Burası Karaman, Sodom ve Gomora değil!

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Karaman Şubesi Başkanı Ziya Hotamışlı açıklama yaptı. 

Burası Karaman, Sodom ve Gomora değil!

banner390
Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Karaman Şubesi Başkanı Ziya Hotamışlı yaptığı açıklamada, ‘’Karaman’da yaşanan ve Türkiye’de infiale sebep olan taciz ve tecavüz ahlaksızlığında ihmal, kusur ve sorumluluğu olan herkesin bunun hesabını vermesi gerekir. Hala görevden alınanları duymadık
Bu iğrenç olayı lanetlerken; sonuçlarından çok sebepleri üzerinde durup düşünmeyi daha doğru ve önemli buluyoruz. Bu münasebetle: 
   1- Eğitim bir devlet politikası olarak ele alınıp,  süreklilik esasına göre yönetilmeden daha çok pislikler, cerahatler patlayacak.  Türk gençliği bugün dini, ahlaki, sosyal, psikolojik ve kültürel bunalım içindedir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız sahipsiz ve boşluk içindedir…
    2- Son yıllarda eğitimde devlet denetim ve hâkimiyeti bilinçli olarak azaltılıp neredeyse yok edildi. Kadrolarda ve görevde yükselmede bilgi, beceri, tecrübe, liyakat, ehliyet, sınav vb. kıstasları değil, belli mahfillerden icazet ve referansla atamalar yapıldı. 100 Bine yakın idareci hak hukuk, tanımadan alaşağı edilirken işin ahlaki, vicdani yönü düşünülmedi. Atamaların bir sendika ve malum vakıf, derneklerde pişirildiğini bilmeyen yok. Bu mahfiller devlet içinde paralel bir devlet oldular hatta devletin üstünde tepinir hale geldiler…
    3- Vakıf, dernek vb. toplum yararına hizmet vermek gayesiyle ve devletin yükünü hafifleterek sosyal sorumluluk bilinciyle faaliyet gösterenlerin yanında; bu amacın dışına çıkanlar da görüldü. Vakıf ve dernekler devletin izin, denetim ve kontrolünde yasalarımıza göre faaliyet yapması gerekirken; devleti denetleyen kontrol ve dizayn eden konuma getirildiler. Hesap veren- verebilen değil; hesap soran-sorabilen konuma yükseltildiler.
    4- Din eğitimi ve öğretimi devletin izin ve denetiminde ve ehil insanlar tarafından verilmelidir. Körpecik yavrularımızın hayatını karartan kişiye branşı olmadığı halde din eğitimi konusunda nasıl görev ve sorumluluk verilmiştir? İlahiyat Fakültesi mezunlarının yapması gereken vazifeyi kimler hangi akılla verdi? Hiç mi şüphelenmediniz? Çocukların davranışlarını, sıkıntılarını hiç mi merak etmediniz?  
    5- 900 bin eğitim camiasından böyle sapıklar da maalesef çıkabiliyor. Bu hiçbir şekilde öğretmenlik mesleğinin önemini ve itibarını zedeleyici bir genellemeye tabii tutulamaz. Bu ahlaksızlığı yapanın hangi sendika, vakıf, dernek vb. üyesi olup olmamasının da hiç bir önemi yoktur. Bir kişi yüzünden o camiayı hedef gösterip, zan ve töhmet altına alınamaz. 
Vakıf ve derneklerde samimiyetle çalışan, gönüllü, fedakâr insanlarında şevkini kırmaya, vatandaşlarımızın itimadını sarsmaya kimsenin hakkı yoktur. Denetimsizliğin, takipsizliğin, hayali güç vehminin ve sınırsız bir itimadın acı tablosuyla karşı karşıyayız… 
   6- Okullarımıza ve yatılı okullarımızın yurtlarına; Değerler Eğitimi Projesi adı altında kimler girip çıkıyor?
Bu kişilerin bilgi, birikim, düşünce ve niyetleri nelerdir? O derslerde din maskesiyle neler anlatılıyor?
