“Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip olacağını mı (zannediyor?)” (53/Necm, 24) diye sorar Kur’an.
Buna bazıları “evet” diyorlar, hadlerini aşarak.
Çünkü ellerine geçirdiklerini sandıkları üç günlük dünya hakimiyetleriyle,
Hükmettiklerini sandıkları mega, nano, hibrit… teknolojileriyle,
Örümcek gibi dünyayı sardıklarını zannettikleri “ağ”larıyla,
Dünya’yı avuçlarına aldıklarını sandıkları istihbaratlarıyla,
Tüm insanlığın kalbine yönelttiklerini sandıkları silahlarıyla,
Kibirlendikçe kibirleniyor,
Kendilerini, uydurup bozdukları dini öğretilerle “seçilmiş kavim” addediyor,
Dünyada hep baki kalacaklarını, kulları kendilerine kul edeceklerini vehmediyorlar…
Bunlardan biri Nemrut’tu: “İbrahim için ateş dağları hazırlamış” (21/Enbiya, 68); “Allah kendisine hükümdarlık verdiği için Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya girmiş, İbrahim: "Rabbim hayat veren ve öldürendir" dediğinde, o da "Ben de yaşatır ve öldürürüm" demişti. İbrahim, "Allah güneşi doğudan getirmektedir; sen de onu batıdan getirsene" deyince, o kâfir apışıp, şaşırıp kalmıştı. Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmadığı gibi, tuzaklarını boşa çıkarmış, sonra da onları, dünyada ve âhirette rezillik ve alçaklığa mahkûm etmiştir. “(2/Bakara, 258; 37/Saffat, 98)
(Rivayete göre, güya bu azgın, yanına aldığı iki kişiden birini sağ bırakıp diğerini öldürerek kendince Hz. İbrahim'i mağlup etmeye çalışmıştı:)
Bir diğeri Firavun’du: Yandaşlarına ve yalaklarına 'Sizin en yüce Rabbiniz benim', “Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum” demiş, yeryüzünde ordusuyla haddi olmadan büyüklenmiş, Rabbine döneceğini hesaba katmamıştı. (79/Naziat, 24; 28/Kasas, 38, 39)
Ama Rabbim “Sonunda onu ve askerlerini enseleyip denize gömüvermişti” de (28/Kasas, 40) “Nihayet, boğulma ümüğüne çökünce: "İman ettim. İsrailoğullarının inanmış olduğu dışında ilah yok. Ben de O'na teslim olanlardanım" diyerek inlemeye başlamıştı.” (10/Yunus, 90)
Evet bu zalimler;
“Kendilerini kendilerine yeterli sanıyor ve işte bu sanılarla azgınlaşıyorlar.” (96/Alak, 6, 7)
Oysa bilmiyorlar ki, hiçbir beşer gerçek anlamda bu fani dünyada ne güç ne kudret ne kuvvet ne de iktidar sahibi olabilir…
SADECE BOYUNLARINDAKİ İLAHİ YULARIN MÜSAADE ETTİĞİ YERE KADAR BİRAZCIK OTLAMAYA GİDEBİLİRLER…
Biz yeter ki, Hud aleyhisselam gibi mücadelemizi verip, üzerimize düşeni yaptıktan sonra, “Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim” diyebilelim. Zira; “O'nun, alnından/perçeminden yakalayıp kontrolü altına almadığı hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir.” 11/Hud, 56
Yorumlar
Kalan Karakter: