Şişmanlığın bir hastalık olduğunu ve mutlaka tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gürkan, insanları ameliyat etmekten çok, kilolarını tedavi etmenin daha önemli olduğunu belirtti.

OBEZİTE CİDDİ HASTALIKLARIN TEMELİ

Uzman Dr. Gökhan Yazıcıoğlu ise obezitenin yol açtığı kronik hastalıklara değindi. Obez kişilerde sıklıkla kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler, hipertansiyon, şeker hastalığı ve kanser görüldüğünü aktaran Dr. Yazıcıoğlu, "Özellikle meme, rahim ve kalın bağırsak kanserleri obez kişilerde daha sık ortaya çıkar. Bazen ölümle bile sonuçlanabilen uyku apne sendromu, yani uyurken nefesin durması da obezitenin getirdiği tehlikeler arasındadır" dedi. Obezitenin, yaşamı tehdit eden özelliğinin yanında yaşam kalitesini de önemli ölçüde düşürdüğüne vurgu yapan Uzman Dr. Yazıcıoğlu, "Dilin büyümesi nedeniyle horlama, reflü şikayetlerinin artışı nedeniyle boğazda yanma, kronik farenjit, mide-bağırsak hastalıkları, safra kesesi taşı, kas-iskelet sistemi hastalıkları, prostat büyümesi de oluşabilecek hastalıklar arasındadır" ifadelerini kullandı. Obezite tedavisinde öncelikle endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına başvurmanın büyük önem taşıdığını söyleyen Uzman Dr. Yazıcıoğlu, hastaların metabolik, hormonal ve diğer parametreler açısından değerlendirilmesinin şart olduğunu söyledi.

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME EĞİTİMİ ŞART

Diyetisyen Berna Ertuğ ise nasıl bir obezite tedavisi uygulanırsa uygulansın, başarının bireylerin yeterli ve dengeli beslenme eğitimi almasıyla sağlanabileceğini belirtti. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerektiğine işaret eden Ertuğ, "Obezitenin birinci basamak tedavisi beslenmedir. Yeterli ve dengeli beslenme, sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak, bilinçli yapılması gereken bir davranıştır. Bu davranış için gerekli ölçümler yapılarak, sonuçlarına göre bireyin yaşam şekli ve beğenileri göz önüne alınarak, kolaylıkla uygulayabileceği, kendini tüm gün tok ve enerjik hissetmesini sağlayacak, bir egzersiz programını da içeren, sağlıklı ve kalıcı kilo yönetimi programı hazırlanmaktadır. Bu şekilde hastaların yaşam tarzlarının kökten değişmesi sağlanmaktadır" diye konuştu.

"İKİ KESME ŞEKERLE YILDA 2 KİLO VERİLEBİLİR"

Türkiye’de 4 yapraklı yonca modelinin uygulandığını dile getiren Ertuğ, "Doğru besin gruplarından, uygun miktarlarda tüketmek ve kilo verirken sağlıklı kalmak için 4 yapraklı yonca modelinin uygulamalıyız. Her yaprak süt ve ürünleri (süt, yoğurt, ayran, cacık), et, kuru baklagiller, yumurta, peynir, ekmek, tahıl (ekmek, makarna, pilav, çorba) ve meyve sebze gibi besin gruplarını temsil ediyor. Ayrıca çay ve kahveyi şekersiz içmeliyiz. Pirinç yerine soframızda bulgura yer vermeliyiz. Küçük bir örnek ile kişi günde kullandığı kesme şeker sayısını her gün iki adet azaltırsa yılda 2 kilogram verebilir" dedi.

OBEZİTEDE PSİKİYATRİK DESTEĞİN ÖNEMİ

Psikiyatris Uzmanı Dr. Güneş Berk ise kilo kontrolünde, hem sebep hem de sonuç olabilecek ruhsal sıkıntıların saptanmasının ve tedavisinin, hem kilo kaybı hem de kaybedilen kilonun korunmasında temel öneme sahip olduğuna dikkat çekti. Dr. Berk, şunları kaydetti:

"Kişilerin sağlıklı kilolarına ulaşmaları için uygulanan ilaç tedavileri, diyet ve cerrahi yöntemlerde çok büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Ancak sağlanan kilo kaybının korunabilmesi için, hastanın içinde bulunduğu durumunun, psikolojik ve davranışsal boyutunun değerlendirilmesi gerekir. Bu da tedaviye uyumu artırır ve tekrar kilo alımını önler. Psikiyatrik destek bu noktada, psikoterapiler ve gereğinde ilaç tedavileriyle sağlanmaktadır. Kilo kontrolünde psikiyatrik desteğin de içinde olduğu bir ekip çalışması tedavi başarısı için çok önemlidir."

ALTI AYDA 70 KİLOGRAM VERDİ

Sunumların ardından sahneye Prof. Dr. Alihan Gürkan’ın tüp mide yöntemiyle, 6 ayda 70 kilogram veren hasta Esra Yıldırım çıktı. Bankacı Esra Yıldırım, yıllardır kilo sorunu ile boğuştuğunu ve tüm diyet ve egzersizlere rağmen kilo veremediğini katılımcılara aktardı. Yıldırım son çare olarak cerrahi yönteme başvurduğunu ve Prof. Dr. Alihan Gürkan’ın gerçekleştirdiği tüp mide operasyonuyla 6 ay içinde 135’ten 65 kiloya düştüğünü söyledi.

Obez olduğu dönemdeki kıyafetlerini de gösteren Yıldırım, katılımcıların sorularını da içtenlikle cevapladı. Sağlığına kavuştuğunu dile getiren Yıldırım, 3 ayda bir kontrole geldiğini ve yeme alışkanlığına dikkat ettiğini kaydetti.

Seminer soru cevapla sona erdi.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.