“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!” dizelerini günümüz toplumu ve aile yapısı için şöyle uyarlayabiliriz:

“Aileyi düzelt, düzelmezse toplum utansın, dünya utansın”.

Aile bir toplumun çekirdeğidir. Bu çekirdeklerden çıkan filizler, fidanlar ve ağaçlar ki toplum ormanını oluşturmaktadır. Toplumun ekonomik ferahının yüksek olması ve yeni evlerin sağlam yapılarla yapılması toplumun geleceğinin de aynı sağlamlıkta ve ferahlıkta olacağı anlamına gelmez. Bir toplum için çekirdeğinin çürümüş, ezilmiş ve çekirdek vasfını kaybetmiş olması ile beraber toplumun kapısına üzüntü çanları asılacak ki gün be gün bu ses yüksek perdelerden yankılanacaktır.

Erdemli olması temenni edilen bir toplumun çekirdeğinin özü olan çocukların yetiştirilmesi ve ilerde toplumda etkin ve yetkin bir birey olarak yer alması çok önemlidir.   Erdem toplumunun çocukları sadece bilgi ile donatılmamalı; ahlak-kültür ve tarih bilinci ile birlikte yetişmeleri sağlanmalıdır. Bu yetişme ile birlikte hayatlarında sadelik ve tutumluluk olmalı; ancak bu cimrilik çizgisine geçmeyip aynı zamanda cömert olmalarını sağlamalıdır. Onların telaffuzlarında asla “ben” olmamalı daima “biz” olgusu ön planda olmalıdır. Hayır işlerinde yarışmalı şer işlerden kaçındıkları gibi kötülüklere yaklaşanları sanki kendileri yaklaşmış gibi uyarmalıdırlar. Kalpleri bir ipek kadar yumuşak olmalı ve her eşyaya merhamet-lütuf nazarıyla bakmalı lakin o yumuşacık kalp kendine, ailesine ve de toplumuna yönelecek insanlık dışı saldırı ve müdahalelere bir sert kaya gibi tunçlaşabilmelidir.

Bu kalbin merhameti sadece insanla sınırlı olmayıp can taşıyan her canlıya yansımalıdır.

Toplum bir bina ise her aile bu binanın birer taşıdır. Binanın yıllara ve yüzyıllara meydan okuyabilmesi için sağlam taşlardan ve bu taşların birbirine sıkıca kenetlenmiş olması gerekmektedir. Bu binanın en önemli bölümü olan mahrem cephesi her yönden korunmalıdır.

Toplumun kanayan yarası olan, kamu malına zarar, faizcilik, çıkar, şöhret sevdası, kısa yoldan zengin olma, üretmeden tüketim, kardeş kavgası gibi üzerinde olumsuzluk bulunduran her durum ve eylem bu binaya yaklaşmadan sürekli bu dış tehditleri gözleyen gözcüler tarafından bertaraf edilmelidir. Bu bertaraf ediş ebeveynlerden başlamak üzere toplumun her kesiminden gerekli işbirliği ve koordinasyonla sağlanmalıdır.

Derin tarih ve kültür birikimine  sahip toplum, hayatın her alanında “dürüstlük-çalışkanlık –saydamlık ve erdem” temelinde yükselmiş dört burçlu  kalesinden hırsızlık,arsızlık, tembellik, haksızlık, zina ve fuhşiyat, serserilik gibi insan onur ve erdemine yaklaşmayan tüm bu fenalıkları kovmalıdır.

İşte bu negatif unsurlar kovulduğunda düşkünler, garip gurebalar, yaşlılar, engelliler, dullar, öksüzler ve yetimler bu kalenin şefkat odasına alınmalı bunlar hiç kimseye ezdirilmemeli, herkesten önce düşünülmeli ve korunmalıdırlar.

Erdem zırhını giymiş toplumda gazetelerin 3. sayfa haberleri olmayacak ve erdem toplumun her bireyinin tutum ve davranışı manşet olmaya namzet olacaktır.

Ne mutlu ki bu zırhı giyme çabasında olan ve giyebilene…

Mehmet BAŞTUĞ

Eğitimci-Yazar