banner877

banner919

27.09.2021, 08:47 420

HAYALLER VE UMUTLAR

Konuşma yapmak üzere kürsüye davet edildiğinde ünü ülke geneline ulaşmış bir yazardı artık. Yıllardır çalışma odasında kitaplığının en görünen kısmında tuttuğu Martin Eden adlı romanın aynı isimli başkişisi ile benzer bir sürecin zirvesindeydi.

Jack London tarafından kaleme alınan roman, yazarın otobiyografik eseri olarak anılsa da anlatının sonunda Martin’in yazarlığın zirvesindeyken intihar edişi yazarın kendi yaşamıyla ilgisiz görülmüş ve garipsenmiştir.

Garipsenmesi Jack London’ın öz yaşantısıyla uyuşmamasından kaynaklanmıyor doğrusu. Böyle bir finali hiçbir okur, başarı örneği olarak gösterilebilecek bir mücadeleyi konu alan romana yakıştıramamaktadır.

Kürsüye çıktı. Hınca hınç dolu salonda kalabalığa seslenmeye başladı:

Hayatımı hep hayal kurarak sürdürüyorum. Hayal kurmadığım gün yok denecek kadar az. Çocukluğumda çevremi tanımaya başladığım günden beri düşlere dalarım. Hayal denen gerçekdışılık benim yaşamımın büyük bölümünü oluşturmakta...

Dünyanın en güzel kıyafetlerini hayalimde giydim. En güzel başarılara hayalimde eriştim. En kalabalık alkışları hayalimde duydum. Âşık olduğum kızı en güzel, hayalimde öptüm. Sevmek, sevilmek, mutlu olmak nedir hayalimde duyumsadım.

Hayatımın her anında var oldu hayallerim. Hiçbir şeyi düşün gerçekdışılığına hapsedip bırakmadım. Hayalimde olan birçok şeyi gerçeğe dönüştürmek için gerçekçi planlar yaptım. Planlarımı hayata geçirmek için mücadele verdim, çalıştım, çabaladım.

Hayalimi süsleyen bir şeyin gerçeğe dönüşmesi için gerçekçi çabalar gösterdim. Olan oldu; olmayan olmadı. Evet. Birçok şey hayalimdeki gibi kaldı. Gerçekleşmedi. Gerçeğe dönüşmedi. Gerçekleşenlerin mutluluğunu yaşamakla eş zamanlı sürdürdüm hayal kurmayı.

Gerçeğe dönüşmeyen ve düşümün bir parçası olarak kalan ne varsa hepsinin içimde bıraktığı duygunun gerçekliği ile daha güçlü bir şekilde devam ettim çalışmaya. Gerçekleşmeyenler hayalimde var olmaya devam etti. Her şey hayal ürünüydü belki; ama duyguları gerçekti. Gerçekleşse aşağı yukarı benzer duyguları yaşamama vesile olacaktı hepsi.

Zamanla gerçekleşip gerçekleşmemesi ile ilgilenmemeyi öğrendim birçok şeyin. İçimdeki duyguya odaklandım. O duygunun gerçekliğinde inşa ettim tüm hayallerimi. Zamanla uyumlu, herhangi bir zamana endeksli hayaller kurmadım açıkçası.

Hep “bir gün” ile başladı hayallerim. “Bir gün” belirtisiz zamirindeki zamanın belirsizliğinde var oldu her şey. Düşlerimin içerisinde her daim “Bir gün” olacak diye kurduğum düşlerin henüz gerçekleşip gerçekleşmemiş olmasıyla ilgilenmedim. Çünkü hayattayım ve tümü olmasa da birçoğu “Bir gün” gerçekleşebilir.

Bu umudu diri tutmaya çalışıyorum çocukluğumdan beri. Herhangi bir zamana bağlı olmayan düşlerim ben nefes alıp verdiğim sürece var olacak ve ben onlar bir gün gerçekleşecek hayali ile yaşamayı sürdüreceğim.

Bu sadece benim için değil herkes için böyle olmalı. Adına hayal kırıklığı dediğimiz şey esasen bir zamana bağlı kıldığımız hayalimizin o zaman gerçekleşmemiş olmasıyla ilgili. Zamanı henüz gelmemiş hayallerin gerçekleşmesini bekleme yanılgısı, bahsini ettiğim duygunun karanlığına hapseder bizi.

Böyle bir esaretin altına girmemek için zamansız düşlere yelken açmalı, önce hayalimizde gerçekleştirmeliyiz her şeyi. Sonrasında gerçekçi planlar ile adım adım ilerlemeliyiz. “Bir gün gerçekleşecek” umudu ile sürdürmeliyiz yaşamı.

Gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilinmez. Bu iki olasılıktan birinin olup olmaması değil ki mesele. Asıl mesele son nefesimize kadar umut etmekte. Umudu terk etmemekte… Her nefesi umutla alıp vermekte…

Kürsüden indi. Salonu inleten alkışlar eşliğinde kendisine ayrılı yere doğru yöneldi Edip YILMAZ. Alkışlar karşısında yaşadığı mahcup edayla herkese bir tebessüm attı ve yerine oturdu. Yıllar önce hayalinde öptüğü kız, büyümüş, arkalarda bir yerde elinde yazarın yeni romanı, imzalatmak için sırasını bekliyordu.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Namaz Vakti 26 Ekim 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı

Gelişmelerden Haberdar Olun

@