Yeniden Refah Partisi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu ve beraberindeki parti heyeti, Karaman’da geniş kapsamlı bir çalışma programı gerçekleştirdi. Kentteki sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve esnafla bir araya gelen Bayramoğlu, yerel ve ulusal ekonomik gelişmelere dair istişarelerde bulundu.
Yeniden Refah Partisi heyetinin Karaman programı, kentte görev yapan basın mensuplarıyla gerçekleştirilen toplantıyla başladı. Ülke ekonomisinin genel durumu ve Karaman'ın öncelikli meselelerinin ele alındığı medya buluşmasının ardından kurumsal temaslara geçildi.

Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu ve beraberindeki heyet, Karaman Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Şuayip Dik’i makamında ziyaret ederek esnafın güncel talep ve beklentilerini dinledi. Ardından Karaman Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram ile bir araya gelinerek tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve üreticilerin yaşadığı girdi maliyeti artışları üzerine istişarelerde bulunuldu. Heyet, oda ziyaretlerinin ardından Karaman Sanayi Sitesi'nde iş yeri sahipleriyle tek tek görüşerek vatandaşların taleplerini dinledi.
BAYRAMOĞLU TÜRKİYE’NİN 3 TEMEL SORUNUNA İŞARET ETTİ
Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu'nun kentteki son programı ise Yeniden Refah Partisi Karaman İl Başkanlığı tarafından Piri Reis Kültür Merkezi'nde düzenlenen Haziran Ayı İl Divan Toplantısı oldu. Teşkilat buluşmasında kürsüye çıkan Bayramoğlu, ülke ekonomisine ve hükümetin mali politikalarına yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin kurtuluşu için çözüm bekleyen 3 temel sorunu yaptığı konuşmada ortaya koyan Prof. Dr. Mehmet Bayramoğlu bu sorunları şöyle sıraladı: “FAİZ, İSRAF İMTİYAZLI HOLDİNGLER”
İşte Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu'nun Piri Reis Kültür Merkezi'nde partililere hitap ettiği konuşmanın tamamı:
"Türkiye yirmi beş yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetiliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi görünüş açısından baktığımızda gerçekten de Türkiye’de önemli hizmetlerde bulunmuş bir siyasi parti. Bugün çok güzel otoyollar var. Zaman zaman köprüleri, havalimanlarını kullanıyoruz. Yatırım yapmış mı? Evet, çeşitli yatırımları gerçekleştirmiş. Yeniden Refah Partisi olarak diğer siyasi partilerin yaptığı gibi bu yatırımlara yönelik hiçbir zaman ağır bir siyaset dili kullanmadık. Biz bu hizmetleri her zaman takdir ettik.
“NEDEN AK PARTİ’YE MUHALEFET EDİYORUZ”

