banner738
banner708

Türk Dili’nin 743. Yılı Kutlu Olsun!

Türkçenin başkenti Karaman'da, Karamanoğlu Mehmet Bey'in 743 yıl önce ilan ettiği ve böylece Türkçenin yeniden resmî dil olarak kabul edildiği fermanın yıl dönümü 13 Mayıs Türk Dil Bayramı olarak ilimizde kutlanıyor. Karaman'da ve Ermenek ilçesine bağlı Balkusan köyünde geleneksel olarak her yıl kutlanan 13 Mayıs Türk Dil Bayramı, bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sessiz kutlanacak.

Türk Dili’nin 743. Yılı Kutlu Olsun!
banner712

13 MAYIS TÜRK DİL BAYRAMI NEDİR?

Karamanoğlu Mehmet Bey'in 743 yıl önce verdiği ve böylece Türkçenin Anadolu’da ilk kez resmî dil kabul edildiği fermanın yıl dönümü 13 Mayıs, Karaman'da Türk Dil Bayramı olarak kutlanıyor.

“Türkçenin başkenti” olarak bilinen ilimizde, Karamanoğlu Mehmet Bey’in 1277’deki “Şimden gerü, hiç kimesne, kapuda, divanda, mecliste ve seyranda, Türk dilinden gayrı söz söylemeye… (Bugünden sonra hiç kimse, dergâhta, divanda, mecliste ve sarayda, Türkçeden başka dil konuşmayacaktır.)” fermanı ışığında gerçekleştirilen etkinliklerde, dilin önemi ve korunmasına işaret ediliyor.

“TÜRKÇE EN GÜÇLÜ DÖNEMİNİ YAŞIYOR”

Türkçenin bugün en güçlü dönemini yaşadığını vurgulayan Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Nebi Uysal, “Türkçe için bir varlık sorunu, gelecek endişesi asla yok. Dünyanın hemen her köşesinde milyonlarca insan tarafından konuşulması, her gün bu dille çok sayıda edebi, ilmi, felsefi eser üretilmesi hem Türkçenin konumunu güçlendiriyor hem de onu geleceğe taşıyor. Türkçe günümüzde eğitim başta olmak üzere her alanda etkin kullanılıyor.” dedi.

“TÜRKÇENİN SORUNLARI DEĞİL, TÜRKÇE KONUŞANLARIN SORUNLARI VAR.”

Dili yaşatanın da öldürenin de zenginleştirenin de kısırlaştıranın da kullanıcılar olduğuna dikkati çeken Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dilimizin birtakım sorunlarla karşı karşıya olduğunu da söylemek lazım. Aslında bunlar Türkçenin değil, Türkçe konuşanların sorunları. Temelinde de Türkçe öğretimindeki yetersizlik, bilgisizlik ve ana dil bilincinden yoksunluk yatıyor. Eğitim, anne karnında başlayan ve temelleri okul öncesi çağda ailede atılan bir süreç. Okullar ise bu sürecin akademik bilgiyle geliştirildiği ortamlar. İşte bu noktada başta ailelere ve eğitimin her kademesindeki öğretmenlere büyük görev düşüyor. Öğretmen ve akademisyen seçiminde son derece titiz davranmak durumundayız. Bireylere ana dil bilincinin ve dil zevkinin kalıcı şekilde yerleştirilebilmesi için akademisyen ve öğretmen adaylarına Türkçe yetkinlik sınavının yapılmasını öneriyoruz.”

“TÜRKÇE ZENGİN BİR DİL.”
Türkçenin 600 binin üzerinde kelimeyle çok zengin bir dil olduğunu vurgulayan Uysal, şunları kaydetti: “Günlük hayatımızda çok az kelime kullanıyoruz. Okuma alışkanlığımız yok. Bugün Türkçe olarak her şeyi ifade edebilmek mümkün. Türkçenin bu imkânı ve gücü var. Bizim başka dilden kelime almaya ihtiyacımız yok. Türkçenin imkânlarını kullanmak suretiyle her alanda kendimizi eğitimde, edebiyatta, sanatta, bilimde ifade etme imkânına sahibiz. Okuma alışkanlığımızın gelişmesi, Türkçe söz varlığımızın gelişmesini sağlayacak, günlük hayattaki kısır döngünün etrafından çıkmış olacağız. Hayatımızı belli başlı kelimelerle sınırlandırmak, düşüncemizin çerçevesini sınırlandırmak anlamına geliyor. Bu anlamda herkese görevler düşüyor.” ifadelerine yer verdi.

Doç. Dr. İdris Nebi UYSAL

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2020, 00:05

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner741

banner590

banner745