‘96 model, modifiyeli bir ŞAHİN’in arka camında siz de gördünüz mü bilmem? Yazıyordu ki;
“Sonunu Düşünen Kahraman Olamaz.”
Bu, “Çukur, Vadi” tarzı dizi ve filmlerdeki sahte kahramanların etkisinde kalan bir tasavvurun (anlayışın) sonucunda söylenmiş/yazılmış olmalı.
Gerçek “değerler”inden bîhaber olan bir neslin, elbette gerçek kahramanlıktan, gerçek kahramanlardan ve gerçek “SON”dan da bîhaber olması kaçınılmazdır.
Hz. Muhammed gibi, Hz. Musa gibi, Hz. Hamza, Hz. Ali, Hz. Ömer ve Mağara Arkadaşları (ashab-ı kehf) gibi kahramanlarımız var bizim.
Hepsi de pervasızdı;
Mekke müşriklerinin karşısında,
Zulüm sisteminin sacayağını oluşturan, firavun, karun ve haman karşısında,
Roma imparatorluğunun ve ölümün karşısında…
Yakın tarihimizde de var o yiğitlerden.
Tüm dünya emperyalistlerinin,
Siyonistlerinin,
dünyayı Allah’ın razı olduğu hayat tarzından uzaklaştırıp, insanları kendilerine ve kullara kul yapmaya çalışan,
insanların imanını,
emeğini,
hayalini,
vatanını,
özgürlüğünü sömüren zalimlerin karşısında duran yiğitler.
Şehid Hasan el-Benna, şehid Metin Yüksel, şehid Seyyid Kutup, şehid Malkom x, şehid Yahya Sinvar, Tahrir meydanının şehit gelini Esma, ablukayı kırmak için yola çıkan SMUD FİLOSU… gibi.
Ama inanın hepsi de sonunu çok iyi düşünüyordu.
Onlara göre KAHRAMANLIK, ölümsüz hakikatlerin hâkim olması için çile çekmek, bu yola baş koymaktı…
SON ise; Ölümden sonraki yeniden dirilişin ardından, ebedi yurda varabilmekti. Bu ebedi yurt ise; ya Dâr’us-Selam (mutluluk ve selamet diyarı olan “cennet”) ya da Sûü’d-Dâr (pişmanlık, elem dolu kötü yurt, cehennem) dı.
Yolu kuyudan sultanlığa uzanan ve sonunu çok iyi düşündüğü için Züleyhaları elinin tersiyle iten bir yiğidin yakarışı, kitabımızda şöyle aktarılır: “…Ey gökleri ve yeri yaratan yüce Rabb’im, dünyada da âhirette de benim yegâne dostum, yardımcım sensin! Senden ne makam istiyorum ne şöhret ne de servet! Bunlardan daha kalıcı ve hayırlı bir şey istiyorum: Beni son nefesime kadar, buyruklarına yürekten boyun eğen bir Müslüman olarak yaşat, bir Müslüman olarak canımı al ve mahşerde beni salih kullarının arasına kat!” (12/Yusuf, 101) Siz o yiğidin adını da çok iyi biliyorsunuz.
Hayat kitabımız Kur’an’dan konuyla alakalı bir ayet daha sunacağım ama önce sonunu düşünmeyen sahte kahramanlardan bir iki örnek vereyim de biraz tebessüm edelim:
Sonunu Düşün-meyen Kahramanlardan Son Duyulanlar:
“Son bi kez dalıp çıkıcam Cemşit abi…”
“Acaba şu sarkan kabloda elektrik var mıdır?...”
“Senin bu külüstür 200 yaparmı ki?...”
“-Şu karşıdaki damı görüyor musun?... İzle şimdi...”
"-Yav oyna oyununu, bizim tüp her zaman kokuyor zaten..."
“Siz ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; herkes yarın için ne hazırladığına baksın! Ve (bir kez daha) Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, çünkü Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (59/Haşr; 18)
Ve inanın bugün biz, sonunu düşünmeyen sahte kahramanlardan çok, düşünenleri hatırlarız. Hem de isimleri, hayatları ile birlikte… Onlar gibi olabilmek ise en önemli dualarımızdandır.
“Bizlere kalan aziz borç, geçmiş zamanlardan,
Tarihi temizlemek, sahte kahramanlardan.” NFK.
Hem son yazımızda ne demiştik?
[related-post=460031, background=#E91E63F2, color=#FFFFFF]

Yorumlar
Kalan Karakter: