Milletin Talimatını Okuyabilmek
Tanzimat’tan bu yana kurtuluş reçetesi olarak Avrupalılaşmak, çağdaşlaşmak ve asrileşmek kavramları gündemimizi meşgul edip durdu. Avrupalılaşarak, çağdaşlaşarak ya da asrileşerek yolumuzu bulacak, sahili selamete çıkacaktık. Ne dediklerini kendileri dahi idrakten yoksun bir kısım aydınlar nasıl bir toplumsal yok oluşa gidildiğini ne yazık ki kestiremediler. Hafızamız, birikimimiz, değerlerimiz, varlık sebeplerimiz, kültürümüz bizi iflah etmez hastalıklarımızmış gibi sunularak yeni olmamız yani Avrupalılaşmamız, çağdaşlaşmamız veya asrileşmemiz istendi durdu. Sıradan bir isteyiş değildi bu, perestişe varan bir isteyişti.  Yani, tapınmak.

Fakat biz ne yaparsak yapalım Avrupalının gözünde bir Osmanlıydık ve Müslüman’dık. Cemil Meriç’in ifadesiyle ‘Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalıların gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam.’ 
Hazinelerimiz vardı. Bizi biz yapan değerlerimiz vardı. Bunlardan kopmamız istendi. Hem de kendi aydınımız tarafından. Bir devi papağanlaştıran bu aydınlar için Meriç’e yine kulak verelim. ‘Zavallı Türk aydını… Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıklarını benimser. Dev, papağanlaşır.’ 
Kur’anları yaktık, olmadı yasakladık. Camilere hayvan bağladık, ahır haline getirdik. Ezanları susturduk ve aslından, özünden kopardık. Ne oldu. Ne kazandık. Koskoca bir hiç. Bir hiçlik uğruna ne enerjiler kaybettik. Sadece bizim insanımız değildi kaybeden, aslında dünya insanlığı da kaybetti. Hazinelerimize yüz çevirdik, hem kaybettik hem kaybettirdik.
İslam, Kur’an, peygamber değince nevri dönenler, 4+4+4 yasa tasarısı gündeme gelince yine kıyameti kopardılar. Bağrışmaya ve engellemeye çalıştılar. Zorunlu eğitim 8 yıldan 12 yıla çıkıyordu. Kıyametler koparmak niyeydi. Tabi sıkıntı zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması değildi. Sorun kesintili olmasındaydı. 8 yıl zorunlu eğitim milletin talebi değildi. 8+3 olsaydı zorunlu eğitime kimsenin bir diyeceği yoktu. 8 yıl zorunlu eğitim bir darbe dayatmasıydı. ‘Bu çıkacak’ dendi. Sivil irade ‘siyasi hayatıma mal olsa da’ diyerek kararlılık gösterdi ve tek öngörüsü doğru çıkan siyasi hayatı yok oldu gitti. 
12 yıl kesintili eğitim kim ne derse desin bu milletin evlatlarının önünü açacaktır. İleri demokrasi adına önemli bir adımdır. Hem mesleki eğitim gelişecek hem de seçmeli ders seçeneklerinin artırılmasıyla dayatmanın önüne geçilecektir. Kabiliyetler daha geniş zeminde kendini ifade etme/ortaya çıkarma gücü bulacaktır.
Evet bu yasa milletin bir talimatıydı. TBMM bu talimatı yerine getirerek tarihi bir karara imza atmıştır.
 
Hele ki Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in Hayatı’nın, ortaokul ve liselerde seçmeli ders olarak okutulmasının gerçekleştirilmiş olması takdirlerin ötesinde bir gelişmedir.
Ak Parti ve MHP milletvekillerinin önergeleriyle gündeme gelen ve yasaya giren bu teklife el kaldıranlar ne milletin hafızasından ne de milletin gönlünden asla düşmeyeceklerdir. Mecliste kaldırdıkları en hayırlı el olarak hem bu dünyada hem ahrette yararlarını göreceklerdir. Bu aynı zamanda unutmamak gerekir ki bir sonraki genel seçimin de sigortasıdır. 
Yasaya ve verilen önergeye karşı gelenler hiç telaş etmesinler ne laiklik elden gidiyor ne de halifelik geliyor. Sadece demokrasi işliyor ve ilerliyor. Adım adım ileri demokrasi başka bir şey değil.
Milletin iradesinin tecelligahı aynı irade doğrultusunda çalışıyor. Türkiye’de iyi şeyler de oluyor be.
Yusuf SALİH