BU ŞEHRİN MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜNÜ BEKLEYEN MAKAM

Ülkenin en  -biYÜK- gazete ve medyasıyla aynı soru işaretinin kuyruğu olabilme şerefiyle şerefyap(!)  olmuşlar hani diyor ya. Malum şahıs için. “İdam İstiyoruz! Asalım Bunları! Meydan da Sallandıracaksın! Kurşuna Dizmek Gerek! Kapatılsın Orası! Yok edilsin burası. Haa unutmadan bişii daha istiyoruz. Hesap versin bu şehrin Milli Eğitim Müdürü. Dahası bu ülkenin Bakan’ı, Başbakan’ı . Hele ki Cumhurbaşkanı.”
           Dedim ya ben demiyorum tabi ki de bunları.  “Hendeğe düşmüş kuş beyinli develer ve kafası kumda gömülü laf anlamaz deve kuşu sürüsü” diyor. Şükür ki havsalam sapla samanı karıştırmaya cak  kadar yerinde. Hem yemek yediği çanağa tükürmeyecek; hem de Aslanımızı çakal sürüsüne yedir meyecek kadar da aklımız başımızda hamdolsun. Dava bitti. Ama içimizdeki ateş sönmedi sönemez. 500 küsur yıl yatacağı ifade edilen o  adi insan müsveddesinin de canı cehenneme.
          Bitmiş mi oldu her şey. Tabi ki hayır. Bu adiyi idam etsen ne. Assanız , kesseniz ne. Gün geçmiyor ki ülkemin 81 İlinde,  sokaklarında, okullarında, yurtlarında hülasa kurumlarında, kuruluşlarında niyeti kötü olmuşların haberi çıkmış olmasın. Ben diyeyim on siz deyin yüzlerce, kadın, erkek, amir, memur, hacı, hoca, öğretmen, baba , dede  adı ve sıfatı her ne olursa olsun bulaşmış olduğu pisliği ortaya çıkan çıkana. Suçlu kim. Tabi ki de deve kuşu sürüsüne kalırsan yapandan ziyade  sanırsın ki Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ve Milli Eğitim Müdürü (!)
          Biz ne Cumhurbaşkanları gördük. Bu milletin ter temiz kızlarına tabiri caizse defolun Arabistan’da okuyun derken; kapalı kapılar ardında vatanı soyup da yurt dışına def olup gidenlerle “Al takke ver külah ”  konulu filmlerde baş rol oynayan. Ne Başbakanlar gördük. Atalarının kanlarıyla sulanan topraklarda kazandığı parayla; güzel ülkemin yeşil Bodrum’u dururken haritada Macar salamı kadar yer tutmayan bir ülkenin bodrumunda  yeşil örtülü kumar masalarına sulanan. Ne Bakanlar gördük güzelim ülkeyi kurda kuşa borçlandırıp, beceriksizliklerini kamusal alanda dindar insanlara yüklemenin zavallılığında en büyük tehlike irticadır saçmalığıyla bu vatanı Amerikan menşeli Derviş’lerin kucağına bizleri taciz edercesine itiveren.
          Ne valiler gördük. Necip milletimizin ter temiz hanımefendilerini, sırf dünya görüşlerinden dolayı okuyamadıkları, çalışamadıkları ve sınava girecek olup giremedikleri mekanlarda her türlü baskı ve tacizi reva görüp yirmi8 Şubat da kadın olarak doğduklarına bin pişman edip  8 Mart da utanmadan kadınlar gününü kutlayan. Hele ki ne  Milli Eğitim Müdürleri gördük bütün işini gücünü bırakıp bu vatan evlatları için alnını terletmek yerine sabi subyanı terletmeye azmetmiş. Hele ki yıl boyunca - 40 dakika güvensiz kaldığımız- o günlerin sözde Milli Güvenlik derslerinde akıl oyunları oynayan ispiyoncuların dümen suyunda ayaklarını yıkayıp milletin alın teriyle yaptığı ter temiz kız ve erkek  yurtlarına mundar ayakkabılarıyla dalarak psikolojik tacizde bulunan.