 Bu iğrençliklerin; dokunulmazlığı ve denetlenemezlik gücünü nerden alıyorsa, orada işlenmiş olmaları ayrıca dikkat çekicidir. Bu tür sapıkların; pis emellerini gerçekleştirecekleri adresi seçmesinde bazı kurumların adeta  “dokunulmazlık” görünümünden cesaret aldıkları açıktır. Bu sapık ve kötü niyetlilerin buralarda pusu kurup yuvalanmaları son derece manidardır.  
Bu korkunç hadise şayet başka dernek, vakıf, yurt gibi kurumlarda yaşansaydı; acaba nasıl karşılanırdı?
   7- İşin en üzücü ve şaşırtıcı yönü ise; lağım kanalı patlamış, kapakları ilgili ve sorumlu olanların kafasına çarpmışken, bunu ört bas etme, gizleme ve kapatma girişimleridir… Patlayan lağımın kokusu da etrafı sarmışken birileri; kim “sızdırdı” diye cadı avına çıkmış… En çok da bu tavırlar bizi dehşete düşürdü ve derinden yaraladı…
Basına,  ilgili–ilgisiz her kesime baskı, tehdit ve aba altından sopa gösterme ve kumpaslar ne demek? Basın bunu gizleseydi, belki de daha nice yavrumuzun hayatı zindan olacaktı, bu ve benzer ahlaksızlığı yapan ve yapmaya yeltenenleri cesaretlendirmiş olacaktı. Ahlaksızlıkla mücadele etmek temel ilkemiz olmalıdır! Karaman’ımızın, öğretmenlik mesleğinin, ilgili vakıf ve derneklerin itibarını korumanın yolu ve şartı da budur!
Burası Karaman; Sodom ve Gomora değil!
 Bizi biz yapan dini, milli, ahlaki değerlerimizi korumak hepimizin en öncelikli görevidir. Bu değerlerin ayaklar alındığı bir toplumda hangi kurum ve kuruluşların itibarından bahsedebiliriz?
  8- Kuran’ı Kerim’de pek çok surede cinsi sapkınlıkları yüzünden helak edilen bir toplumdan ve Hz. Lut Peygamberin sapıklarla mücadelesinden niçin bahsedilmiştir?  Basının uyarıcı ve bilgilendirici asli vazifesinden rahatsız olmak, tehdit etmek, ne demek?  Cumhuriyet Savcılığımızın aldığı yayın yasağı kararı; işin hukuki ve sosyal yönüyle tedbirdir. 
İmanın temeli; kelime-i şahadettir. Yani bildiğin, gördüğün ne varsa konuşmaktır. Küfür ise tam bunun zıddıdır. Yani gizlemek, örtmek, açığa çıkmasına mani olmaktır..Bu iğrençliğe niçin bu kadar göz yumuldu, kimlerin ihmali var?
  9- Kendini İslami bir gençlik yetiştirmeye, çileye adadığını söyleyen bu sapığı el üstünde tutup, ödüllere boğan kimlerdir? Ya bu şahsı bunca rezaletlerine rağmen kurtarmaya, tutuksuz yargılatma çırpınış ve yırtınışlarına çabalayanların asıl korkuları nelerdir?
  10- Ensar Vakfı 5 ay bünyemizde çalıştı derken, Sn. Vali Murat KOCA vakfın şahısla alakası olmadığından hatta yurdunun bile olmadığından bahsetmesi ise işin ayrı bir yönüdür! Mesele sadece ENSAR Vakfına ve KAİMDER’e üye olup olmamaktan mı ibarettir?
Ya bu kepazeliği basın açıklamasıyla protesto eden Eğitim-İş Başkanı İsa Çetin’e buram buram adrese teslim tuzak ve kumpas kokan senaryoya ne demeli? Bu bir sindirme politikasıdır.
Bu taciz ve tecavüzün tüm boyutlarıyla, sorumlularıyla açığa çıkarılmasını bekliyoruz. Sonuna kadar da takipçisiyiz… Bu olaydan sorumlu olanlar; suçu sadece M.B. üzerine yıkıp,  kolayca işin içinden sıyrılmaya kalkışmasın! Ahlaksızlığı kişiye indirgeyerek basite alma yaklaşımı;  dini değerleri istismar ederek sömürü ve aldatma çarkının tam gaz devamına hizmet eder. 
Son olarak, hükümet yetkililerine sesleniyoruz: Haksızlık, usulsüzlük ve ahlaksızlığı yapan ve sorumlu olan kim ve kimler olursa olsun sonuna kadar kararlılıkla üstüne gidip hesap sormanızı bekliyoruz.’’ dedi 
     


 

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.