banner590

07.04.2021, 08:35 215

Yok

Sabahın nurunda çıktı evinden… Çok iddialı bir giriş oldu. Uzun bir yolculuğa çıkan birinin hikâyesi anlatılacak izlenimi veriyor. “Sabahın o vaktinde çıkan kişi uzun bir yolculuğa çıkıyordur.” yorumunu yaptıracak etkide bir giriş…

Fırına gidip henüz pişmiş ekmeklerden alan ilk müşteri olmak gibi bir takıntısı vardı. O nedenle erkenden gider odun ateşinde yanan fırına hamurların kürekle atılışını seyrederdi. Emekliliğinin beşinci yılındaydı Necdet. Her sabah yaşadığı bu macerayı öğleden sonra çay içmek için uğradığı Hasan’a anlatırdı.

Sıcacık ekmeklerden iki adet alıp evin yolunu tuttu. Hasan’ın dükkânının önünden geçerken selam verip “Sonra geleceğim!” işareti yaptı eliyle. Aselin Hayal Dekorasyon isimli dükkânın sahibi Hasan bulunduğu mekânda Mevlâna’nın “Kim olursan ol gel!” geleneğini devam ettirmekte olan bir gönül elçisi gibiydi. O muhitten geçen herkes muhakkak kendisine uğrar; çayını içip öyle evine giderdi.

Necdet cebinden anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. İçeri girerken merdivenleri çıktığı esnada bina yönetiminin işlerini düzgün yapmayışı üzerine içinde biriktirdiği cümleleri sesli biçimde söylendi.

Odalardan birinde eşi Neriman’ın konuşma seslerini duydu. “Telefonla konuşuyor her halde!” diye düşündü. Ekmekleri mutfak masasına koydu. Suyu kaynamış olan çaydanlığı çayın yer aldığı hazneye doldurdu. Çayı kısık ateşte demlenmeye bıraktı. Sıcak ekmekten bir parça koparıp yemek üzere masaya oturduğu sırada Neriman geldi.           

Necdet: Kimle konuşuyordun telefonda?

Neriman: Büyük yengemle!

Necdet: Ne diyor?

Neriman: Dayım yarın ameliyat oluyormuş.  Ameliyattan sağ salim çıksın diye 4444 tane Yasin dağıtıyormuş.

Necdet: 103 yaşındaki dayın ameliyattan sağ salim çıksın diye…

Neriman: Evet!

Necdet: Neriman siz manyak mısınız?

Neriman: Ne oldu ki şimdi?

Necdet: Ne demek ne oldu?

Neriman: Kadın kocası için Yasin dağıtıyor. Ne var bunda?

Necdet: 103 yaşındaki kocası için!

Neriman: Yaşına da taktın yani ha!

Necdet: Takmayım mı? Takılmayacak yaş mı bu?

Neriman: Ne var yaşında?

Necdet: Neriman senin sayılarla aran iyi değil herhalde!

Neriman: Her zaman olduğu gibi saçmalıyorsun!

Necdet: Siz Allah’a karşı bir isyan hareketi mi başlatıyorsunuz?

Neriman: Ne alaka? Tövbe tövbe!

Necdet: Ya adam daha ne kadar yaşasın istiyorsunuz? Ölümsüz mü olsun?

Neriman: Boş boş konuşuyorsun Necdet. Okumayacaksan okuma!

Necdet: Yok bir de okuyayım! İstersen hatim indireyim. Sabaha kadar ağlayayım dua ederken… “Allah’ım 103 yaşındaki kulun Erhan’a uzun ömürler ver Yarebbi!” diyeyim. Hatta yengen gibi söyleyeyim: “Eroş’a sen şifa ver Yarebbii!”

Neriman: Sen hiçbir şey deme Necdet. Valla! Senin duan kabul olmaz zaten. Canımı sıktın sabah sabah ya!

Necdet: Adama bak ya! Geldiği yaşa bak! O ölmeyecek de ben mi ölecem! Ben o yaşı göreyim beni diri diri gömün. Tamam. Vasiyet ediyorum sana!

Neriman: Bana vasiyet falan etme. Senin dediğin o yaşları ben göremeyeceğim sayende.

Necdet: Yok bir de göreydin! (Neriman’ın taklidini yaparak) “Sayende!”. Sana her sabah sıcacık ekmek getiriyorum. Gene de yaranamıyorum.

Neriman: Allah aşkına getirme ya! Sıcak ekmek falan istemiyorum ki ben!

Necdet: Ağzının tadını bilmiyorsun!

Neriman: Hasan’ın yanına gitme saatin gelmedi mi?

Necdet: Yuh! Bismillah! Daha kahvaltımı yapmadım. Ne meraklısın beni göndermeye! (Sessizlik).

Aniden ayağa kalktı. İlerlemeye başladı. Ani kalkışından irkildi Hasan.

Hasan: Necdet abi! Nereye böyle?

Necdet: Sus Neriman! Hasan’a gidiyorum.

Hasan: Ah be Nejdet abi! Bana Neriman demeyi ne zaman bırakacaksın? Nerem benziyor anlamadım ki!

Bir iki adım sonra olduğu yerde kalakaldı Necdet. Aklına aniden yeni bir şey gelmiş gibiydi.

Necdet: Neriman… Evde… Daha sıcak ekmek alıp gideceğim ve sofrada kavga edeceğiz… Offf… Geç kaldım…

diyip koşar adım çıktı dışarı.

Biraz sonra geri gelecek ve Hasan’a sanki Neriman hâlâ hayattaymış da az önce sofrada tartışmışlar gibi dert yanacaktı. Gerçeğe karşı derin bir direniş başlatmak üzere ağzında bekleyen sözcüklerle Neriman ölmemiş de yaşıyormuş gibi yapmaya devam edecekti. Arada “Direnişi durdurun!” dercesine akan gözyaşlarına rağmen hem de…

Geçmişin geri gelmeyişi karşısında yenilgiyi hazmedemeyen gözlerle bakacak zamanın akışına; ama gerçeği değiştiremeyecek. Her geçiş, sonradan kıymetlenen anların anıların tozlu sayfalarında boynu bükük kalışına şahit bırakacak o gözleri…

Özlemin özlemenin en acıklı yanına yaslayacak omzunu ve direnişine rağmen akan gözyaşlarının arkadaşlığında teselli bulmaya çalışacak. En tatsız anların bile tadına hasret kalacak. Akıp giden zamanın dalgasında bir o yana bir bu yana savrulup gidecek ve… Ve’den sonrası yok…

Yok… Çünkü ve’den öncesine takılıp kalacak sürekli. Öncesinde değeri bilinmeyen anların yer aldığı önceler olacak hep zihninde. O öncelerin ve’den sonrasını yokluğa gömdüğü gerçeğin karanlığında tüketecek geri kalan ömrünü. 

Yazarın yeni çıkan romanı ‘Gerçek Sanrı’ adlı kitabı internette tüm kitapçılarda

Instagram: @yakupyasar11

       

   

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 12 Nisan 2021
İmsak 04:46
Güneş 06:10
Öğle 12:53
İkindi 16:32
Akşam 19:26
Yatsı 20:45

Gelişmelerden Haberdar Olun

@