Yine bildiğiniz gibi özgürlükler anlamında da AK Parti’nin çeşitli hizmetleri oldu. Özellikle başörtüsü anlamında atılmış adımlar söz konusu… Yine Erbakan hocamızın çokça dile getirdiği Ayasofya’nın açılmış olması, Taksim Camii'nin yapılması gibi önemli hizmetlerinin olduğunu da biliyoruz. Peki biz ne için yeni bir parti kurduk ve AK Parti’ye muhalefet ediyoruz?
Evet yollar yapılmış ama ülke borca sokulmuş. AK Parti, Erbakan hocamızın hayallerinin gerçekleştirildiğini dile getiriyor. Ancak Erbakan hocamız hiçbir zaman borçlanmak üzere bir ekonomi ve siyaset politikası gütmedi. Her zaman 'denk bütçeden' bahsediyordu. Fakat AK Parti 25 yılı boyunca hiçbir zaman denk bütçe yapmadı… Her dönem ödediği faiz, bir önceki yılı aratır oldu. Yollar 10 katı maliyetle yapıldı. Evet, we yolları takdir ediyoruz ama yapılma yöntemlerini takdir etmiyoruz. 14 köprü fiyatına 1 köprü yapıldıysa bizim bunu takdir etmemiz mümkün değil. Çünkü bu yöntemle memleketimizdeki vatandaşımıza borç gelmiş, sefalet ve yoksulluk gelmiş. Bunların bir kısmı da maalesef planlı yapılmış. Bakınız Türkiye’de AK Parti iktidara geldiğinde 5 milyon vatandaşımız sosyal yardım alırken bugün bu sayı 20 milyona çıkmış ve bununla öğündüklerini görüyoruz… Hangi iktidar; 'ben milletimi yoksullaştırdım' diye öğünür… Bu anlayışı anlayamıyoruz.
“MİLLİ GELİRİMİZİN YÜZDE 85’İ GİBİ BİR RAKAMI FAİZE VERMİŞ OLACAĞIZ”
Erdoğan, Erbakan hocamızın bıraktığı yerden devam ediyor' sözünü kesinlikle reddediyoruz. 2028 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ödeyeceği faiz 850 milyar dolar olacak. Şöyle diyelim; 1 trilyon dolar bizim milli gelirimiz var. Milli gelirimizin yüzde 85’i gibi bir rakamı faize vermiş olacağız. Peki bu yıl ne kadar faiz ödenecek? 60 milyar dolar… Bu rakama tam 1 milyon konut alınabilir veya 50 bin tane borçsuz, tamamen sermayeden oluşan şirket kurarak milyonlarca istihdam yapabilirsiniz. Çok daha ilginç bir örnek vereyim; 1 milyon 150 bin tane TOGG parasını biz bu küresel çetelere faiz olarak veriyoruz. Yani günde 3 bin 150, dakikada da 2,2 TOGG’u faize veriyoruz.
“HER BİR GENCİMİZ DÜNYAYA GÖZÜNÜ AÇTIĞI ANDA 500 BİN TL BORÇLA DOĞUYOR”
Devletimizin yaklaşık 516 milyon dolar borcu var. Neredeyse milli gelire eş bir borçtan bahsediyoruz. Peki bu borç ne anlama geliyor biliyor musunuz? Her bir gencimiz dünyaya gözünü açtığı anda 500 bin TL borçla doğuyor. Her birey bu borcu bireysel olarak ödese yine bu borçtan kurtulmak mümkün değil çünkü bu borç sürekli yenileniyor. Bu borçtan kurtulmanın bir yolu var: Bu borçtan kurtulmanın tek yolu ölmek ve bu yükü yeni doğan bir başkasının üstüne devretmek.
“ERBAKAN HOCA 850 MİLYAR DOLARI FAİZE VERİR MİYDİ?”
AK Partili arkadaşlarımızın dediği 'Erbakan hocamızın hayalini gerçekleştiriyoruz' lafı nerede kaldı… Erbakan hoca 850 milyar doları faize verir miydi? Mayıs ayında Kurban Bayramı'nı ifa ettik. Bayram ikramiyesi olarak emekliye 4 bin TL verilmişti. Kurban Bayramı'na kadar geçen 4 aylık sürede faize ödenen parayla emeklimizin bayram ikramiyesi 134 bin liraya çıkabilirdi. İşte bu faiz canavarı yüzünden vatandaşımıza geçinebileceği bir maaş sunamıyorsunuz. Esnafımıza ve iş insanımıza işini sürdürecek teşviki veremiyorsunuz.
“KAMU BİNALARI İMTİYAZLILAR TARAFINDAN SATIN ALINIYOR”
Maalesef faizle de bitmiyor. Faizin yanında ne görüyoruz; israf! 2025 yılında devletin otomobil ve uçak kiraları 20 milyar TL. Sayın Cumhurbaşkanımız çok seviyor eski parayla konuşmayı… Bu rakam eski parayla 20 katrilyon yapıyor. Avrupa ülkelerinde bakanlar, başbakanlar tarife uçakla uçuyor ama hadi diyelim bizim sayın Cumhurbaşkanımızın bir ya da iki uçağı olsun… Ancak bu ülkede her bakanın bir tane uçağı var ve bilmiyorum o konvoyları gördünüz mü; ciddi bir araç konvoyu ve israf söz konusu. İsraflar bununla da bitmiyor! Devlet kendi kamu binalarını satıyor, sonra o sattığı binalarda Bakanlıklar kirada hizmet veriyor. Bakanlıklara kiraya verilen o kamu binaları da imtiyazlılar tarafından satın alınıyor. İşte memleketimizin bir diğer sorunu da bu imtiyazlılara aktarılan kaynaklar. Ne demiştik ülkemizin sorunlarını sayarken; birincisi faiz, ikincisi israf, üçüncüsü de imtiyazlılar…
“ADRESE TESLİM İHALE”

Ocak ayından Mayıs ayına kadarki geçen sürede 6 bin 300 kamu varlığı satıldı. Siz faizi ödemek için varlık satıyorsunuz. Peki bu varlıklar kimlere satılıyor? Öyle bir ihaleye katılma şartları koyuyorlar ki sadece ihaleye katılması istenilen kişinin katılacağı şartlar… Yani adrese teslim ihale! İmtiyazlı holdingler var, malumunuz satılan varlıkların da bir numaralı müşterileri. Helali hoş olsun… 6 Şubat depremi sonrasında depremzedelere yardım olsun diye MTV’leri iki kat olarak ödedik ama bir yandan da bakıyorsun holdinglerin vergi borçları tek kalemde siliniyor. Öte yandan 6 Şubat depreminin yaralarını sarmak için 750 bin konut yetiyor biliyor musun, ama biz gidiyoruz 1 milyon konut yapılabilecek parayı faize veriyoruz. Sonra gidiyoruz esnafımızın, vatandaşımızın yaşantısına yeni vergiler ekliyoruz. Enflasyon yüzde 40 artıyor, biz vergilere yüzde 89 zam, cezalara ise yüzde 100’ün üzerinde zam yapıyoruz.
“ERBAKAN HOCAMIZ BÖYLE Mİ YAPTI?”