                   Ben anlamam arkadaş (!) diyor aynen bu zevat (!) Bir yerde eğitimle ilgili kirli bir olay olmuşsa. Ailelerin haberi olmayabilir. Okul müdürlerinin, çevredekilerin, -suçlu ya da mağdur - olayda adı geçen kim varsa öğretmen ya da öğrenci, onların en yakınındaki arkadaşlarının, komşularının, dolmuş şoförünün, kantincinin, çaycının, haberi olmayabilir. Bak seeen! (Çünkü onlar insan). Ama Milli Eğitim Müdürü şüphelenmeliydi(!) Bilmeliydi(!) Anlamalıydı(!) Sezmeliydi(!) Altıncı hissi ne güne duruyor onu kullanmalıydı (!) Dahası tüm okullardaki öğretmen, öğrenci kim varsa gerekirse bir medyumla,  belki de bir müneccimle anlaşıp kötü niyetlileri tek tek tespit edip  ifşa etmeli, tedbir almalıydı (!) Kendisini ziyarete gelen tüm ekipleri edep ve ahlak hassasiyeti olan karakter ölçer  x ray cihazından geçirmeli ve ona göre hak etmeyenleri kendisinin yer aldığı ve alacağı tüm fotoğraf karesinden bir bir çıkarmalıydı ( !) Ziyarete gittiği neresi varsa orda bir hinlik varsa hemen farkına varmalı. Orayı kapatmalıydı.(!) Yok yaaa! Başka numaralarda yapsın ister miydiniz?
                  Düşünsenize bir. Bir adam yıllar boyu çıkıp çocuklarından, ailesinden, anasından ve babasından habersiz, hırsızlık, arsızlık, soysuzluk, namussuzluk yapacak. Kredi kartının limitini, çilingir sofrasında rakı bardağının dibine gömerek onun bunun çoluna çocuğuna  meyledecek. Sonra da çıkıp her şeyden bihaber ailesinden, anasından, babasından hesap soracaksın. Dahası utanmadan “Kadıııın kadın! İstifa edesin hele analıktan, senin evladındı önceden duyup-bilip tedbir alsaydın ana değil misin sensin doğuran, onu bunu bilmem evladının pisliğe bulaştığını sen anlamayacaksın da kim anlayacak” diyeceksin. Bak hele! 
         Başka bir yerde  bir vatan haini herkeslerden gizli uyuşturucu madde üretecek, satacak, sattıracak ama sen diyeceksin ki  işinde gücünde namusuyla çalışan amirine, patronuna ve o adam müsveddeleri ile bilmeden aynı mekan da çalışıp onu adam zannederek geçmişte beraber bir  fotoğraf karesinde yer alan oda arkadaşlarına: “İstifa edin arkadaş. Nasıl olurda anlamazsınız bu adamın ne mal olduğunu diyeceksin.”
     Yazmaya elim varmadı lakin, falan ilde torununa, filan mahallede kız kardeşine beriki şehirde öz kızına meyleden, yeltenen -Allah kahretsin onları ki-  insan müsveddelerinin yediği halt yüzünden garibim habersiz ve ter temiz eşlerine; zevcelikten ;  kardeşlerine kardeşlikten; babalarına da babalıktan istifa edin.İnsan bilmez mi yanı başındaki adamın aklında ne olduğunu diyeceksin. Ha bir de geçmişte beraber çektirdikleri fotoğrafları getirip. Bak, aha beraber çektirdiğiniz resimler. Senin kocan, oğlun, kardeşin vs vs. bileydin de çektirmeyeydin beraber foto diyeceksin. Allah Allah!
