"Ortadoğu Sarmalında Türkmenlerin Geleceği" paneli

- Kerkük Vakfı Sözcüsü Prof. Dr. Nakip: - "Cumhuriyetin ilanından sonra dahi Ortadoğu'da örnek olarak gösterilen devlet Türkiye olmuştur" - "Ortadoğu'da başka ülkelerin toprakları üzerinde gözü olmayan, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan dünyada barışı yurtta sulh cihanda sulh fikriyle yaşayan tek ülke Türkiye'dir"


banner390

KAYSERİ (AA) - Kerkük Vakfı Sözcüsü ve Çankaya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, Türkiye'nin, Cumhuriyetin ilanından sonra da Ortadoğu'da örnek gösterilen devlet olduğunu söyledi. 

Prof. Dr. Nakip, Erciyes Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (ERÜSA) tarafından İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "Ortadoğu Sarmalında Türkmenlerin Geleceği" konulu panelde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Ortadoğu'nun acımasız bir coğrafya olduğunu belirtti.

Birbirini tamamlayan ama aynı zamanda sorunun da kaynağı olan meselelerin bu coğrafyada bütünleştiğine dikkati çeken Nakip, üç semavi dinin bu coğrafyaya indiğini, 20. asırdan itibaren bütün dünyanın ekonomisinin dayandığı petrolün yüzde 60'ının bu coğrafyada çıkarıldığını ve petrolün en düşük maliyetle üretebildiği coğrafyanın da yine burası olduğunu vurguladı.

Aynı zamanda en uzun ömürlü yer altı kaynaklarının da Ortadoğu'da olduğunu belirten Nakip, Ortadoğu'nun her dönem insanlık tarihinin en önemli coğrafyasından olduğunu söyledi.

Türk milletinin yıllar önce Orta Asya'dan kalkıp yüzünü sürekli batıya çevirerek bu coğrafyaya yerleştiğini anlatan Nakip, şunları kaydetti:

"Selçuklulardan sonra bir cihan devleti kurmuş milletiz. Bu coğrafyayı fethetmek veya işgal etmek amacıyla değil vatan edinmek maksadıyla gelmişiz. Türklerin ilk yerleştiği coğrafya da Irak'tır, Türkiye değildir. 1055 yılında yani Malazgirt Zaferi'nden 20 sene kadar önce Tuğrul Bey, Babil'i fethetmiş. Abbasi Devleti'nin halifesi Bağdat'ın anahtarını bir damla kan dökülmeden Tuğrul Bey'e teslim etmiş. O tarihten bugüne İslam'ın bayraktarlığını Türkler yapmış, batıya karşı İslam'ın yayılmasını Türkler üstlenmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra dahi Ortadoğu'da örnek olarak gösterilen devlet, Türkiye olmuştur. Bir yandan İslamı bir yandan demokrayi yaşayan tek ülkedir. Laikliği toplumsal bir değer olarak kabul eden tek Müslüman ülkedir. Ortadoğu'da başka ülkelerin toprakları üzerinde gözü olmayan, başka ülkelerin iç işlerine karışmadan dünyada barışı yurtta sulh cihanda sulh fikriyle yaşayan tek ülke Türkiye'dir."

- Ortadoğu'da Osmanlı'nın çöküşünün sancıları yaşanıyor

Prof. Dr. Nakip, Ortadoğu'da Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle ortaya çıkan bir takım sorunların hala sancısının çekildiğini, bu coğrafyayı tek bir yönetim altında toplayan Osmanlı'dan sonra bölgede 21 Arap ülkesinin doğduğunu aktardı.

20. yüzyıl boyunca bütün Arap ülkelerinin Arapları tek bir bayrak altında toplamaya çalıştığını, tek bir Arap milleti ve tek bir mesaj altında toplanma gibi bir sloganla hareket ettiklerini ifade eden Nakip, şöyle devam etti:

"20. asır onlar için bir milliyetçilik asrı, toprakları birleştirme çabası oldu. Ama başaramadılar, aynı dağınıklıkta kaldılar ve dolayısıyla bu coğrafyada huzur olmadı. Huzursuzluk 21. asra gelince bu gibi hadiseler meydana gelmeye başladı. Bugün Irak ve Suriye'de yaşayan Türkmenler, Osmanlı'dan bu coğrafyada kalan Türkmenler değildir. Bunlar 1055 yılında Oğuz Boyları'nın Horasan üzerinden gelip önce Irak sonra Suriye bölgesinde yaşayan Türkmen boylarıdır. Selçuklular Devleti'ne de sahiplik yaptılar. Ayrıca kendi ülkelerinde de devletler kurdular. Mesela Irak'ta İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu devletleri yerel Türk devletleri olmuştur."

Kanuni Sultan Süleyman'nın Bağdat seferinden sonra 1918 yılına kadar özellikle Irak'ın huzurlu bir Osmanlı coğrafyası olarak hayatını sürdürebildiğini dile getiren Nakip, "1918'de Kerkük'e giren İngiliz ordusunun bu coğrafyaya ektiği huzursuzluğun uzantılarını yaşıyoruz. Önce krallık zamanında, sonra cumhuriyetin ilanında, sonra Saddam dönemi derken İngilizler ve Amerika'nın 2003 yılında burayı işgal etmesiyle huzursuzluk giderek büyüdü ve bugünkü hale geldi. Suriye'deki durum da bundan farklı değil. Suriye'deki Türkmenler yine Selçuklu Devleti'nin torunlarıdır. Bu coğrafyada yer edindiler, Osmanlı'nın vefalı vatandaşları oldular. Araplarla kaynaştılar, aynı dini, aynı coğrafyayı, kültürü paylaştılar. Ama 20. asırda Osmanlı'dan sonra maalesef bunlarda sancılı bir dönemden geçmeye başladılar ve 21. asır Irak ve Suriye'deki Türkmenler için adeta kabus haline dönüştü" diye konuştu.

Konuşmanın ardından ERÜSAM Müdürü Doç. Dr. Cevdet Kırpık, katılımlarından dolayı Nakip'e plaket taktim etti.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.