“…Kur’ân okuyan münafık REYHAN OTU gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır…” (Müslim, Müsafirin, 243)
Peygamberimiz aleyhisselam’ın, bir ömür insanlara ulaştırmaya çalıştığı “kitabullah”ın, kullar üzerindeki etkilerini dört bitki üzerinden anlatmaya çalıştığı sözünü konuşmaya devam edelim.
Önceki yazılarımızda “turunç” ve “hurma” üzerinde durmuştuk. Şimdi de “reyhan otu”na bakalım:
c) Reyhan Otu:
“Kur’ân okuyan münafık REYHAN OTU gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır.”
Peygamberimiz aleyhisselam, Kur’an okuyan münafığı bu bitkiye benzetmiş. Anadolu’da fesleğen de denilen bu bitki birçok evde saksılarda bile yetiştirilir. İnsana yeşil yeşil bakar. Elinle şöyle bir dokunup sallarsan etrafa çok güzel bir koku yayar.
Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse demektir.
İşte Kur’an okuyan münafık da elindeki ve dilindeki Kur’an’la etrafa iyi bir imaj verip, riyakârane hareketleriyle güya güzel kokular yayabilir. Geriden aldığın bu güzel kokuya kapılıp ona biraz yaklaşacak olursan içten inanmadığı değerleri yaşamak, korumak gibi bir derdinin olmadığını görürsün. Seni kandırmaya çalışan yüzünü, biraz beraberlikten sonra fark edersin ve ağzıyın tadı kaçar. Zira Kur ’ani terbiyeden geçmemiş dili, Rabbine iman ve tevekkül etmemiş kalbine tercüman olup karamsar bir tablo ortaya koyacaktır.
Oysa; “Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona iman edenlerdir. İman etmeyenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.” 2/Bakara, 121
Şimdi sözün burasında, sizinle, en büyük derdi insanlığın Vahiy aydınlığında ilerlemesi olan sevgili peygamberimizin, hayata yansımayan bir “Kitab”ın başına neler geleceğini ifade ettiği bir uyarısını paylaşmak isterim; Ebu’d-Derda isimli peygamber yoldaşının bizlere aktardığına göre; bir gün Peygamberimiz, başını gökyüzüne kaldırır, (bunu sık sık yaparmış) uzun uzun tefekkür eder ve sonra der ki, “İlmin aramızdan sökülüp alınacağı zamanlar yakındır.” Orada olan sahabeden birisi der ki, “Ey Allah’ın Resulü, Kur’an, bizim aramızdadır. Ona değer veriyoruz, ona sarılıyoruz, onu okuyoruz, çocuklarımıza okutuyoruz, çevremize tavsiye ediyoruz, böyleyken ilim aramızdan nasıl kaldırılacak?”
Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Anan seni kaybetsin ey Lebid! Ben de seni Medine’nin en fakihlerinden birisi sayardım. Bilmez misin ki Tevrat ve İncil de Yahudi ve Hristiyanların ellerindeydi. Onlar da okuyorlardı kitaplarını. Peki, ne oldu? Onların okumaları bir fayda sağladı mı? Hani nerede Tevrat ve İncil? Her ikisi de tahrif olup gitmedi mi?”
“Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin âyetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, imanı fayda sağlamaz…” (6/Enam, 158)
Yorumlar
Kalan Karakter: