Karaman coğrafyası, batıdan doğuya uzanan sınırlarıyla adeta şehirler arası mesafeleri gölgede bırakıyor. Sarıveliler'in en uç noktasındaki Dumlugöze köyü ile haritanın tam zıt köşesinde, Ayrancı'nın Mersin sınırına dayanan Kayaönü köyü arasındaki mesafe tam 285 kilometre. Karaman il sınırları içerisindeki bu iki yerleşim arasında seyahat etmek, özel araçla yaklaşık 5 saat sürüyor. Öyle bir mesafe ki, Karaman’ın bir köyünden diğerine gitmek, il merkezinden Ankara veya Antalya’ya gitmekten daha uzun zaman alıyor.

Sürücülerin "Yol Uzasın, Can Yaşasın" Paradoksu
Bu devasa coğrafyanın lojistik boyutu ise sürücüleri şaşırtıyor. Batı ucundaki Dumlugöze'den yola çıkanlar, aslında harita üzerinde en kısa görünen 165 kilometrelik Bucakkışla-Başyayla dağ yolunu tehlikeli olduğu için kullanmıyor. Göksu kanyonunun aşırı dar, keskin virajlı ve uçurumlu yapısı ortalama hızı saatte 40 kilometreye kadar düşürüyor.
Sürücüler bunun yerine, yolu 30 kilometre daha uzatarak Konya (Hadim-Taşkent) güzergahındaki geniş bölünmüş yolları tercih ediyor. Yol uzasa da süre 4 saatten 3 saate düşüyor ve can güvenliği sağlanıyor. İl merkezine ulaştıktan sonra ise doğu ucundaki Kayaönü köyüne gitmek için Ayrancı üzerinden 86 kilometrelik bir dağ tırmanışı daha yapılıyor.

Biri "Kayaman" Diyor, Diğeri Kayaların Önünde!
İki köyün sadece mesafeleri değil, asırlık kültürleri ve sarp coğrafi yapıları da birbirine ikiz gibi benziyor. Batı ucundaki Dumlugöze, sedir ve karaçam ormanlarının içinde gizlenirken, 700 yıl önceki mülki kargaşadan kaçanlar tarafından kurulmuş. Köy halkı, dışarıya kapalı sarp yapısı sayesinde konuşma dilinde "R" harfini "Y" olarak telaffuz etme kültürünü hala koruyor.
Doğu ucundaki Kayaönü ise antik dönemden, Hititlerden beri bir yaşam alanı. Üç tarafı dağlarla çevrili bir boğazda, devasa kayaların önünde kurulduğu için bu adı alan köyün çevresinde, kayalara oyulmuş onlarca tarihi mağara ve in bulunuyor. Coğrafyanın dikte ettiği bu sarp sığınma kültürü, iki farklı topluluğu birbirine habersizce ikiz yapmış durumda.
Kardelen Fesivali'nden Napolyon Kirazına ve Şifalı Pınarlara
Her iki köyde de engebeli arazi yüzünden ekilebilir toprak az ama bu durum iki köyü de özel birer üretim merkezine dönüştürmüş. Batıdaki Dumlugöze kısıtlı arazisinde ceviz yetiştirip, Türkiye'de nadir görülen Kardelen Festivali'ne ev sahipliği yaparken; doğu daki Kayaönü köyü ise akarsularla beslenen derin vadisinde birinci kalite Napolyon cinsi kiraz yetiştiriyor.
Kayaönü, su kaynakları bakımından da tam bir cennet. Künk, Köseli, Akpınar ve özellikle köylülerin böbrek taşını düşürdüğünü söylediği Alıçlı Pınar köyün can damarı. Hayvancılığın başrolde olduğu iki köyden Kayaönü sakinleri yazın sürüleriyle kendi bölgelerindeki Çavdar Yaylası'na çıkarken, Dumlugöze halkı da yüksek Toros otlaklarına göç ederek asırlık yaylacılık geleneğini yaşatıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: