DUYAN DA ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİNDE YENİLDİK SANIR

Futbol camiasında Jose Mourinho’yu tanımayan yoktur herhalde. Yaptıkları kadar söyledikleriyle de gündem olan Morinho’nun şu sözü tarihe geçecek cinsten bir söz ki nazarımda şiir mesabesinde bir sözdür adeta. Basın mensuplarının kendinize rakip olarak kimi görüyorsunuz sorusuna “Bizim en büyük rakibimiz yedek kulübemiz” diyen Portekizli, futbol dünyasına iyi de bir ders vermişti aslında. Belki de bugünkü yazımın en sonunda söylemem gerekeni en başta söylemiş oldum. Evet, parolanız şampiyonluksa takımınıza en büyük rakip olarak diğer kulüpleri değil yedek kulübenizdeki oyuncuları görmeniz gerekir.

Şampiyonluk parolası ile lige hızlı başlayan ve geride kalan 9 haftada 22 puan toplayan ve 3. Lig 2. Grupta liderliğini sürdüren Karaman Futbol Kulübümüz geçtiğimiz hafta hiç de lidere yakışmayan bir şekilde Ayvalıkgücü Belediyespor’a yenilerek namaglûp unvanı kaybetmiş oldu. Üstelik saha, seyirci ve 2-1’lik skor avantajının üzerine 75. Dakika da 10 kişi kalan rakibi karşısında son anlarda ortaya konan oyun başta Zafer hoca olmak üzere herkesi çilden çıkardı. O kadar ki basın açıklamasının arasına istifa söylemleri bile sıkıştıracak kadar. Yazıya kaldığım yerden devam edeceğim ama aklıma gelmişken 2005 yılında İstanbul’da Milan ile Liverpool arasında oynanan Şampiyonlar Ligi Finali’ni hatırlatıp öyle devam edeyim isterim.

Hani o Ancelotti’nin Didalı, Maldinili, Shevchenkolu, Gattusolu, Crespolu ve Pirlolu efsane takımı Milan’ın ilk yarıda erken bulduğu gollerle 3-0 öne geçtiği maç. Daha doğrusu maçı yorumlayan Fatih Terim’in dahi üç gol birden yiyen Liverpol için “Bu takımın pek uyanacağını zannetmiyorum” dediği Gerrardlı, Xabi Alonsolu, Carragerlı Liverpol’ün ikinci yarıda durumu 3-3’e getirdiği maç. Sonunda ne mi oldu? Penaltılarla Milan’ı eleyerek kupayı kazanan Rafael Benitez’in takımı Liverpool oldu elbette. Bu ve buna benzer geri dönüşlerle doludur futbol tarihi. İyi de bu maç tarafsız bir sahada, Liverpool Milan’ı evinde yenmedi ki diyenlere mevzu o değil cancağızım mevzu başka demek isterim.

Elbette ki Ayvalıkgücü mağlubiyeti kabul edilir gibi değil. Tanıdığım ilk günden bu yana her fırsatta “Herkes kazandığı paranın hakkını verecek” diyen bir anlayışla gecesini gündüzüne katan Zafer Hoca için aslına bakarsanız kimsenin diyebileceği bir şey yok. Yenilgi de Zafer Hoca’nın payı yok denecek kadar azdı oysa. Aslına bakarsanız öyle Iğdır Bölgesi hakemi filan söylemleri de çok da akıllıca değil. Maçı hakem vermedi biz verdik. Maçın 90 dakika olduğunu unutan oyuncularımızın akıl almaz tavrı verdi. Maçın 70.  Dakikasına kadar hocaya ve takıma güvenen seyirci, arka arkaya beklenmedik şekilde yenen gollerin ardından serzenişinde ne kadar haklı da olsa bir tek eleştiriye katılmıyorum o da hocanın gerekli hamleleri yapmadığından yana yapılan eleştirilerdir.

Neden mi?

Geride kalan maçlarda çok iyi bir performans göstererek hak ettikleri yerde olan Karaman Futbol Kulübümüzün, kabul edelim ki yedek kulübesindeyken oyuna sonradan girip maçı çevirecek, oyun tarzıyla takımına oyunu domine ettirecek öyle klas futbolcuları yok da ondan. Doğruya doğru. İlk onbirde görev alan Akın, Kadir, Umut, Orhan ve Ahmet gibi bu lig için kreatif özellikte topçularımız elbette ki var. Ama kulübe için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Daha önümüzde neredeyse 25 hafta var. Kadro derinliğinin yetersiz kalışı yüzünden takımın zorlanmaya başladığı anlarda oyuna girip takımı pozisyona sokacak oyuncumuz ne yazık ki yok şu an. Takım kurulurken neden düşünülmedi diye soracak olursanız. Bu işler öyle kolay olmuyor. Gelenler ve gidenler derken kadro şekilleniyor işte. Kolay olsaydı Süper Lig’in dört büyükleri hiçbir maçta zorlanmazlar, sonradan giren oyuncuları ile çoğu maçı son dakikalarda forse eder işi bitirirlerdi. Sene başında şartlar, gelişmeler ve yaşanan süreç buna müsaade etmiş o kadar.

Peki ya ne olacak?

Olacakları ya da olması gerekenleri ben söyleyeyim size. Ligin ikinci yarısında en güçlü rakipleriyle bütün maçlarını deplasmanda oynayacak olan takımı en iyi tanıyan kuşkusuz Zafer Hoca ve Mehmet Ali Başkan. Çok değil birkaç takviye ile kadro derinli yaratıldığı takdirde inanıyorum ki bu takım şubattan itibaren ligin tozunu attıracaktır. Nerelere takviye düşünülüyor tam bilmiyorum ama maşeri vicdan yanılmaz. Yani tribünlerin ortak ağzı oyunu geriden kurarken takımı sırtlayacak iyi bir 6 numara eksiği olduğundan yana. Hatta ve hatta oyunu iki yönlü oynayabilecek teknik bir 8 numaraya ve oyun anlayışıyla, çalımlarıyla, ara paslarıyla rakip takımın defansını sürklase edecek iyi bir 10 numara’ya ihtiyaç olduğu kesin. Olur da yaş aralığı kontenjan sınırlamasına uygun, fiyatı makul hızlı bir kanat oyuncusu da olsa hiç fena olmaz aslında.

Aslına bakarsanız futbolu bizden çok daha iyi bilen Başkan ve Teknik heyet çoktan hazırlıklara başlamıştır bile. Baksanıza daha ara transfer dönemine girmeden yıldız bir isim açıklandı bile. Dünyaca ünlü teknik adam Pep Guardiola’nın çalıştırdığı yıllarda Bayern Münih takımında yaşı ve takımın yıldızlar topluluğu olmasından ötürü forma şansı bulamamış ama dünyaca ünlü oyuncularla antrenmana çıkma fırsatı bulmuş Sinan Kurt’u Karaman’a getirerek yeni transferlerin sinyallerini vermiş oldular. Ligin ilk devresini en az kayıpla bitiren takımımız, inanıyorum ki sezonun ikinci devresinde bambaşka bir takım olacak ve şampiyonluğu Nisan 2023’e gelmeden ilan edecek.