Çocuklarımıza Peygamber(S.A.V.)Öğretiyoruz Ama Nasıl Öğretiyoruz? 2

ÇOKLULARIMIZA PEYGAMBER (S.A.V) ÖĞRETİYORUZ AMA NASIL ÖĞRETİYORUZ 2
Her Müslüman için Hz Muhammed’in yaşadığı hayatı bir örnektir. Dolayısıyla çocuklarımız ve gençlerimiz içinde onun hayatı bir örnektir. O halde sağlıklı bir dini algı oluşması çocuklarımızın ve gençlerimizin Hz.Muhammed’in çocukluk ve gençlik dönemlerine ait dönemi daha iyi ve sade bir şekilde öğretmek zorundayız. Bu dönemi anlatırken bir takım olağanüstü olaylar ve çocukların anlayamayacağı bir sürü teferruat yerine sade ve anlaşılır bir şekilde onun nasıl bir çocuk olduğu (örneğin, bakımını üstlenen amcasına yardımcı olmak için nasıl çabaladığını, daha çok genç iken bile insanların nasıl güvenini kazandığı, emin sıfatını bu dönemde kendisine verildiği vs)
Çocuklarımıza gençlerimize Hz. Muhammedîn hayatı anlatılırken çocukluğu ve gençliği üzerinde daha çok durulmalı klasik siyer kitaplarında izlenen yöntemden farklı bir yöntem takip edilmelidir. Örneğin. Soy bilgisi üzerinde çok fazla durulmasının onların dünyasında bir karşılığı yoktur.. Özellikle hemen hemen her türlü merasimlerimizde okuttuğumuz mevlit de bahsedilen olağanüstü durumlar çocuklara onu örnek alabilme konusunda sıkıntılar yayatmakta ve kendilerinden uzak olağanüstü bir insanın hikayesi olarak algılamalarına neden olmaktadır. Kalbinin açılıp temizlendiği ve benzer hikayelerde çocukların hazreti Muhammedî kendilerinden öte kendilerinden uzak bir masal kahramanı olarak algılamalarında yol açmaktadır. Çocuklar ve gençler kendilerine model ve örnek alabilecekleri bir insan yerine kendilerinden asla yapamayacakları şeyleri yapan insan ustu özelliklere sahip olan bir peygamberle karşı karşıya getirip ondan sonra onu örnek almalarını istemek olsa olsa abesle iştigal etmek olur.
Bu konu ile ilgili olarak Hz. Muhammed’in doğmadan önce meydana geldiği rivayet edilen olağan üstü olaylar, (Binlerce yıldır, sönmeyen ateşin sönmesi, sarayın yıkılması vb.) Çocukluğu ile ilgili anlatılan ve başının üstünde devamlı bir bulutun dolaşması, vb. olaylar, ağlayan kütük vb. pek çok örnekten bahsedilebilir.
Günümüzde internet kullanımında yaygınlaşmasıyla özellikle sosyal medyada her önüne gelenin önüne gelen bilgiyi ölçmeden, tartmadan, doğruluğunu hesaba katmadan paylaşması diğer kullanıcılar iletmesi ile birlikte ilginç ilginç gerçekle masalın birbirine karıştığı bilgiler yığını ile maruz kalıyor çocuk ve gençlerimiz. (Bu konuya daha sonraki bir yazımda ele alacağım)
 
Hz. Muhammed’in getirdiği mesajla yakından ilgisi olmayan ve peygamber efendimizi yüceltmek adına uydurulmuş olan bu tur bilgi ve rivayetler bir masal iştahıyla çocuğa anlattığımızda/sunduğumuzda, çocuklarımızı Resulullah (sav) bize örnekliğinden uzaklaştırmış oluyoruz. Aynı zamanda sahih rivayetlerde anlatılan Hz. Muhammed imajı ile ters orantılı bir imaj çiziyor, bu tür bigliler ve sunumlar aynı zamanda da İsra Süresi 59. Ayetle (وَمَا مَنَعَنَا أَن نُّرْسِلَ بِالآيَاتِ إِلاَّ أَن كَذَّبَ بِهَا الأَوَّلُونَ وَآتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُواْ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِالآيَاتِ إِلاَّ تَخْوِيفًا (Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu ayetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.) de uyuşmuyor.
Bu ve benzeri anlatımlar (Resulullah(sav)'ı yücelmek adına uydurulmuş rivayetler). Evet hikaye olarak ilginci olabilir ama . Aynı zamanda Resulullah (sav)'ın bize örnekliğinden uzaklaştırılan anlatımlar. Sahih rivayetlerle de tezat oluşturuyor. Biz bu tür rivayetleri anlattığımızda çocuk şu soruyu sormayacak mı haklı olarak, Bin kişiye yemek yetiyorduysa boykot yıllarında açlıktan insanlar niçin ölmüştür.  Bu rivayetler İbn Sad, İbn Hişam, İbn İshak gibi ilk dönem tarihçilerinin kitaplarında değil onlardan istinsah edilen ve zayıf rivayetleri esas alan sonraki dönem kitaplarda yer bulmuştur. Bu ve benzeri anlatımlarla çocuklarımızda yanlış bir peygamber algısı oluşmakta, onu kendisine örnek alabileceği bir formdan çıkarmaktadır.
Oysa öğretmemiz gereken şey bu tür yanlış anlamaları ve yanlış algılara yol açacak anlatımlardan uzak durmak ve O'nun bizler gibi bir insan olduğunu, kaybettiğinde devesini bulamadığını, hicret edeceği zaman onlarca tedbir aldığını, kırk gün aç kaldığını, yiyecek tasarrufunda bulunamadığını, daha da önemlisi onun en büyük(tek) mucizesinin bu gün tüm insanlarında müşahade etttiği Kur'ân olduğu gerçeğini vurgulayan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Örnekleri çoğaltmak mümkün, hicret esnasında bir sürü rivayet anlatılırken, kendisini öldürecek kadar nefter eden insanların ona ne kadar güvendiklerini (mallarırın emanet ettikleri) ve kendisinin de bakımını üstlenip büyüttüğü ve adeta üzerine titrediği amcazadesi (Hz Ali) ni canını tehlikeye atmak pahasına emanetleri sahiplerine (yani kendisini öldürmeye gelenlere) iade etmek üzere geride bıraktığını anlatmak, ısrarla emin olmanın ne olduğunu kendi hayatlarına kıyaslayarak anlatmak daha doğru olmaz mı.? Çocukları onlarca mucize ve olağanüstü olayla kafalarını bulandırmak yerine “ey çocuğum işte senin peygamberin buydu, sana da onun gibi olmak düşer” demek onun getirdiği evrensel mesajla daha iyi örtüşmez mi?