KISKANÇLIĞIN EN TATLI AMA BAZEN DE ACI HALİ!

Sevgili okuyucularım, kıskançlık hepimizce bilinen kötü ve insanları birbirlerinden uzaklaştıran keskin bir iç huzursuzluktur. “Dünyada en huzursuz kimse, gönlünde kıskançlık ve kin tutan kimsedir.“ Bu sözden de anlayacağımız gibi gönlünde kin ve kıskançlık olan kişi huzura eremez. Ancak size bugün kıskançlığın en tatlı ama bazen de acı halinden bahsedeceğim. Tahmin edersiniz ki bu kardeş kıskançlığıdır. Kardeş olmak hayatımız boyunca bize sosyal, bilişsel açıdan besleyen en önemli bağlardan bir tanesidir. Kardeş demek iki zıtlığın birleşimi, aynı zamanda da eş sesli bir kelimedir. Kardeşlik ilişkisi olumlu özellikler barındırdığı gibi olumsuz özellikler de barındırır. Peki, bu kıskançlık nasıl oluşur, neler etkiler ve ebeveynler neler yapmalıdır bunlara bakalım?

Eve yeni bir bireyin gelmesi ve bu yeni gelen kişinin anne ve babaya çok ihtiyacının olması kıskançlık duygularının gözükmesine sebep olur. Çocuklar çeşitli şekillerde bu kıskançlığı gösterirler; kabuslar, altın kaçırma, parmak emmek, tırnak vb. Ancak hep de olumsuz olmaz bazı zamanlar olumlu tepkiler de gözükebilir. Kardeşler arasındaki problemlerden bir tanesi ise kardeş sırasıdır. Kardeşler arasındaki ilişkilere, ailedeki psikolojik doğum sırasına ve konuları da kıskançlık konusunda önem arz eder. Örneğin ilk çocuktan anne baba çok beklenti içerisindedir. İkinci doğan çocuk ise büyük kardeşini çoğu konuda geçmek için çaba sarf eder. Diğer bir durum ise anne baba tutumudur. Anne babalar çocuklarına bunu açıklayıp yeni gelen bebek için sade törensiz bir şekilde kutlama yapmalıdır. Önceki çocuğunuza bağımlı hareket etmeyi bırakılması doğru olacaktır. Yeni evin yeni üyesine, büyük kardeşin dikkatini çok çekmeden alışveriş yapılması ve bebeği sevdirme (Bak kardeşin abisini çok seviyor vb.) faaliyetleri yapılabilir. Bebek doğduktan sonra ise çocuğunuz annesinin hasta halini görmemelidir. Çünkü yeni gelen bebeğin bu duruma sebep olduğunu düşünüp bebeği suçlu görmesine sebep olabilir. Ancak tüm bu dikkat etmelere rağmen yine kıskançlık olabilir. Bu ise yadırganmamalıdır. Kardeş kavgaları konusunda ise aileler kavgalar çok şiddetli değilse müdahil olmamalıdır. Eğer şiddetliyse kim haklı kim haksız ayrımı yapmak yerine ortak bir çözüm üretilmelidir. Çünkü bir tarafı sen haksızsın sen haklısın olarak ayırmak çocuklarınızı birbirine karşı içten içe öfke duymalarına sebep olabilir. Ve en önemlisi ise çocuklar arasında kıyaslama yapmamak altın değerindedir. Aileler her çocuğun farklı özelliklerle dünyaya geldiğini kabul etmelidir. Eğer kıyaslamaya gidilirse çocuklar arasında iyi çocuk (başarılı, anne ve babanın isteklerini yerine getiren vb.) , bir de kötü çocuk( anne ve babasının sözlerini dinlemeyen, diğer çocuğa göre daha başarısız vb.) . Bunu yaparsak çocuklarımızı birbirinden ayrıştırmış oluruz. Bu da birbirlerine haset ve kıskançlık duygularını perçinler. Kıskançlığı yenmenin en önemli yolu ise çocuğunuza empati özellikleri kazandırmaktır. Empati bildiğimiz gibi karşıdaki kişinin yerine kendimizi koyabilmektir. Hayatımızın her anında bizleri etkileyecek bu durum kıskançlık konusunda da çocuklarımıza bir nevi kalkan görevi görecektir. Empati, güven inşa eder, iletişimi güçlendirir. Kardeşlerin birbirlerini anlayıp tek yumruk halinde birlikte hareket etmelerine sebep olacaktır.

Sonuç olarak kıskançlığın birçok sebebi olmasına karşın bu durumu pekiştiren durumlar vardır. Ebeveynlerin bu durumları tespit edip kıskançlık duyguları çok ileri düzeye ulaşmadan bir çare bulmalıdırlar. En çok etkileyen ise anne babanın tutumu ve kıyaslamadır. Ebeveynler çocuklarının biriciklik özelliklerini baz almalıdır. Aynı ailenin çocuklarının aynı çevrede şekillendiği varsayımının yanlış olduğunu ve her çocuğun psikolojik durumunun farklı olduğu düşünülmelidir. Ebeveynler kıskaçlığı arttıracak etmenlerden kaçınmalıdırlar. Çünkü kardeşlik demek“ Anne babadan kalan, en önemli mirastır.“ Ancak tüm uğraşlara rağmen bir sonuç alınamıyorsa ve kıskançlık ileri bir düzeye ulaşırsa bir uzmandan yardım alınması en doğrusu olacaktır.