İsteniyor ki; Allah bir nevi “gök tanrı” olarak, bizim güç yetiremeyeceğimiz işlerimizi yapmaya devam etsin, fakat bizim kendi hayatımızdaki işlerimize karışmasın. Nasıl yaşayacağımıza, nasıl giyineceğimize, insan-insan ve insan-eşya ilişkilerimizin nasıl olacağına, sosyal hayatımızı, siyasal hayatımızı, iktisadi hayatımızı nasıl yönlendireceğimize karışmasın.
Böylece zımnen deniyor ki: O bizi güzelce yaratmış, her şeyi de istifademize sunmuş (hâşâ) artık emekli olmuştur. Gök işlerimizi de bizahmet yürütüversin. Ama şu yer işlerine burnunu sokmasın. Orasını biz hallederiz. Onun karışması bizi geri götürür, irtica gayyalarına atar, âleme rezil oluruz. Allah’sız yapamayız ama Allah’lı da olmaz…
İşte böyle düşünen ya da düşündürülen kimileri, hayatlarından tümüyle dışlayamadıkları Allah’a “tanrı” demeyi daha uygun görürler. Çünkü o, daha çok etken değil edilgendir. Birazcık atanmıştır. Hükmeden değil, bunların isteğine göre kararlar verendir… Oysa: “Gökteki İlâh da Yerdeki İlâh da O'dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.” Zuhruf, 84
Sonuç olarak; ALLAH, tümüyle ona inanıp teslim olan, “din”i bir “hayat tarzı” olarak görenlerin RABBİ iken,
TANRI, ALLAH’ın istediği gibi bir yaşam tarzını içselleştiremeyip, gereksinim duydukça yardıma çağrılacak bir yarı ilah görenlerin, gerekirse ona (tanrıya) ait kimi vasıfları kendi idollerine de yakıştırabileceklerin, ilah(!)larına verdikleri isimdir.
“ALLAH” deyince, (Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim olan Allah’ın gücünden) herhangi bir güç indirimi yapıp sahte ilahlarına paylaştıramazlar.
“Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir.” (43/ Zuhruf, 82)
“Allah'ı O’nun Şanına Yaraşır Bir Biçimde Tanıyamadılar.” (6/Enam, 91)
Diyeceğim odur ki: ALLAH “GÖK İŞLERİ BAKANI” OLAN BİR TANRI DEĞİLDİR!!!
VE BEN, “Allahsız’ın Tanrısı’yla Savaşlardayım.”
Yorumlar
Kalan Karakter: