Saü’de ‘sanat, Tasarım Ve Mimarlık Eğitimi Çalıştayı’ Başladı

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Sanat, Tasarım ve Mimarlık Eğitimi Çalıştayı’ başladı.SAÜ Güzel Sanatlar Gizem Frit Amfisi’nde düzenlenen çalıştayın açılışında konuşan SAÜ Güzel...

Saü’de ‘sanat, Tasarım Ve Mimarlık Eğitimi Çalıştayı’ Başladı

banner390
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Sanat, Tasarım ve Mimarlık Eğitimi Çalıştayı’ başladı.

SAÜ Güzel Sanatlar Gizem Frit Amfisi’nde düzenlenen çalıştayın açılışında konuşan SAÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Besim F. Dellaloğlu, “Bu çalıştayı hazırlamamızda ki ana fikir, daha nitelikli eğitimi nasıl mümkün kılarız, daha nitelikli öğrenciye nasıl ulaşabiliriz sorularına cevap bulabilmektir. Çalıştayın amacı, görüşlerini bildirecek farklı üniversitelerden ve farklı disiplinlerden gelen akademisyenlerin fikirlerini, çalışma disiplinlerini, tecrübelerini burada bizimle paylaşmalarıdır” şeklinde konuştu.

SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın, “Çalıştayda farklı disiplinlerden konuşmacıların olması, Güzel Sanatlarda Bologna Süreci’nin tartışılması bizim için sevindirici olmuştur. Emeği geçen, başta Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’na, çalışma arkadaşlarına, fikirleriyle çalıştaya destek olan katılımcılara çok teşekkür ediyor, başarılı bir çalıştay olmasını diliyorum” dedi. Öğrencilerin de yoğun katılımının olduğu çalıştayın ilk günü Prof. Dr. Jale Nejdet Erzen, Prof. Dr. Bülent Tanju, Orhan Tekelioğlu ile Doç. Dr. Esra Aliçavuşoğlu söz aldı.

Çalıştayın ilk oturumunda konuşan Prof. Dr. Jale Nejdet Erzen, “Bugün Türkiye’nin her yerinde yeni üniversiteler açılıyor. Hemen hemen hepsinde sanat ve mimarlık bölümleri var. Kuşkusuz sanatçı ve mimar sayısının artması toplumun daha gelişmiş, daha medeni ve insancıl yani insanları daha iyi anlayan, onlarla daha iyi ilişki kuran bir kültürel grubun geliştiği anlamına geliyor” dedi. Sanat ve mimarlık eğitimi veren kurumların uygulayacağı ve geliştireceği eğitim metodunu belirlerken öğrencinin kültürel temelinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Erzen, “Taşra geçmişi olan bir gençliğe sahibiz. Birden bire soyut bir eğitimle, kavramlarla, öğrencilere bir şey öğretemezsiniz. Üstelik bu çocukların çoğunun evinde kitap yoktur. Kitap okuma alışkanlığı yoktur. Türkiye’de hala sözel bir kültür hâkim. Bu kültürü, yazıp okuyarak öğrenen bir kültür olarak geliştirmek için de çok kesin olarak yeni yaratıcı yöntemler geliştirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu. Sanat ve mimarlık eğitiminin sadece okulda, derste ve atölyede öğrenilen bir şey olmadığının altını çizen Prof. Dr. Erzen, “İnsan, düşlerinden bile sanata, mimarlığa bir yaklaşım edinebilir. Yanlış yaparak öğrenmek eğitimin bir parçasıdır. Öğrenci kalıp gibi gelişirse hiçbir şekilde onda yaratıcılık ve de kişilik, kimlik, direnç, özgürlük, insanlık bekleyemeyiz. Sanatın sonunda amacı, topluma katılabilmektedir. Memur zihniyetiyle sanatçı da mühendis de olunamaz. Bu nedenle öğrencinin sanat ve mimarla ilişkisi diğer eğitimlere benzemez” şeklinde konuştu.

Dünyanın her yerinde eğitime ayrılan kamu fonlarının giderek azaldığını belirten Prof. Dr. Bülent Tanju, “Eğitim tamamen özel bir alana devrediliyor. Dolayısıyla, eğitimi kaybediyoruz, ona sahip çıkalım, gibi söylemler var ama ben buna da ikna olmuyorum. Sebebi de eğitim sonunda yaptığımız formasyonunun çoğunluğunun anlamlı şeyler olmamasıdır. Aslında bana soracak olursanız onları yapıyor olmamızdan kurtulmamız gayet iyi. İnsan denen canlının başka türlü potansiyeli varsa bunları ön plana çıkarmak gerekiyor” diye konuştu. Üniversitelerin kendi öğrencilerini seçebilmeleri gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tanju, “Bence üniversiteler öğrencilerini seçmeden hiçbir alanda eğitim yapılamaz. Tabi ki sınav olabilir. Ama o sınav kriz bir sınav olmaktan çıkarılmalıdır. Senede 4-5 kere sınav yapılsın. Üniversiteler şehrine göre alt taban belirlesinler” dedi.

Prof.Dr. Orhan Tekelioğlu ise, “Türk eğitim sisteminde bir kafa karışıklığı var. İki üç sistemin üst üste oturmasından oluşan bir durum aslında. Klasik sistemimiz Fransız ve Alman sistemlerinin kavgasıyla oluşmuş. Sonra ise Amerikan eğitim sistemi geliyor ve karışıklık daha da artıyor” dedi. Üniversitelerin öğrencilerden bizzat meslek eğitimi istemelerinin doğru olmadığı söyleyen Prof. Dr. Tekelioğlu, “Bana göre meslek eğitimi korkunç bir şey. En başta öğrencilerin kendilerine haksızlık. Yapılan araştırmalara göre dünyada çok iyi eğitim veren kurumlardan mezun olan öğrencilerin yüzde 60’ı okumuş olduğu bölümden farklı bir meslekte çalışıyor. Çünkü dünya değişiyor ve dönüşüyor, meslekler de ölüyor” şeklinde konuştu.

İlk günü sona eren çalıştay, iki gün devam edecek.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.