Aile İçi Cinayetlerin Sebebi Psikiyatrik Bozukluklar

Aile içi cinayetlerin çoğunlukla psikiyatrik bozukluklardan kaynaklandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, hastaların içinde bulundukları gerçek dışılık, hezeyan ve halüsinasyon gibi etkilenmeler sonucunda yakınlarını öldürdüklerini...

Aile İçi Cinayetlerin Sebebi Psikiyatrik Bozukluklar

banner390
Aile içi cinayetlerin çoğunlukla psikiyatrik bozukluklardan kaynaklandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, hastaların içinde bulundukları gerçek dışılık, hezeyan ve halüsinasyon gibi etkilenmeler sonucunda yakınlarını öldürdüklerini ifade etti.

Patolojik ve hastalıklı bir davranış biçimi olan insan öldürme eylemi, aile içi cinayet şeklinde de ortaya çıkabiliyor. Son dönemde annesi ve babası tarafından öldürülen çocuk ya da annesini ve babasını öldüren çocuk haberleri sıklıkla gündeme geliyor. Psikiyatrik bozukluklar, çevresel ve kültürel etkenler, madde bağımlılığı ve ekonomik sıkıntı gibi birbirinden farklı nedenlerden kaynaklanabilen öldürme eyleminin çok bileşenli bir konu olduğunu belirten İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, aile içi cinayetlerin çoğunlukla psikiyatrik bozukluklardan kaynaklandığını belirtti.

PARANOİD HASTALARDA EĞİLİM DAHA FAZLA

Psikiyatrik bozukluk yaşayan insanların, içinde bulundukları gerçek dışılık, hezeyan ve halüsinasyon gibi etkilenmeler sonucunda yakınlarını öldürebildiklerini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, “Saldırganlık eğilimi her ne kadar doğuştan sahip olunan içgüdülerle ilişkilendirilse de bugünkü bulgular, sosyal öğrenme kuramının ortaya koyduğu öğrenilmiş tepki görüşüne daha yakındır. Aile içi cinayetler çoğunlukla kötülük görme hezeyanları ve yıkıcı emirler veren halüsinasyonlar gibi belirtilerle biçimlenen psikotik bozukluklara sahip olanlar, ağır kişilik bozukluğu olan madde bağımlıları ve ağır zeka geriliği tanısı konmuş hastalar tarafından işlenmektedir. Paranoid yani şüpheci özellikler taşıyan hastalarda bu eğilim daha da fazla. Bireyin çocukluk dönemine ait yaşanmış acı ve travmaların etkilerinden herhangi bir destek almadan kurtulabilme olasılığı nasıl zayıfsa, yaşanmışlıkların izlerinin yetişkin yaşamında şiddet içerikli davranışlar olarak açığa çıkabilme olasılığı da o oranda güçlüdür. Canı acıyan insan, başkasının canını acıtma isteği duyabilmektedir. Hemen her kurban bir gün cellat olmak ister” diye konuştu.

‘NORMAL’ İNSANLAR DA CİNAYET İŞLİYOR

Şiddet eylemlerinin yalnızca psikiyatrik bozukluk ve içgüdüsel eğilimlerle açıklanamayacağını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, “Hangi temele dayandırılırsa dayandırılsın, bir başkasını öldürmek bir yana, zarar vermek dahi kabul edilemez ve anormal olarak nitelendirilmesi gereken bir davranış biçimidir. Bugün sıklıkla karşılaştığımız şiddet eylemlerinin yalnızca psikiyatrik bozukluk ve içgüdüsel eğilimlerle açıklanamayacağı unutulmamalıdır. Bir bebeğin masum bir varlıktan bir katile nasıl dönüştürüldüğü altında yatan temel toplumsal gerekçeler de söz konusudur. İnsanoğlunun sosyal varlık olduğu da dikkate alınacak olursa çevresel ve kültürel etmenler içerisinde öğrenilen davranışların olumlu biçimde pekiştirildiğinde de sıklığının artışından elbette söz etmek gerekir” dedi.

İnsan öldürme davranışının, töresel veya kültürel nedenlerden de ortaya çıkabileceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, sadece psikiyatristlerin değil, sosyologların, din insanlarının, toplumun ileri gelenlerinin ve kanaat önderlerinin de cinayet üzerine çalışması gerektiğini belirtti. Toplumda normal olarak bilinen insanlarla psikotik bozukluğu olan hastaların, cinayet işleme oranında fark olmadığını söyleyen Kenan Eren, “Psikotik bozukluğu olan hastaların tedaviye gelmeleri durumunda onlardan korkmamıza gerek yok. Ancak normal diye adlandırdığımız insanlar da tehlike arz edebiliyor ve cinayet işliyor. En basitinden daha yüksek yaşam standardına sahip olmak isteyen insanlar bunun için yasal olmayan yöntemler uygulayabiliyor” ifadelerine yer verdi.

15-25 YAŞ ARASINDAKİ ERKEKLER DAHA SALDIRGAN

Başta haksızlığa uğrama duygusu olmak üzere, 15 ile 25 yaş arasında erkek olmak, adaletsizlik yaşamak, kaotik ortamlarda bulunmak, kültürel baskılar ve töre gibi nedenlerin saldırganlık durumunu arttırdığını söyleyen Kenan Eren, “Şizofreni hastalarının yüzde 10’u cinayet eylemini gerçekleştiriyor. 100 cinayetin 6’sı ise ağır psikotik bozukluk hastaları tarafından işleniyor. Bu cinayetlerin yüzde 15’ini ise sosyopat ve psikopat denilen kişiler oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

“MEDYA ŞİDDET OLAYLARINI ORTAYA DÖKMEMELİ”

Şiddeti ortadan kaldırmak için öncelikle aileden başlamak gerektiğini söyleyen Kenan Eren “Çocuk zorlukla karşılaştığında uygulayacağı çözüm yolunu bilmiyor. Aksine anne ve babanın diyaloglarından şiddetle yollarını öğreniyor ve yetişkin bir birey olduğunda bunu etrafına yansıtıyor. Bu durumu engellemenin yolu, evde sevgi iklimini ve barış dilini oluşturmaktır. Başta siyasi liderler ve spor yorumcuları nefret dilini terk etmeli. Medya şiddet olaylarını ortaya dökmemeli. Gereksiz bir korku kültürü yayılıyor ve şiddet normalleştiriliyor. Özellikle anne, baba ve öğretmenlerin iyi örnek olması gerekiyor. Medya bu konuya duyarlılık geliştirebilmek adına şiddet eğilimine özendirmeyen, denetlenebilen programlarla hedef kitleyi buluşturmaya çalışmalı ve rol modellerin doğru davranış sergileyen kahramanlardan sağlanması zorunluluğuna dikkat çekmelidir. Ancak yapılan haberden, çekilen reklam ve dizi filmine kadar uzanan geniş yelpazede gösterilen özen, hedeflenen duyarlılığın yakalanabilmesine olanak sunabilecektir” şeklinde konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.