CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (1)

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz Suriye ile barışı sağlayacağız ve 2 milyon Suriyeliyi de kendi ülkesine göndereceğiz. Hükümet bunun bir kısmını alıyor, 'barışı sağlayacağız' kısmını görmüyor, 'Kılıçdaroğlu...

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (1)

banner390

ANKARA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz Suriye ile barışı sağlayacağız ve 2 milyon Suriyeliyi de kendi ülkesine göndereceğiz. Hükümet bunun bir kısmını alıyor, 'barışı sağlayacağız' kısmını görmüyor, 'Kılıçdaroğlu Suriyelileri gönderecek' diyor. Biz savaşın ortasına elbette insanları göndermeyiz" dedi. 

Kılıçdaroğlu, HaberTürk televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

 Yoğun miting programına rağmen sesini nasıl koruduğunun sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, o konuda kısa bir eğitim aldığını söyledi. Sesin ve diyaframın nasıl kullanılması gerektiğinin kendisine anlatıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "ama yine de normal zamanlara göre yorgunluk belirtisi oluyor" dedi. 

Yüzde 35 oy hedefinin hatırlatılarak, "CHP neden iktidara talip olamıyor?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye'de aşırı kutuplaşmanın getirdiği bir sorun olduğunu savundu.

Bu sorunun yeni yeni çözülmeye başlandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ben olabildiğince sağlıklı, kendimize göre bir hedef koydum; yüzde 35 hedef koydum. İktidar yüzde 34'le iktidar oldu tek başına, biz onun üzerinde bir rakam telaffuz ediyoruz. Kaldı ki yüzde 36, yüzde 37, yüzde 38 daha da yüksek olabilir. Gün geçtikçe oy oranımızın arttığını ben biliyorum" açıklamasını yaptı.  

 Sokaktaki vatandaşın derdinin başından aşkın olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, siyasetçi olarak bu sorunlara çözüm üretmeleri gerektiğini anlattı. 

CHP'nin projelerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu projelerin bir uzman ekip tarafından uzun çalışmalar sonucu üretildiğini söyledi. 

Projeleri hazırlarken, "ayağının yere basar" olmasına özen gösterdiklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, seçim bildirgelerinde ise "demokrasi, özgürlükler, hukukun üstünlüğü" gibi kısa dönem sorunları çözmeye yönelik önerileri ön plana çıkardıklarını kaydetti.

Merkez Türkiye Projesi'ne değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin küresel ekonomiye entegre olmak zorunda olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin coğrafi üstünlüğünden kaynaklanan bir avantajının olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, bu üstünlüğün bugüne kadar doğal gaz ve petrol hatları dışında kullanılmadığını iddia etti.

"Oysa biz bunu bir üretim üssü olarak kullanabiliriz. Denizle bağlantısı olmayan ülkelerin, küresel limanı haline getireceğiz Türkiye'yi" diyen Kılıçdaroğlu, "Ahmet Davutoğlu'nun kitabından mı yararlandınız?" sorusu üzerine ise "Hayır. Sayın Davutoğlu'nun kitabını okumadım. Orada var mı yok mu bilmiyorum. Varsa da aklın yolu bir sonuçta. Yani doğru, doğrudur. Bizim ayrıntılar o kitapta varsa çok da mutlu olurum. Ama şu eleştiriyi de yapmaktan kendimi alamam; kendi kitabında varsa kardeşim, neden kendi siyasi partinin projesi haline dönüştürmedin de CHP'yi bekledin. Demek ki bizim projemiz doğru bir proje" yanıtını verdi. 

Çalışmayı yaparken, finans uzmanları, planlamacılar, iş dünyasından saygın isimlerle çalıştıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminin ise sil baştan yenilenmesi gerektiğini öne sürdü. 

Çağdaş, sorgulamacı bir eğitim sisteminin hayata geçirilmesi gerekliliğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, seçim bildirgelerinde her yıl 15 bin üniversite mezunun yurt dışına doktoraya gönderilmesinin yer aldığını bildirdi. 

- "Yeri belli değil"

Merkez Türkiye Projesinin sadece lojistik bir proje olmadığını değerlendiren Kılıçdaroğlu, projenin Anadolu'daki yerinin ise belli olmadığını söyledi.

Proje ile bir üretim üssü, bir teknopark üssü oluşturmak istediklerini dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunu gerçekleştirebilirsek, Karadeniz ile Akdeniz'i bir sefer olağanüstü bir şekilde kullanabileceğiz. 3 büyük projenin uygulandığı ülkelerde bizim gibi komşuları yok. Ekonomileri şu veya bu şekilde zarar görmüş komşuları yok. Biz dış politikayı da zaten değiştireceğimizi söyleyeceğiz. Bütün komşularımızla barış içinde yaşayacağız. Mısır ile dostluğumuzu yeniden tesis edeceğiz. Mısır'a eski iki büyükelçimizi gönderdik. Ben Irak'a gittim. Biz Ortadoğu'da barışı sağlayacağız. O ülkelerin iç işine müdahale etmezseniz, hele hele Türkiye'den silah göndermezseniz bu sorun kendiliğinden çözülür. Suriye konusu bu süreçte kritik olan konudur. Bu konuyu Rusya'nın desteğini almadan çözmek mümkün değil. AB'nin, Arap liginin desteğini almadan çözmek mümkün değil."

