Özel Optimed Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Yapıcı: "10 Kişiden Biri Şeker Hastası"

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde faaliyet gösteren Optimed Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Yapıcı, ’Diyabet’ konulu seminer verdi. Dr. Yapıcı, Türkiye’de her 10 kişiden birinin şeker hastası olduğunu söyledi.Çerkezköy’de,...

Özel Optimed Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Yapıcı:

banner390
Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde faaliyet gösteren Optimed Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Yapıcı, ’Diyabet’ konulu seminer verdi. Dr. Yapıcı, Türkiye’de her 10 kişiden birinin şeker hastası olduğunu söyledi.

Çerkezköy’de, Çerkezköy Kent Konseyi ve Optimed Hastanesi işbirliğiyle ’Diyabet’ konulu seminer düzenlendi. Seminerin açılış konuşmasını yapan Çerkezköy Kent Konseyi Başkanı Serkan Karagöz, çağın hastalığı olan şeker hastalığına karşı halkın önlem alması bakımından ‘diyabet’ semineri düzenlemeyi uygun bulduklarını söyledi. Karagöz, "Diyabet, şeker hastalığı insanlarımız için öncelikli olduğu için Çerkezköy Kent Konseyi olarak Optimed Hastanesi işbirliğiyle bu semineri düzenlemeyi uygun bulduk. Katılımın yoğun olması da bizleri sevindirdi. Semineri verecek olan Dr. Ömer Yapıcı’ya da böylesi önemli bir hastalık konusunda bizleri aydınlatacağı için de teşekkür ediyorum. dedi.

Karagöz’ün ardından Optimed Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Yapıcı, şeker hastalığı konusunda katılımcılara bilgi verdi. Türkiye’de 10 kişiden birinde şeker hastalığının görüldüğünü söyleyen Dr. Yapıcı, "Dünyada hızla yayılan bu hastalığa karşı yiyeceğimize, içeceğimize dikkat etmemiz gerekiyor. Şeker ihtiva eden yiyeceklerden kaçınmalıyız. Çünkü şeker hastalığı kronik bir hastalık" dedi.

Diyabetin ne olduğunu uzun uzun anlatan ve örnekler veren Dr. Ömer Yapıcı, "Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ömür boyu devam eden kronik ve insülin üreten hücrelerin azalması ile devam eden bir hastalıktır. Normal metabolizmada besinler, vücudun başlıca yakıtı olan glukoza (şeker) dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz bağırsaklardan kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen glukoz pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelerin içine taşınır. Şayet insülin hormonu vücudumuzda olmazsa ya da etkisi bozulmuş ise şeker hücrenin içine taşınamayacağı için, glukoz kanda artarak şeker hastalığı dediğimiz kan şekeri yükselmesi (Hiperglisemi) gelişmiş olur. Bu kan şekeri yüksekliği sürekli olarak devam edecek olursa organlarımızda zaman içerisinde ciddi bozukluklara neden olur" ifadelerini kaydetti.

Konuşmasına ‘Gizli Şeker’ diye tabir edilen hastalığı anlatarak devam eden Dr. Yapıcı, "Normal glukoz toleransı üst sınırı ile aşikar diyabet arasındaki süreç ‘prediyabetik dönem’ olarak adlandırılır. Bu süreçte glukoz metabolizmasının ara bozuklukları olan ‘Bozulmuş Açlık Glukozu’ ve ‘Bozulmuş Glukoz Toleransı’ yer alır. Bu süreçteki kişiler ‘prediyabetik’ olarak kabul edilmektedirler. Erken metabolik değişiklikleri oluşturan BAG ve BGT’den diyabete geçiş çoğu kez yıllar sürebilir. Çalışmalar, prediyabetik kişide izole BAG bulunması halinde takip eden 10 yıl içinde diyabet gelişme riskinin yüzde 10-15 izole BGT bulunması halinde ise riskin yüzde 35 düzeyinde olduğunu göstermektedir" dedi.

"SIK SIK KAN ŞEKERLERİNİ KONTROL ETTİRMELERİ GEREKİR"

Gizli diyabetin en önemli özelliğinin kalp-damar hastalıkları riskinin artırmış olması olduğunu ifade eden Dr. Yapıcı, "Her ne kadar kalp-damar hastalıklarındaki artış riski tip 2 diyabetliler kadar değilse de yine de önemsenmesi gerekir. Son yıllarda gizli diyabet tanısı alan bireylerde diyabet gelişme riski ve potansiyeli olanların da ilaç tedavileri ile tedavi edilmeleri hususunda bir eğilim vardır. Bu evredeki hastaların yaşam biçimi değişikliğiyle uzun yıllar diyabetlerini geciktirebilecekleri hususunda hekimleri ile yakın bilgi alışverişinde bulunmaları gerekir. Bu hastalığı tanımlanan bireylerin sık sık kan şekerlerini kontrol ettirmeleri gerekir" bilgisini verdi.

Dr. Ömer Yapıcı, daha sonra gebelikte diyabet konusuna değindi. İlk kez gebelik sırasında ortaya çıkan diyabet formuna Gestasyonel Diabetes Mellitus (GDM) denildiğini belirten Dr. Yapıcı, gebeliklerin yüzde 2-4’ünde gestasyonel diabetes mellitusun görüldüğüne dikkat çekti.

GDM belirtilerinin genelde silik seyrettiğini sözlerine ekleyen Dr. Yapıcı, "Bazen de tip 2 diyabete benzer. Ancak gebelik sırasındaki rutin taramalar nedeniyle genellikle semptomlar fark edilmeden önce tanı konulur. Gestasyonel diyabet doğumdan sonra genellikle düzelir fakat sonraki gebeliklerde tekrarlama riski yüksektir. Ayrıca GDM öyküsü olan kadınların ileriki yaşamlarında tip 2 diyabetli olma riski yüzde 40-80’e kadar varmaktadır. Bu nedenle gestasyonel diabetes mellitus tanısı almış kadınların doğum sonrasında prediyabetik olarak kabul edilip koruma programına alınmaları gereklidir. GDM tanısı konan birey doğumdan sonra aktif bir yaşam sürmeye, ideal kilosunu korumaya ve diyabet gelişimini kolaylaştırabilecek ilaçlardan uzak durmaya özendirilmelidir" dedi.

Seminere, Çerkezköy Sağlık Müdürü Dr. Olcay Palak, Çerkezköy Kent Konseyi başkanı Serkan Karagöz ve Kent Konseyi yönetimi, Optimed Hastanesi Hasta Hakları Sorumluları, Namık Kemal Üniversitesi Çerkezköy Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Gülten Vatansever Balcıoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.