banner877

banner919

banner928

banner957

banner975

13.12.2011, 10:54 606

‘SENİ NE İHTİYARLATTI?’

 ‘SENİ NE İHTİYARLATTI?’

‘Seni ne ihtiyarlattı?’ kitabı KMU Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Abdullah HARMANCI hocanın Profil yayınlarından çıkan son öykü kitabının adı. Kitabı benim için anlamlı kılan iki husustan birisi öykülerden bazılarını daha önceden okumuş olmam. Diğeri ve benim için daha önemli olanı ise yazarın ‘Mahalle Mektebi’ hatırası olarak not düşüp, şahsım için imzalayıp takdim etmiş olmasıdır.
Kitapları alır okuruz. Onların bizler için muhakkak ki bir anlamı vardır. Ancak bazı kitapların değeri/anlamı daha büyüktür. Bir söyleşi, bir konferans sonrası ya da bir fuar etkiliği ya da bir imza günü münasebetiyle yazarla buluşup kendimiz veya yakınlarımız için imzalattığımız kitaplar gibi. Böyle bir etkinlik sonrası yazarla görüşmenin ve kitabını imzalatmanın hazzı elbette ki farklıdır. E bir de bizzat yazarın şahsınız için imzalayıp takdim etmesi söz konusu ise bu hazzın boyutunu artık siz takdir edin. 
Kitap tabiri caizse bir çırpıda okunan cinsinden. Hayatın içinden izler taşıyor. Üslup yerinde ve akıcı. Bakın sizce de öyle değil mi?
‘Kitaplar ve çiçekler’
‘…Odamı, kitaplarımı, Afrika menekşelerimi, barış çiçeklerimi, kauçuklarımı, sıklamenlerimi, Hamit’i, Haşim’i, İsmet’i, Necatigil’i öylece bırakıp fakülteden çıktım. Arabama bindim. Kampüsten çıktım. Nereye, nereye, nereye, diye bağrışan bir yığın insan vardı sanki çevremde, bir koku duyuyorum diyordum, o kokunun geldiği yara gidiyorum, bir rüzgar değiyor tenime, o rüzgarın estiği yere gidiyorum, Allaha ısmarladık, haydi dostlar, ben artık gidiyorum, elveda çiçeklerim ve kitaplarım, elveda kitaplarıma vuran altın rengi ikindi güneşi, elveda…’
‘Makara’
‘… Bir gün herkes televizyon izlerken, bir çılgınlık yapmak istiyor.Televizyonun tam önüne bir sandalye atıp, sırtını televizyona, yüzünü salona dönüp biraz da beni izler misiniz, diyecek. Kollarını göğsünde kavuşturacak ve buyurun bakalım çocuklar, diyecek. Ne kadar imkansız gözükse de, uzun süre içinde gezdirdiği bu hayalin gerçek olabileceği geliyor aklına. Bundan korkuyor. Ayyy baba ne duygusalsın sen, diyecek Semra. Bunun adı duygusallık değil kızım, tuhaf olan ben değilim kızım, hey kızımmm, canım kızım, canıma basamadığım kızım…’
‘Pencere’
‘… Öyle her kooperatife gidip paranı yatıramıyorsun. Dolandırılan dolandırılana. Derken bizim oğlan çıktı geldi bi gün. Baba bak bu başka, dedi. Her sene üç blok teslim, kime çıkarsa kurada, onlar kira tazminatını ödeyecek, oturacak, dedi. Ne çıkarsa bahtına, belki hemen bu sene oturacağız, belki sürecek bir beş sene. Müteahhit de yok, yüz de on iki payı da yok, verdiğimiz doğrudan harç olacak, tuğla olacak, dedi. Bizim hanım istihareye yattı. Ertesi gün kahvaltıda hayır olur inşallah, apak çocuklar gördüm, dedi. Beklemedim, gittim, çocuğun parasını kooperatife yatırdım. Allahtan hayırlısı, dedim…’

‘Bahar olup gökyüzüne karışacaksın’
‘…Lise yıllarında, babasının dükkânında çalışırken kazandığı tüm paraları, kuruşuna bile dokunmadan kitapçılara dökmüştü. İçin için bilirdi ki, okumaktan, öğrenmekten, meraktan ziyade, bir nesneye sahip olmaktı onunkisi.  Biriktirmek denen o kahrolası şeyin ruhuna verdiği hazdı. Okumak, öğrenmek, bilmek, bulmak, doğrusu pek de önem vermediği şeylerdendi. En azından o zamanlar da böyleydi bu. Belki de hep böyle olmuştu. İçinde hep işleyen, ama hep işleyen bir yara gibiydi bu ‘‘belki’’.
‘Ötegeçe’
‘… Sol yanağındaki gamzesiyle bütün bütün güzelleşen şu esmer yüz, caddedeki insanları ekabirce süzüyor, aşağıdaki onca insanı güzelliğiyle ve büyüklüğüyle eziyordu. Tıpkı benim yaptığım gibi, diye mırıldandı. Şiir yazmayan herkesi küçümserdim. Yanlarından geçip gittiğim insanları, beni kutsamadıkları için! yadırgadım. Kendimde bir ‘‘renk’’ gördüm. Farklı olduğum zehabına kapıldım. Senelerce her sabaha şiir yazma umuduyla uyandım. Ve işte şu kadar yıldır en çok da bu sabah, en çok da bugün, şiiri kesin olarak bırakmaktan başka bir umut taşımıyorum…’
‘Seni ne ihtiyarlattı?’
‘…Seni ne ihtiyarlattı?
-‘‘Beni Hud Suresi ihtiyarlattı?’’
-Hud mu? Hud da nedir?
-‘‘Elif lam ra… Öyle bir kitaptır ki bu…’’
 Birkaç öyküden kısa alıntılar yaptığım kitabı bir an evvel alıp okumanızı dilerim. Hocama da başarılar. Yeni kitaplarını bekliyoruz. Kalemine sağlık.
 M. Abdulkadir YUSUFOĞLU.
  
Yorumlar (1)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Metafor 10 yıl önce
Karaman'da yanıbaşımızda duranlardan bihaberiz. Abdullah Harmancı'yı bir kaç ay önce tanıdım. Öykülerini keşfetmekten mutluluk duydum ayrıca da imzalı kitabım elimde şu anda... Yolu açık olsun...
Namaz Vakti 29 Mayıs 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı

Gelişmelerden Haberdar Olun

@