banner464

Prof. Dr. Doğan: “Nişanlılıkta da hukuki yaptırımlar var”

ERÜ Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Doğan, Türk Medeni Kanunu (TKM)’na göre, nişanlılığın sona ermesi durumunda, aynen evlilikte olduğu gibi hukuki bir yaptırımların ortaya çıktığını söyledi.Erciyes...

Prof. Dr. Doğan: “Nişanlılıkta da hukuki yaptırımlar var”

ERÜ Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Doğan, Türk Medeni Kanunu (TKM)’na göre, nişanlılığın sona ermesi durumunda, aynen evlilikte olduğu gibi hukuki bir yaptırımların ortaya çıktığını söyledi.Erciyes...

22 Kasım 2017 Çarşamba 16:49
13 Okunma
Prof. Dr. Doğan: “Nişanlılıkta da hukuki yaptırımlar var”

ERÜ Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Doğan, Türk Medeni Kanunu (TKM)’na göre, nişanlılığın sona ermesi durumunda, aynen evlilikte olduğu gibi hukuki bir yaptırımların ortaya çıktığını söyledi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (ERREM) tarafından düzenlenen Evlilik Okulu seminerinin bu haftaki konuşmacısı Prof. Dr. Murat Doğan oldu. Sabancı Kültür Sitesi’nde düzenlenen ‘Aile ve Evlilik Hukuku’ konulu etkinliğe, Prof. Dr. Doğan’ın yanı sıra, ERREM Müdürü Öğr. Gör. Mustafa Atak, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Prof. Dr. Murat Doğan, TKM’ye göre hukuki bir müessese olarak ifade edilen ve kadın ile erkeğin karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulundukları hukuki işlem olarak tanımlanan nişanlılıkta da aynen evlenmede olduğu gibi tarafların bir takım hukuki hakları ve yükümlülükleri bulunduğunu ifade etti. Tarafların en önemli yükümlülüğünün evlenmeyi gerçekleştirmek olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, diğer yükümlülüklere dair şunları söyledi:

“Maddi-manevi tazminat hakkı dahi doğar”

“Sadakat ve yardım yükümlülüğü de bir diğer yükümlülüktür. Bu hüküm nişanlılığın hukuki bir müessese olduğunu gösteren en önemli maddelerdendir. Nişanlılık süresi içinde de, nişanlılar asla ve kat’a birbirlerine duygusal ve cinsel olarak sadakatsizlik yapmamak zorundadırlar. Nişanlılık haksız sona erdi ise karşı taraf maddi manevi tazminat isteğinde bulunabilir. Maddi tazminat kapsamında nişan töreni, düğün salonu kiralanması gibi evlenme hazırlıkları olabilir. Manevi tazminat ise nişanın bozulmasından dolayı nişanlılardan birinin kişilik hakları ihlal edilmişse; mesela aldatma ya da başkasıyla evlenerek nişanı bozma gibi hallerde manevi tazminat talep edilebilir. Maddi ve manevi tazminat, her iki halde de kendisinden tazminat istenenin kusuru olması lazım.”

“Hediyeleri iade etme de hukuki bir yükümlülüktür”

Nişanlılığın, evlenme dışında herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda, tarafların hediyeleri verme yükümlülüğü olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “TKM 122. maddeye göre bu, nişanlılardan birinin diğerine ya da nişanlının anne-babası ya da onlar gibi hareket edeninin diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışında hediyeler olarak tanımlanır. Alışılmışın dışındaki hediyeden de nişanlılık nedeniyle verilen ve tarafların ekonomik durumlarını göz önünde bulundurduğumuzda normal şartlarda verilmeyecek, tarafların kendilerini zorlayarak verdiği hediyeleri anlıyoruz” dedi.

“Klasik görücü usulünün TKM’de yeri yok”

Prof. Dr. Doğan, ayrıca TKM’ye göre bir erkek ve bir kadın arasında gerçekleştirilecek olan nişanlılık sürecinde, bir tarafın karşı tarafa iradesini alenen ifade etmesi ve karşı tarafın da bunu beyan etmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, klasik görücü usulünün TKM’de yeri olmadığının altını çizen Prof. Dr. Doğan, “Temsilci ile haberci farklıdır. Biriyle nişanlanmaya, evlenmeye karar verdiğinizde bir haberci vasıtasıyla, evlenmek istediğiniz kişiye haber gönderebilirsiniz. Bu şekilde olanı doğrudur. Aksi takdirde, annenize ‘Bana uygun bir kız bul ve nişanlanmamı sağla’ demek doğru olmaz. Bizzat, mutlaka kişinin kendisinin bu konudaki iradesini karşı tarafa iletmesi ve onun da kabul etmesi gerekmekte” diye konuştu.

“Dünyanın hiçbir ülkesinde aynı cinslerin evliliği kanuni değil”

Prof. Dr. Doğan, son olarak, ne Türkiye’de ne de dünyada aynı cinsten evliliklerin hukuken geçerli olmadığını söyledi. Medyaya yansıyan bu tür haberlerdeki evliliğin aslında, ilgili ülkelerin hukukunda ‘hayat ortaklığı’ şeklinde tanımlandığını dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bizim hukukumuzda aynı cinsten olan kişilerin evlenmesi mümkün değil. Bazen yurt dışından bazı haberleri görüyoruz. Bazı ülkelerde, mesela Almanya’da, İsviçre’de, Hollanda’da ve saire, bunlara ‘evlilik’ denmiyor, ‘hayat ortaklığı’ olarak adlandırılıp bir yere tescil ediliyor. Evlenmeye benzer şekilde bir takım haklar sağlanıyor, mirasçılığa kadar. Ama bizim şu anda toplumumuzun ahlak anlayışı bakımından böyle bir evlilik türü hukuken de mümkün değil. Yakın vadede de bunların kabul edilmesi öngörülmüyor” ifadelerini kullandı.
Yorumlar

banner480