banner877

banner896

banner590

12.07.2021, 08:15 271

PELE

İşten dönen Hüseyin kapıda kendisini dünyanın en güzel gülümsemesiyle karşılayan eşi Ümmühan’ın gözlerine teslim edip yorgunluğunu öyle girdi içeri.

Fabrikanın isi pisliği üzerine sindiğinden her akşam eve girer girmez duş alır öyle otururdu sofraya. Duştan çıktı. Kıyafetlerini giydi.

Sofrada biri eksik…

Hüseyin: Ali nerde?

Ümmühan: Maçı vardı bugün!

Hüseyin: He ya! İşten izin alamadım. Bana da “İzlemeye gel!” demişti. Şu patron var ya! Ulan 2 saat izin verse sonra mesaiye kalırdım. Vermedi.

Ümmühan: Tamam canım! Sonraki maça gidersin.

Hüseyin: Sonra da izin vermez ki!

Ümmühan: Yemek nasıl olmuş?

Hüseyin: Olmamış!

Ümmühan: Nasıl?

Hüseyin: (Gülümser) Şaka şaka! Elinden ne olsa yerim! Senin elin değince güzelleşiyor her şey!

Ümmühan: (Utangaç bir gülümsemeyle) Nerden buluyorsun bu lafları?

Hüseyin: Ben bulmuyorum. Sen veriyorsun!

Kapı zili çalmaya başladı. Biri hem zile basıyor hem de kapıyı yumrukluyordu. Ümmühan telaşla açtı kapıyı. Gelen Ali’ydi. Bir hışımla daldı içeri. Spor çantasını yere attı. Sofrada kendisine bakan babasına söylenmeye başladı:

Ali: Senin yüzünden… Her şey senin yüzünden berbat oldu baba! Aldığın kramponlara bak ya… Böyle âdi ayakkabı mı olur! Ne topu ayağımda tutabildim ne de gol atabildim. Ben sana demedim mi o vitrindekini al diye! Seni hiç sevmiyorum baba!

Ümmühan: Oğlum! Sakin ol bakayım! Babana sesini yükseltme!

Ali: Ne sakini anne ya… Maça da gelmedin zaten… Herkesin babası oradaydı. Oynayacağım… Oynayacağım da tribüne bakıyorum. Yoksun…

Babasının sessiz ve hüzünlü bakışlarının ağırlığı altında ezileceğini anlayınca susup dışarı attı kendini. Bahçenin bir köşesinde duran irice taşın üstüne oturdu. Biraz sonra yanına geldi babası. Oturdu.

Hüseyin: Ali! Oğlum! Anlat bakalım! Ne oldu?

Az önceki siniri tatile çıkmış bir dinginlikle konuştu Ali:

Ali: Ya! (Derin bir iç çekti) bugünkü maçı izlemeye Ahsen de geldi… Şu bizim okuldaki kız… Maç sırasında golü Efe atınca tribüne koştu. Gol sevinci sırasında Ahsen ona sarıldı. Aslında ben birkaç pozisyon yakaladım ama top ayağıma mı oturmadı… Bir şey oldu atamadım golü… Efe’nin ayağında marka bir krampon vardı. Soyunma odasında baktım. Babası çok pahalıya almış. Sonra kendimkilere baktım. Herhalde dedim ben bu kramponlar yüzünden golü atmayı başaramadım. İşte öyle düşününce sana kızdım… Sinirimi senden çıkardım baba! Özür dilerim… Kızdın mı bana?

Hüseyin: Yoo kızmadım! Üzüldüm biraz; ama geçti. (Ali’nin başını göğsüne dayayıp sarılır ona)

Ali: Hayat ne garip di mi baba! Bir şeyi çok istersin. O olmayınca da hıncını en sevdiğinden çıkartırsın. İnsan en çok sevdiğine kızar; en çok onu kırar; en çok onu üzer.

Hüseyin: Tamam artık! Ağlatacaksın beni ha! Nerden buluyorsun bu lafları? Kime çektin oğlum sen?

