Rektör Adayı Demir: “yükseköğretim Toplumsal Barışı Kuvvetlendirir”

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Rektör Adayı Prof. Dr Osman Demir, yükseköğretimin insanları meslek yapma ve istihdama katkısının yanı sıra toplumsal barışı kuvvetlendiren önemli bir unsur olduğunu söyledi.Prof. Dr. Osman Demir...

Rektör Adayı Demir: “yükseköğretim Toplumsal Barışı Kuvvetlendirir”

banner390
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ) Rektör Adayı Prof. Dr Osman Demir, yükseköğretimin insanları meslek yapma ve istihdama katkısının yanı sıra toplumsal barışı kuvvetlendiren önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Osman Demir yaptığı açıklamada, “Yükseköğretim insanları meslek sahibi yapar. İstihdamı artırır. Yenilik yapmayı ve yeniliğe uyum sağlamayı kolaylaştırır. Toplumsal barışı kuvvetlendirir. İnsanları zenginleştirir, ülkeyi geliştirir. Bütün bunlarla ülkelerin geleceğinin ana belirleyeni olur. İnsanlar iş hayatının ihtiyaç duyduğu mesleki bilgilere yükseköğretim sayesinde sahip olurlar. Yükseköğretimden mezun olan gençler yönetici, eğitimci, doktor, mimar, mühendis ve ekonomist gibi meslek sahibi olarak hayata atılırlar. Mesleklerini icra ederek geçimlerini sağlarlar, ülkelerine ve insanlığa hizmet ederler” dedi.

“YÜKSEKÖĞRETİM İSTİHDAMI ARTIRIR”

Uluslararası istatistiklerin eğitim düzeyi ile istihdam oranı arasında doğru yönlü ilişki olduğunu, eğitim düzeyi arttıkça istihdam oranının arttığını gösterdiğini ifade eden Demir, “OECD ülkeleri ortalaması olarak, 2011 yılında, 25-64 yaş grubundaki lise öncesi eğitimli yüz kişiden 55’i, lise mezunu yüz kişiden 74’ü ve üniversite mezunu yüz kişiden 83’ü istihdam edilmiştir. Aynı yıl bu oranlar Türkiye’de sırasıyla 51, 62 ve 76 olmuştur. Türkiye’de her üç eğitim düzeyinde eğitimli nüfus yüzdesi düşük olduğundan istihdam oranları düşük olmuştur. Yükseköğretimde eğitim-öğretim faaliyetleri ile araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri birlikte yürütülür. Bu sayede daha çok yenilik yapma ve yapılan yeniliklere uyum sağlama esnekliği artar. Yenilikçi firmalar rakip firmalara, yenilikçi ülkeler de diğer ülkelere karşı rekabet üstünlüğü elde ederler. Önemine binaen ülkeler Ar-Ge harcamalarına gittikçe daha çok kaynak ayırmaktadırlar. Dünyada 2014 yılında yaklaşık 1.6 trilyon dolar Ar-Ge yatırımı yapılması, bunun yarısından fazlasını ABD, Çin ve Japonya’nın yapması, AB ülkeleri katıldığında bu oranın yüzde 78’e çıkması; Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının yüzde olarak ABD’de 2.8, Çin’de 2.0, Japonya’da 3.4, Almanya’da 2.9, Fransa’da 2.3, Güney Kore’de 3.6, İsrail’de 4.2 ve Türkiye’de sadece 0.9 olması beklenmektedir” diye konuştu.