Suriye konusunda uluslararası Suriye konferansı düzenleme çağrısı yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bütün dengelerin iyi okunması durumunda bu sorunun çözüleceğini savundu. 

Kılıçdaroğlu, "Bu sorunu çözdüğünüz andan itibaren bakın Irak'ın olağanüstü avantajları var, bunları Türkiye kullanabilir. 'Elbette biz Mısır'a demokrasi istiyoruz' diyebilmeyiliz. Türkiye örneğini onların önlerine koymalıyız ama Mısır'ı düşman ilan etmenin hiçbir mantığı yok" dedi. 

- "Eğer komşularda savaş varsa, zaten bu proje bekleneni vermez"

"Eğer komşularda savaş varsa, zaten bu proje bekleneni vermez" değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, "O nedenle bu proje aynı zamanda bölgenin barışını güvence altına alan projedir. Uluslararası barışı, dostuluğu, ticareti kenetleyen bir projedir. Bu projeye dolaylı olarak da katılan bütün ülkeler sadece Türkiye'nin çevresinde değil, daha geniş bir çevrede çatışma kaynaklı hiçbir siyasal sorunun olmamasını isterler. Bu bir ortak arzu olarak ortaya çıkar. Bu Ortadoğu açısından da ciddi bir güvencedir" ifadesini kullandı.

Bir ülkede adalet kavramı sağlıklı gelişmemişse, yatırımcının can ve mal güvenliği yoksa projenin yine işlemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, bu tür projelerin işlemesi için öncelikli olarak hukukun üstünlüğünün olması gerektiğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, "Yoksa yatırımcı gelmez. Hukuk bu açıdan önemli. Türkiye'de can ve mal güvenliği, hukukun üstünlüğü olmalı. Yabancı sermaye kendi malının hukuk güvenliğinin olmasını ister, o nedenle bu bizim olmazsa olmazlarımızdan biridir" açıklamasını yaptı. 

Irak örneğini veren Kılıçdaroğlu, Irak'ın topraklarının altının doğal gaz, petrol dolu olduğunu ancak yabancı yatırımcıların can güvenliği olmadığı için buraya gitmediğini aktardı. 

- "Kılıçdaroğlu, Suriyelileri  göndermek istiyor"

"Kılıçdaroğlu, Suriyelileri  göndermek istiyor" eleştirilerinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 2 milyon Suriyeli bulunduğuna işaret etti.

Bunların bir kısmının kamplarda bir kısmının sokakta, durumu iyi olanların evlerde yaşadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bunun toplumun değişik kesimlerinde tepkiler doğurduğunu ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Biz Suriye ile barışı sağlayacağız ve 2 milyon Suriyeliyi de kendi ülkesine göndereceğiz. Hükümet bunun bir kısmını alıyor, 'barışı sağlayacağız' kısmını görmüyor, 'Kılıçdaroğlu Suriyelileri gönderecek' diyor. Biz savaşın ortasına elbette insanları göndermeyiz. 'Ben ne için 5,5 milyar dolar harcadınız, bu para gereksiz' diye bir cümle de kullanmadım. Elbette Türkiye büyük bir ülkedir, elbette savaştan kaçan insanlara kucak açacaktır. Türkiye burada yanlış politika izledi, faturası da Türkiye'ye çıktı, eğer yanlış politika izlemese faturayı ödemeyecekti, Suriye'de bir tampon bölgede bunları tutabilirdi ama orası, sınırı kontrol edilemeyen bir bölge olarak ortaya çıktı, insanlar geldi. Sayıları konusunda rakam telaffuz ediliyor, ama kaç? Tümüyle kontrolden çıkmış durumda." 

Mitinglerde kullandığı "Şu kadar işsiz varken Suriyeliler" söyleminin de eleştiriye neden olduğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, eleştirilere saygısı olduğunu söyledi. 

Kılıçdaroğlu, şu açıklamaları yaptı:

"Şu veya bu şekilde eleştiri olabilir ama ben miting meydanlarında şunu söylemek zorundayım; 2 milyon Suriyeli geldi, 'Türkiye büyük devlettir' dendi, ben de evet dedim. 5,5 milyar doları ödeyebilir mi elbette ödeyebilir ama iş emekliye iki maaş ikramiyeye gelince para yok, kimse kusura bakmasın. Niye para yok? Hani Türkiye büyük devletti. Dolayısıyla ben bu mukayeseyi yapmak zorundayım. Burada hiçbir yanlışlık yok. Suriyelilere yönelik bir ayrımcılık yok. Suriyelilere yönelik bir tepki var, tepki Suriyeli'nin kendisine değil, iş yeri açtığı zaman yanındaki bizim bakkal rekabet edemiyor. O vergi ödüyor yandaki ödemiyor. Şanlıurfa'da bir işçi günde 60 liraya iş bulamıyor, Suriyeli 20 liraya çalışıyor. O adam kızıyor Suriyeliye, gidin Gaziantep'e ev kiraları kaça çıkmış. Hükümet elbette bunları almalı ama bunları doğrudan doğruya bizim yaşamımızın bir parçası olarak ekonominin içine koyduğu zaman dengesizlikler oluşuyor."

(Sürecek)   


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.