Zorlu Öksürük Ve Hapşırık Kaburga Kırığına Sebep Olabiliyor

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nde görevli Op. Dr. Fırat Oruç, göğüs bölgesini etkileyen çarpma, düşme, sıkışma, darp gibi durumlardan sonra, nefes almakla artan ağrı, bölgedeki hassasiyet ve çıtırdama...

Zorlu Öksürük Ve Hapşırık Kaburga Kırığına Sebep Olabiliyor

banner390
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nde görevli Op. Dr. Fırat Oruç, göğüs bölgesini etkileyen çarpma, düşme, sıkışma, darp gibi durumlardan sonra, nefes almakla artan ağrı, bölgedeki hassasiyet ve çıtırdama sesinin kaburga kırığı olabileceğine dikkat çekti.

KABURGA KIRIKLARI ÖNEMLİ

Özellikle kemiklerin daha kırılgan olduğu yaşlılarda, ufak çarpmalar hatta zorlu öksürük ve hapşırıklardan sonra bile kırık görülebileceğini kaydeden Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nde görevli Op.Dr. Fırat Oruç, “İçerisinde koruduğu hayati organlar sebebiyle, kaburga kırıkları önemlidir, ciddiye alınmalı ve uygun bir şekilde tedavi edilmelidir” dedi.

Op.Dr. Fırat Oruç, göğüs kafesi içindeki kalp, akciğerler, karaciğer, dalak, büyük damarlar gibi hayati organların iki taraftan on ikişer kaburganın ve üzerindeki kas ve dokuların oluşturduğu sert ama esneyebilir sağlam bir yapı tarafından korunduğunu söyledi.

Kaburgaların yaklaşık 3’te 4’ünün kemik, ön taraftaki 1’de 4’lük kısmının kıkırdaktan oluştuğunu anlatan Op.Dr. Fırat Oruç, şunları söyledi: "Ön taraftaki kıkırdak yapılar daha esnek olup, ortada iman tahtası kemiğiyle iki yandan birleşir. Bu durum, hem iç organları korumak için sertliği ve sağlamlığı hem de nefes alıp verirken hatta hareket ederken gerekli esnekliği sağlar.”

“TRAVMANIN ŞİDDETİ VE CİDDİYETİ KABURGA KIRIĞININ GÖSTERGESİ”

Göğüs bölgesine olan travmaların yaklaşık yüzde 40’ında kaburga kırıkları görüldüğünün altını çizen Op. Dr. Oruç, “Kaburga kırığı olması travmanın şiddeti ve ciddiyetinin bir göstergesidir. Göğüs bölgesini etkileyen çarpma, düşme, sıkışma, darp gibi bir durumdan sonra, hareketle ve nefes almakla artan ağrı, o bölgede hassasiyet ve çıtırdama sesi varlığında kaburga kırığından şüphelenilir. Özellikle kemiklerin daha kırılgan olduğu yaşlılarda, ufak çarpmalar hatta zorlu öksürük ve hapşırıklardan sonra bile görülebilir” diye konuştu.

“EK HASTALIKLARIN TAYİNİ ÖNEMLİ”

Göğüs bölgesi röntgeninin büyük oranda tanı koydurucu olduğunu söyleyen Op.Dr. Oruç, sözlerine şöyle devam etti:

“Kaburga kırıklarının bir kısmı röntgende görülmeyebilir. Ama alttaki hayati organlara verebileceği hasarın tayini için röntgen çekilmesi elzemdir. Kaburga kırığı teşhisi konduktan sonra, iç organlara ayrıca bir zarar vermemişse tedavide izlenmesi gereken yol vardır. Birden fazla veya iki taraflı kaburga kırığı mevcutsa ya da hasta yaşlı, kronik sigara içicisi veya kalp hastası gibi ek bir durum varsa hastaneye yatırılarak gözlem gereklidir. Genç hasta, tek kaburga kırığı olan ve ek hastalığı olmayanlara ayaktan tedavi yeterlidir.”

“TRAVMAYI TAKİBEN TEKRAR KONTROL ETMEK GEREKİR”

Hastalarda travmanın hemen ardından sıcağı sıcağına şikâyetlerin görülemediğini ifade eden Op. Dr. Oruç, “Ağrılar, birkaç gün sonra şiddetlenebilir. Bazen de ilk çekilen röntgenlerde kırık görülmezken, hasta hareketleriyle birkaç gün sonra akciğer hasarı ortaya çıkabilir. Bunun önüne geçmek için, hastayı travmayı takiben 3-4 gün sonra tekrar kontrol etmek gerekir. Tedavide ağrının kesilmesi ilk amaçtır. Kaburgaların hareketlerinin bandaj veya sargı gibi şeylerle kısıtlanması, nefes almayı önlediği için istenmez” şeklinde konuştu.

“KAS GEVŞETİCİ KULLANILMALI”

Kırık olan kesimde ağrı artacağı için kasların kasılarak hareketleri kısıtlayabileceğini söyleyen Op. Dr. Oruç, “Bu da kas spazmına bağlı ağrıya yol açar. Böylelikle kısır döngü gelişir. Bunu engellemek için kas gevşeticiler kullanılmalıdır. Ayrıca, ağrı sebebiyle hasta öksürmek istemez ve rahat balgam çıkaramaz. Bu da akciğerde atelektazi denilen açılamama, genişleyememeye ve zatürreye yol açabilir. Bunu engellemek için de, solunum egzersizleri ve balgam çözücü ilaçlar tedaviye eklenmelidir” ifadelerini kullandı.

Ağrı kesicilerle yeterli iyileşme olmaz ve hastanın günlük hayatını etkileyen şiddette ağrılar devam ederse, kaburgalar arası sinirin bölgesel blokajının yapılması gerektiğine vurgu yapan Op. Dr. Oruç, sözlerine şöyle devam etti:

“Deneyimli göğüs cerrahlarının yapacağı bu tedaviyle yalnızca ağrıyan bölgeye ilaç verilmiş, diğer yan etkilerden korunmuş olur. Ayrıca, karın travması şüphesi veya mide kanaması hikayesi gibi ağrı kesicilerin kullanılması sakıncalı durumlarda da sinir blokajı ilk plana çıkmaktadır.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.