banner877

04.10.2021, 08:45 371

Bir Yol Var

Zamanla sınırlı olmayan düşlerimle varım ben. Her an her saniye her yerde zihnimde var o düşler. Kimi gerçekleşir kimi gerçekleşmez. Gerçekleşenlerle güçlü, gerçekleşmeyenler kadar umutluyum ben.

Düşlerimizin gerçekleşmemesinde, daha doğrusu hayalini kurduğumuz bir şeyin hayal kırıklığı ile sonuçlanmasında bizim dışımızda birilerinin de rolü olur bazen. Bunda hayalimizi zamanla sınırlı tutmamızın da etkisi var elbette; ama bazen birileri bile isteye hayalimizi derin bir kâbusa dönüştürmek için harcar enerjisini.

Hayatımın belli evrelerinde bunu yaşadım ben de. Yıllarca düşünü kurduğum ve gerçekçi planlarla hayata geçirmek için mücadelesini verdiğim şeyler birileri tarafından engellendi.

Lisansüstü eğitimim sırasında sırf yazdığım oyun metinlerini kitap halinde yayımlatıp hocalara hediye ettim diye bölümde birisi tarafından hedef tahtasına oturtuldum. Yıllar önce makam sahibi babasının nüfuzu ile üniversiteye atanmış ve birilerinin desteği ile belli seviyelere gelmiş bu kişi kendisi de tiyatro alanında uzmanlaşmak istediği için rakip olarak gördü herhalde.

Hayaller kurdum, kuruyorum; evet ama hiçbir hayalimde bir gün hasedinden çatlayan birinin bana cehennemi yaşatacağı ihtimali aklıma gelmedi. Babası bürokrat bir öğretim üyesinin, babası inşaat işçisi bir asistandan korkacağını hiç düşünemedim.

Benim bildiğim birini rakip olarak gören, gider o kişiden daha iyisini yapmanın mücadelesini verir. Onu engellemeye kalkmaz. Ona çelme takmaz. Onu tehdit etmez. Danışmanlığındaki öğrencilerini su gibi geçirdiği yeterlik sınavından bırakıp okuldan atılması için her yolu denemez. Kendi gibi üretmeyle, alın teriyle alakası olmayan kişileri etrafında toplayıp organize bir şekilde saldırmaz.

O güne kadar hayallerimin gerçekleşme olasılığını sadece benim mücadelem ile doğru orantılı gören ben, gördüm ki hayallerinin peşinden koşanın pusuda bekleyenleri var. Maalesef çok kalabalıklar.

Kalabalık olmaları çelme takmak için bekleyenlerin sayısından kaynaklanmıyor tabi ki. Susup düşüşümü seyretmek için bekleyenler de var. Düşse de görmezden gelsek… Çiğneyerek üstünden geçip gitsek diye hayal kuranlar… Hayal bu herkes kurar ne diyeyim!

Beni bırakmaya yeminli kişilerin jüride yer aldığı ikinci yeterlik sınavıma hazırlanırken annem ve babama bahsettim durumdan. Bilsinler istedim. Sınavdan kalacağım ve okuldan atacaklar. Senet menet bir sürü iş…

Sınav gününün arifesinde beni sınavdan bırakmaya yeminli kişilerden biri rahatsızlanmış, sınava gelemeyeceğini iletmiş. Yedek jüriden bir hocaya yerini devretti son anda. Hayallerimi yıkmaya yeminli kişiler çoğunluğu kaybetti.

Sınav bitti. Beni sınavdan bırakmaya, okuldan attırmaya güçleri yetmedi. Lakin tezimde tiyatro çalışmama da izin vermediler. Tiyatro dışında bir alanda çalışmam şartıyla sınavdan geçtiğimi söylediler. Doktora tezimi yeni danışmanımla roman üzerine yazdım. İnsanlığı, akademik ahlakı, sevgisi, neşesi her şeyiyle örnek aldığım danışmanıma duyduğum vefayı, sevgiyle harmanlı saygıyı son nefesime kadar kalbimde taşıyacağım.

Sınavı geçtiğim akşam telefona sarılıp annemi aradım. Telefonda ilkin “Alo” ile başlar ya konuşma, annem telefonu açtığında bu sözcük çıkmadı ağzından. Belli ki yutkundu. Söyleyemedi. O sessiz kalınca “Geçtim anne!” dedim. Hüngür hüngür ağladı kadın.  “Annemin ağlamasına sebep oldunuz. Bahçeleriniz bahar görmesin!” dedim içimden. Adı beddua mıdır; değil midir bilmem; ama bu cümleyi kuruyorum sürekli. Her şeyi sineye çektim. Annemin gözyaşları içimde yara oldu kaldı…    

Onlar benim hayalimdeki alanda tez yazmama izin vermediler. Bu içime dert oldu. Fakat ben de onların istediği gibi sürekli yalakalık yapan, el pençe divan duran, arkadaşlarını satan, ispiyonculuk yapan biri olmadım. Bu da onlara dert olsun.

Roman üzerine çalışırken “İçimdeki derdi hedef kitleye aktarmanın yolu sadece tiyatro oyunu yazmaktan geçmiyor ki! Neden roman yazmayayım!” diye geçirdim içimden. Tezi savunduktan sonra roman yazmaya başladım ve o roman 17.02.21 tarihinde Gerçek Sanrı başlığıyla yayımlandı. Güzel de oldu. Okuyanların bir daha okumak istediği, övgüyle bahsettiği bir eser olarak raflardaki yerini aldı. 

Ya bir keserle kafalarına vurup fazla acı çektirmeden öldürecektim ya da içten içe kudurup sürünerek ölmeleri için roman yazacaktım… Roman yazdım…

Ne yaparlarsa yapsınlar iyi bir yazar olmamı engelleyemeyecekler. Belki gönderdiğim dosyamın içine bile bakma tenezzülünde bulunmadan doçentlik unvanını vermeyecekler. Fakat ileride herkesin okuduğu eserlerin altında ismi yazan yazarlardan bir olmamın önüne de geçemeyecekler.

Emeklilik zamanlarında hiç emek göstermeden kazandıkları paralarla aldıkları evlerinin bir köşesinde yanan şöminenin az ötesinde oturmuş içkilerini yudumlarken TV ekranlarında, bir zamanlar Allahsızca zulmettikleri kişinin Allah tarafından başarılı bir yazar haline getirilişini izleyecekler.      

Engellemeler aynı türde başka kişiler tarafından istikrarlı biçimde devam ettirilegeldi hayatımda. Şeytanla mı arkadaşlar; yoksa kendileri mi şeytan bilmiyorum. Bildiğim tek şey: Her zaman bir yol var. Hannibal Barca’nın da dediği gibi “Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.” Her zaman muhakkak bir yol var. Yoksa da o yolu biz yapacağız.

Yazarın yeni çıkan romanı ‘Gerçek Sanrı’ adlı kitabı internette tüm kitapçılarda.

Instagram: @yakupyasar11

  

   

   

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
12°
açık
Namaz Vakti 18 Ekim 2021
İmsak 05:23
Güneş 06:42
Öğle 12:39
İkindi 15:53
Akşam 18:27
Yatsı 19:41

Gelişmelerden Haberdar Olun

@