Demir: “türkiye’de Ehl-i Sünnet Kaybolursa Işid Anadolu Coğrafyasını Esir Alır”

Çorum Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çorum Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir, “Türkiye’de ‘ehl-i sünnet’ dediğimiz o ana şemsiyeyi kaybederseniz Anadolu coğrafyasını ateşe atarsınız. O kızdığınız,...

Demir: “türkiye’de Ehl-i Sünnet Kaybolursa Işid Anadolu Coğrafyasını Esir Alır”

banner390
Çorum Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çorum Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir, “Türkiye’de ‘ehl-i sünnet’ dediğimiz o ana şemsiyeyi kaybederseniz Anadolu coğrafyasını ateşe atarsınız. O kızdığınız, korktuğunuz IŞİD Anadolu coğrafyasını esir alır” dedi.

Samsun Türk Ocağı’nın geleneksel hafta sonu konferansında bu hafta Çorum Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir, “IŞİD ve Selefi Tehdidi” konulu konferans verdi.

Samsun Türk Ocakları Dr. Fethi Tevetoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa Balkan Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanvekili İzzet Altuntaş, TSK Mehmetçik Vakfı Samsun Temsilcisi E.Kur.Alb. İbrahim Yıldırım, Türk Ocağı Başkanı Prof.Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, yönetim kurulu üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Konferans öncesi konuşma yapan Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, “İslam bizim için çok önemlidir. Türk milleti olarak İslamiyet’e mensup olan bir topluluk olarak hizmet etmenin derdiyle gelmişiz. Bizim idaremiz altında fark inanç grupları sadece İslamiyet içersindeki mezhep farklılıkları değil ama diğer grupları da yaşama imkanı bulmuş yüksek medeniyetin mensupları olmuşuz” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE EHL-İ SÜNNET KAYBOLURSA ANADOLU KAN GÖLÜNE DÖNER”

IŞİD ve Selefi Tehdidi konulu konferansını veren Çorum Türk Ocağı Başkanı Prof.Dr. Hilmi Demir, “1980 darbesi Türkiye’de din eğitiminde yeni bir modele geçişi savundu. ‘Nereden biliyorsunuz’ derseniz, çünkü benim içinde bulunduğum Ankara İlahiyat Fakültesi buna öncülük yaptı. Bu da mezhepler üstü eğitim modelidir. Yani ‘mezhepleri dikkate almayacağız’ demekti. İslam’da mezhepleri dikkate almayan düşünceye biz de Selefilik diyoruz. Türkiye’de askerler Selefi düşüncesinin yerleşmesine hizmet ettiler. 1980’lerden sonra Türkiye’de dini düşüncede yavaş yavaş ciddi kaymalar oluyor. Eğer bu kayma devam ederse, yani Türkiye’de ‘ehl-i sünnet’ dediğimiz o ana şemsiyeyi kaybederseniz Anadolu coğrafyasını ateşe atarsınız. Burası kan gölüne döner. O kızdığınız, korktuğunuz IŞİD Anadolu coğrafyasını esir alır. Çünkü onun alternatifi ve buraya gelmemesinin ana gerekçesi aslında bu Selefilik düşüncesine direnen hatlardır. Siz bu hatları yok ederseniz, Selefilik her tarafa yayılır. Günümüzde bizim bu tür yapılara karşı korunaklı olduğumuz bölge veya yer mezheplerdir. Bu mezheplerin özellikleri çünkü bunlarla kan uyuşmazlığına sahiptir. Özellikle Hanefilik ve Maturidilik’tir” şeklinde konuştu.

“IŞİD, DEVRİMCİ SELEFİLERDİR”

IŞİD terör örgütünün devrimci Selefilerden olduğunu ifade eden Demir şöyle konuştu: “Hanefilik ve Maturidilik’in birçok özelliği vardır ki, bu özellikler Selefi düşünce ile bir arada var olamazlar. Yani bir yerde Hanefilik ve Maturidilik gelirse Selefilik camdan kaçar. Eğer orası Selefileşmeye başlarsa zaten bir müddet sonra orada Hanefiliği ve Maturidiliği bulamazsınız, yok olur gider. O yüzden bulunduğumuz coğrafyada ehl-i sünnet dediğiniz merkezi korursanız, selefi dediğiniz düşüncenin gelişmesini engellerseniz. Selefilik, aslında İbni Teymiyye’nin fikirleri üzerine inşa edilmiş Vehhabi versiyonun moderniz hareketlerle birleştirilmiş şeklidir. İçerisinde katısından aşırısına kadar birçok yelpaze barındırır. Yani o yüzden biz Selefiliğin bir kutup olmadığını söylüyoruz, onun da kolları var. İçerisinde Islahcı Selefiler var, Moderniz Selefiler var, Entelektüel Selefiler var. Birde IŞİD ve El Kaide gibi batılıların dediği gibi cihatçılar var. Ben ise bunlara devrimci selefiler diyorum. Çünkü cihat kavramı bizim için önemli bir kavramdır ve bunu harcamamak lazım. Bugün karşımıza IŞİD gibi yapılar bizim bu selefi dediğimiz geniş caddenin cihatçı gruplarıdır. Bu herifler geleneksel Selefiliğin özelliğini taşıyorlar. Mezheplere karşılar, tasavvufa karşılar. O yüzden her gittikleri yerde türbeleri yıkıyorlar. Osmanlının geleneğine karşılar, demokrasiye karşılar. Cihat yoluyla hilafetin ve İslam’ın yeniden inşa edilmesini istiyorlar. O yüzden savaşın, cihadın, askeri mücadelenin tek ve yegane mücadele biçimi olduğuna inanıyorlar.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.