Kafasına bir fiske vurunca gülmeye başladı ikisi de. Kapı eşiğinde onlara bakıyordu Ümmühan. Gözleri buğulu… Gülüşlerine tebessümle eşlik etti.

Ali: Sence bir gün o golü atar mıyım baba?

Hüseyin: Golü atar mısın bilmem; ama ben seni her zaman çok seveceğim oğlum… Patrondan izin istedim. Vermedi. Asıl sen kusura bakma! Gelmeyi çok istiyordum. Krampona gelince bu ay mesaiye kalırım. Arkadaşlara söylerim. Sıralarını bana verirler. Önümüzdeki ay en iyi kramponu alırız.

Ali: Yok yok alma. Kramponum var benim. Mesele krampon değil. Biliyorum. Mesele Ahsen… Neyse ya… İş kramponla bitseydi Pele dünyanın en iyi futbolcusu olur muydu? Çıplak ayakla top oynayarak gelmedi mi o günlere!

Ümmühan: Gol atmayla uğraşacağına Ahsen’e gidip onu sevdiğini söylesene oğlum!

Ali: (Alaycı bir ses tonuyla) Hakket ya! Onu hiç düşünmemiştim!

Ümmühan: Namazını kıldın mı bakayım?

Ali: Annem de var ya! Hemen “Namazını kıldın mı?”.  He kıldım anne… Gol atamadım. Golü Efe attı. Ahsen ona sarıldı. Ben de gidip namaz kıldım.

Ümmühan: Onlarla namazın ne alakası var anlamadım!

Ali: Ben namazlarda sürekli Tin suresini okuyorum ya! İçinde Ahsen geçiyor… “Ahseni takvim”…

Hüseyin: Yuh! Sen sırf içinde Ahsen var diye mi sürekli o sureyi okuyorsun?

Ali: Evet

Ümmühan: Dini aşkına niye alet ediyorsun oğlum?

Ali: Herkes dini her şeye alet ediyor. Bırak ben de aşkıma alet edeyim!

Üçü de kahkaha atmaya başladı. Birbirlerine sarılıp sofraya doğru ilerlediler. Tencere devrilmiş tavuk etinden geriye kemikler kalmıştı. Karnı şişik bir köşede diliyle dudaklarını yalarken buldular Pele adlı köpeği.  Herkes şaşkın!

Hüseyin: Bak! Gol dediğin böyle atılır işte!

Evin duvarlarında yankılandı kahkahaları. Pele’den kalan artıklarla doydular o akşam. Sonra da sonu huzurlu biten günün akşamında uykuya daldılar…

Ali rüyasında önünde top kaleye doğru koştuğunu gördü. Kale arkası tribününde Ahsen… Golü atıp tribüne koşmanın hayali ile son sürat sürdü topu. Ceza sahasına yaklaşır yaklaşmaz şutunu çekti ve gol oldu. Ali Ahsen’e sarılabilmek için hızlıca tribüne doğru ilerledi. Ahsen çoktan ayağa kalkmış, sahaya doğru koşmaya başlamıştı. Onu koşarken görünce daha bir heyecanla koşmasını sürdürdü Ali. Ahsen onu es geçip hemen arkasında koşan Efe’nin boynuna attı kendini. Ahsen Efe’nin boynuna öpücük kondurdukça Ali kendi boynunda ıslaklık hissetti. Birden açtı gözlerini. Pele tepesine dikilmiş uyanmasını istercesine boynunu yalamaya koyulmuştu.   

Yazarın yeni çıkan romanı ‘Gerçek Sanrı’ adlı kitabı internette tüm kitapçılarda.

Instagram: @yakupyasar11

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
28°
açık
Namaz Vakti 02 Ağustos 2021
İmsak 04:08
Güneş 05:43
Öğle 12:59
İkindi 16:47
Akşam 20:04
Yatsı 21:33

Gelişmelerden Haberdar Olun

@