“YÜKSEKÖĞRETİM TOPLUMSAL BARIŞI KUVVETLENDİRİR”

Eğitim düzeyi yüksek ülkelerde bilgisizlikten doğan kusurlu sözleşme, hak ihlalleri ve adi suçlar azalacağına işaret eden Demir açıklamalarına şöyle devam etti: “İş koşulları, kurumsal yapı, sosyal ve fiziki çevre gelişir. Dış dünya ile tarafların kazançlı çıkacakları anlamlı işbirlikleri yapılır. Yaşam kalitesi artar. Yaşam kalitesi yüksek, gelecek umutları güçlü insanlar, alternatif maliyeti yüksek olacağı için, toplumsal barışın bozulmasını istemezler. Terör örgütlerinin tuzağına düşmezler, bu tuzağa düşecek olanlara mani olmaya çalışırlar. Eğitimsiz, iyi bir gelecek umudu olmayan ve yaşam kalitesi düşük birçok insan için toplumsal barışın varlığının hiçbir önemi yoktur. Onlar, terör örgütlerinin elinde, toplumsal barışı bozma karşılığı geçimini sağlayan eşkıyaya kolayca dönüşebilirler.”

“ÜKSEKÖĞRETİM İNSANLARI ZENGİNLEŞTİRİR, ÜLKEYİ GELİŞTİRİR”

Demir, işçi veya makinenin aynı anda farklı iş yerlerinde istihdam edilemeyeceğine vurdu yaparak, “Oysa aynı bilgi aynı anda birden çok üretim alanında kullanılabilir. İşçi ve makine çalıştıkça yıpranır. Bilgi ise kullanıldıkça çoğalır, gelişir, etkinleşir ve yeni bilgilerin üretilmesine kaynaklık eder. Yüksek eğitim yüksek gelire, yüksek gelir yüksek tasarrufa, yüksek tasarruf yüksek yatırıma, yüksek yatırım yüksek istihdama ve üretime yol açar. Bütün bunlardan dolayı eğitim zenginleşmenin ve gelişmenin kritik faktörü olur. OECD ortalaması olarak, 2011 yılında, lise mezunu ortalama bir çalışan 100 birim gelir elde ediyorsa, lise öncesi eğitimli 76 ve üniversite mezunu 157 birim gelir elde etmiştir. Aynı yıl bu değerler Türkiye’de sırasıyla 100, 69 ve 149 birim olmuştur. Eğitim kademesine bağlı olarak elde edilen gelirin de basamak oluşturması, eğitimin insanları zenginleştirdiğinin ve ülkeleri geliştirdiğinin açık bir kanıtı olmalıdır” şeklinde konuştu.

“EĞİTİMİN AHLAKİ YÖNÜ İHMAL EDİLEMEZ”

Huzurlu bir dünyada yaşamak için eğitimin ahlaki yönünü hiçbir şekilde ihmal etmemek gerektiğinin altını çizen Demir, şunları kaydetti: “Hz. Mevlana, ’Özü kötü kimseye ilim ve sanat öğretmek haydudun eline silah vermeye benzer’ demiştir. Ahlaki değerlerden yoksun olan bilgin ve sanatkar, bilgisini ve sanatını kötü yönde kullanarak ülkenin ve insanlığın başına bela olabilir. Yıllarca ’en iyi’, ’en yenilikçi’ ve ’en başarılı’ şirket ödülleri alan Amerikan enerji devi ENRON firmasının, 2001 yılında, kendi yöneticileri tarafından batırılması ahlaki zafiyetin nelere mal olacağının açık kanıtı olmuştur. Firmanın yöneticileri kurdukları paravan şirketler aracılığı ile firmaya sanal mal satışı yapmışlar ve karşılığında ödeme almışlardır. Muhasebe hileleri ile yaptıkları yolsuzlukları denetim firmasından gizleyebilmişlerdir. Özünde kötü işinde iyi olan kimse öğrendiği bilgileri, kötülüğün daha iyisini nasıl yapacağı yönünde kullanacaktır. İnsanların bilgili huzur canavarına dönüşmemesi için eğitim sistemi, mutlaka, ’Kendin için yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma’ ve ’İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır’ ezeli prensiplerine uyan insanlar yetiştirmeyi amaçlamalıdır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi’ni yönetme sorumluluğunun bize nasip olması halinde, üniversitemizi yukarıda ortaya koyduğumuz bilinçle yöneteceğiz. Ülkemize ve insanlığa hizmet edecek, özü düzgün, mesleğinin ehli insanlar yetiştirmeye çalışacağız. Gayret bizden başarı Allah’tandır.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.