          Bilesiniz ki niyetinden, amaçlarından, insanlığından, adamlığından, karakterinden, edebi ve ahlakından bir tek bile - dürüst olan Karamanlının- şüphe etmediği ve etmeyeceği ve her ile nasip olmayan Milli Eğitim Müdürümüz, layıkıyla yaptıklarına şahit olduğumuz görevlerinin süresi dolunca önce kendilerinden razı olacağına inandığımız Mevla’nın takdir ettiği ve bu ülkenin kabul olunmuş duası bir kısım devlet idarecilerinin uygun gördüğü bir zaman diliminde alınlarının akıyla bu şehirden ayrılmış olacaklar.
       Hem benim nazarımda dünyalık bir makam ve mevki beklemeyen ve Allah rızasından başka gayesi olmayan Milli Eğitim Müdürümüzü -hendeğe düşmüş devekuşu sürüsünün istese de anlayamayacağı- o müstesna makam ve makamın sahipleri inancımız ve duamız o ki şimdiden bekliyor olsa gerek. Hangi makam mı?  Tabi ki de varisi olmaya çalıştığı peygamber ve dostlarıyla olma makamı.  Ta ki gerçekleşeceğine şüphesiz   iman ettiğimiz o din  gününde ve de Havz-ı Kevser başında. 
    Ama kimin kime güveneceğini bilemez olduğu günümüz dünyasında müdürümüz gibi iyi adamlar- bazı karakter yoksunlarına ve onların  arsız dostlarına  rağmen- hoş bir sada  bırakarak gün gelip  atına binip başka diyarlara gittiği gün, biz yine kimin nerde ne yaptığını bilmeyecek, yine hırsızdan ve arsızdan bihaber olacak ve yaptıkları ta ki ortaya  çıkana kadar onlarla aynı odayı, aynı sınıfı, aynı lokantayı, aynı yurdu,  hülasa aynı  şehri ve aynı fotoğraf karesini hiçbir şey yokmuş gibi paylaşmaya devam edeceğiz. Ve yaşamaya da  devam edeceğiz ne acı ki  namus bekçiliğine soyunan kimi namussuzlarla aynı ülke de.
        Rabbim şerlerinden korusun ve kimsenin başına vermesin. Ama bir gün olur da  kapalı kapılar ardında zihni bozuk ya da sarhoş bir halde  hata işleyen, yasa dışı işlere bulaşan, kendi ailesine, dostuna yada başka birisine menfurca meyleden , çalan, çırpan, namussuzluk yapan, pis işlerin müdavimi olan sizin babanız, sizin kardeşiniz, sizin çocuğunuz, sizin eşiniz çıkıverirse ne yapacaksınız? Bırakın amirliğinizi memurluğunuzu babalığınızı , anneliğinizi, kardeşliğinizi ve de evlatlığınızı kendinizi sigaya çekip  suç bende, anlamalıydım, sezmeliydim, şüphelenmiştim di aslında diyebilecek misiniz?
        Doğru. Sizin anneniz, babanız, eşiniz, çocuğunuz, oğlunuz, kızınız, ablanız, ağabeyiniz yapmaz değil mi. Ortalıkta dolaşan yüzlerce hırsız, arsız, tacizci, dolandırıcı, pis işlerin alıcısı ve  satıcısı kimin arkadaşı , kimin babası, kimin oğlu ve kimin kardeşi. Sorsaydınız onlar da  aynen sizin dediğinizi diyecek. Benim ağabeyim, babam, oğlum, kızım vs.. vs.. yapmaz/yapmazdı/ nasıl olur da yapar diyeceklerdi/ diyenlerdi/dediler ve demekteler.
          Diyeceğim o ki herkes işlediğinin cezasını görmeli. Amenna. Hem de herkes. Çocukların hayatını karartanlar kadar oturduğu yerden kendi ayıplarına, günahlarına, hatalarına bakmak yerine bir namussuz eliyle Aslanları çakallara yem etme hevesindeki kendine bakmaz namus bekçiliği yapan devekuşu sürüsü de görecektir elbet.  Belki bu dünya da belki de Ru-zi mahşerde kim bilir. Allah büyük öyle ya. Men dagga dugga işte…