Erbakan hocamız iktidarda olduğu dönemlerde böyle mi yaptı? Esnafın, vatandaşın üstüne vergi yükü yükleyerek mi ülke yönetti? Bu nasıl Erbakan hocamızın hayalini gerçekleştirmektir? Erbakan hocamız 54. Hükümette 1 lira borçlanmadan, memleketin başına 1 lira ek faiz getirmeden bu ülkeyi yönetti. Ne yaptı? Faize ve israfa giden paraları havuza koydu. İmtiyazlılara giden paraların hortumlarını kesti. Havuzda biriken parayı işçiye, emekliye, SSK’lıya ve BAĞ-KUR’luya zam olarak verdi. Esnafa teşvik, üreticiye yatırım teşviki olarak verdi. Böylece ekonomi canlandı.
BAYRAMOĞLU O TARİHİ MEKTUP OLAYINI ANLATTI
O dönemde maaşını PTT’den alan bir amcamız yüzde 320 zam almış ancak aldığı zamdan haberi yok. 10 bin TL maaş alırken 42 bin TL yatmış. PTT’deki görevliye sormuş: 'Neden 42 bin TL var burada…' Görevli de 'Bunu sana Erbakan hoca gönderdi' demiş. Bunun üzerine o emekli, Erbakan hocaya 'Ben bu parayı sonra sana geri ödeyeceğim' dediği bir mektup göndermiş. O emeklimiz hayatında böyle bir zam görmemiş, gelen parayı da Erbakan hocanın kendisine borç olarak gönderdiğini düşünüyor.
ENFLASYONUN NASIL DÜŞÜRÜLECEĞİNİ SOMUT ÖRNEKLE ANLATTI
Erbakan hocamızın iktidar olduğu dönemde zammı alan vatandaşımız çarşıya pazara koşmuş, esnaf kardeşimizin işi artmış; işe yetişemediği için işe bir kişi daha almış, istihdam oluşmuş. Kazancı artmış, dönmüş üreticiye, toptancıya sipariş vermiş. Bu sefer fabrikalarda da üretim artmış. Fabrikatör yeni makine almış ve yeni istihdam kapıları açılmış. Kendi güzel kazandığı için çalışanlarına da iyi maaşlar verebilmiş. Erbakan hoca üretimi artırarak tüketimin önünü açtı, enflasyon düştü. Ancak bugün tüketim yaptırmayarak enflasyonu düşürmeye çalışıyorlar. Enflasyonla böyle mücadele edilmez… Enflasyonla mücadelede bir şeyi iki tane yaparsın, iki şeyi dört tane yaparsın; yani üretimi artırarak bolluk ortamı oluşturursun. Pahalı olan şey ucuzlar, ucuzladığı için de vatandaşın alım gücü artar ve alır, böylece enflasyon düşmüş olur.
“MEHMET ŞİMŞEK, ‘HARCAMA KARDEŞİM’ DİYOR”

Ancak Mehmet Şimşek yönetimi ne yapıyor… Üretim yok, arzı karşılamak yok, 'Harcama kardeşim' diyor. Bugün sayın Cumhurbaşkanımıza verilen 25 yıllık iktidar süresi Erbakan hocamıza verilseydi karşımızda ne ABD ne Almanya dururdu; herhalde Çin ile rekabet ediyor olurduk. Bütün dünya Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik rekabeti konuşurdu. İçlerindeki bazıları bizim de arkadaşlarımız, başarsınlar istiyor muyuz? Evet! İstiyoruz ancak maalesef ki başaramıyorlar.
“18 TRİLYONLUK BÜTÇENİN 16 TRİLYONU VERGİDEN GELİYOR”
Erbakan hoca dış politikada ne kadar feraset sahibiyse ekonomide de feraset sahibiydi. Erbakan hocamız AK Parti’yi işaret ederek ne demişti: 'Onları biz yetiştirdik. Onlar bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz ama bugün yanlış ekonomik politikalar güdüyorlar, onları bu konuda uyarıyorum. Eğer her yıl 100 milyar dolarlık yerli ve milli kaynak bulamazlarsa bu ülkeyi götürebilecekleri tek yer yoksulluktur, fakirliktir, borca esirliktir' demişti. Hocamız bunu 2002–2004 yılları arasında söylüyordu. Bugüne geldiğimizde görüyoruz ki AK Parti hükümeti; neredeyse milli gelire yakın oranda bir borcun içine batmış ve giderek bu borcu artıran, yatırımları durduran ve tek mali kaynak olarak vatandaşlarımızın vergilerini gören bir yapıya dönüşmüştür. 18 trilyonluk bir bütçeden bahsediyoruz, bu bütçenin 16 trilyonu vergiden oluşuyor… Geri kalan 2 trilyonu da borç…"

Yorumlar
Kalan Karakter: