TEHCİR Mİ SOYKIRIM MI?

Buyrun siz karar verin;

Bilindiği gibi I.Dünya Savaşı başlarında Ermeniler, bağımsız bir devlet kurabilmek amacıyla Anadolu’nun birçok yerlerinde isyanlar çıkarmışlardır. Aslında Ermeni isyanları I. Dünya Savaşı öncesinde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan bazıları Erzurum Olayları (1890), Bâbıâli Baskını (1895), Zeytun İsyanı (1895), Van İsyanı (1896), Osmanlı Bankası Baskını (1896), İkinci Sason İsyanı (1904), Yıldız Sarayı Suikastı (1905) gibi…

Ermeniler, Osmanlı ordularını hem cephe önlerinde hemde cephe arkalarında zor durumda bırakmışlardır. Osmanlı yetkililerince uyarılmalarına rağmen bu eylemlerini sürdürmeye devam etmiştir. Tamamen güvenlik anlayışından dolayı çıkarılan ve ‘’Tehcir’’ diye bilinen ‘’Sevk ve İskân Kanunu’’, 26 Mayıs 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’nden Sadarete tezkîre gönderilmesi ve bir gün sonra Sadaret’te görüşülmesiyle kabul edilerek, 1 Haziran 1915’de Takvim-i Vekayi’de yayınlanmıştır. Böylece başlayan sevk işlemi 20 Haziran 1917 tarihine kadar sürmüştür.

Sevkiyatlar araba, tren, şahtur, ve vapurlarla yapılmıştır. Sevkiyat yerlerine baktığımızda ise şu şekilde olmuştur: Samsun ve Kayseri’den gönderilenler Malatya yoluyla Diyarbakır’a ve Urfa’ya, Batı Anadolu’dan gönderilen kafileler Kütahya-Karahisar-Konya-Karaman-Tarsus üzerinden Kadirli-Maraş-Pazarcık yolu ile Zor’a, Sivas, Elazığ, Erzurum ve çevresinden gönderilenler Diyarbakır-Cizre yolundan Musul’a, Van ve Bitlis’ten göç edenler Diyarbakır üzerinden Urfa, Antep ve Adana’ya,  Trakya’dan gönderilenler İzmit üzerinden Balıkesir ve diğer illere, Yozgat’tan çıkanlar Sivas veya Kayseri üzerinden Zor’a sevk edilmişlerdir.

Osmanlı hükümeti savaşın olumsuz şartları içinde Ermeni Tehcirini yürütürken kafilelerin güvenliklerinin sağlanması konusunda büyük gayret sarf etmiştir. Başta Meclis-i Vükela’da alınan sevk ve iskân kararı olmak üzere, Dâhiliye Nezareti tarafından taşra yöneticilerine gönderilen talimatlarda Ermenilerin can ve mal güvenliği üzerinde önemle durulmuş, gerekli tedbirlerin alınması ve Ermenilere kötü muamelede bulunan jandarma ve memurların derhal azledilerek Divan-ı Harplere teslim edilmesi vurgulanmıştır. Ermeni sevkiyatı sırasında Erzurum-Erzincan arasında 500 kişilik bir kafilenin Kürtlerin saldırısına uğradıkları, Elazığ vilayetine gönderilen Ermeni kafilelerine Dersim eşkıyası tarafından saldırıldığı, Trabzon vilayetine gönderilen talimatta Ermenilere karşı gasp ve yağmada bulunulduğu, Karaman istasyonunda bir jandarmanın Ermeni göçmenleri kırbaçladığı söylenilmiştir ve bunun üzerine hemen tedbirler alınıp suçlular derhal cezalandırılmıştır. Örnek bir belge:

‘’18 Eylül 1915 tarihinde İç İşleri Bakanlığından Konya Vilayetine gönderilen yazıda, ‘’Karaman İstasyonu'nda görevli Tevkif Çavuş isimli bir jandarmanın Ermeni muhacirlerini bütün yolcuların önünde kırbaçlamakta olduğuna dair haberler alındığı, dolayısıyla bu davranışı sergileyen jandarma ile buna göz yumanlar hakkında gerekli tahkikatın yapılarak cezanın verilmesi’’emredilmiştir.’’(BOA. DH. ŞFR. Nr. 56/64).

 Osmanlı hükümetinin Ermeni sevkiyatı süresince beslenme, giyecek, barınma gibi ihtiyaçlarının giderilmesine, sevk işleminin güvenli, sağlıklı, düzenli ve hızlı bir şekilde gerçekleşmesine, dul kadın ve yetim çocukların bakımlarına yönelik imkânları ölçüsünde uygulamaları olmuştur. Bunu yabancı diplomatlar ve görevliler de teyit etmektedir. Ayrıca ihtiyaçların giderilmesi için yevmiyeler verildiği gibi vilayet ve mutasarrıflıklara belli aralıklarla çeşitli miktarlarda paralar gönderilmiştir. Hatta bu paraların sadece Ermenilerin sevk işleminde kullanılması için yerel yöneticiler uyarılmıştır. Kötü olan ekonomi I.Dünya Savaşı’nın getirdiği yükle hepten kötüleşmiştir. Buna rağmen kısıtlı olan bütçeden paylar ayrılmıştır. Görevlerini yerine getirmeyenler veya kötü kullananlar görevlerinden alınmış ve Divan-ı Harbe verilmiştir. Divan-ı Harp’te yargılananların sayısı 1.973’tür. Bunların bir kısmı idam dâhil çeşitli cezalara çarptırılmıştır. Dolayısıyla sevk sırasında Ermenilerin korunmasına yönelik bu şekilde uygulamalarda bulunan Osmanlı hükümetinin ‘’soykırım’’ yapmış olması, ihtimal dâhilinde görünmemektedir.