Elinde soğuyan çay bardağıyla daldığı âlemden; babasını özleyen ve oynamak için eve gelmesini bekleyen küçük kızının arkasından yanaşıp, kulaklarını çekiştirmesiyle koptu. Minicik elleri, kulak kepçelerinde ve kıvrımlarında hissettikçe, kafasının iki yanına yerleştirilmiş ama kendisinin epeydir farkında olmadığı iki kulağının olduğunu hissetti. Sanki küçük kızcağız da “baba bu kulakların farkında mısın?” diyordu oynaşmak isterken.
Hem kulağındaki minik eller hem de kafasının iki yanındaki koca kulaklar için yaradana hamd etti. Yıllardır kafasının iki tarafında taşıdığı bu harika uzuvları sanki yeni yeni fark ediyordu. Kollarından kavradığı yavrucağı, başının üzerinden aşırıp kucağına aldıktan sonra, onu biraz gıdıkladı ve siyah saçlarının arasından görünen kulaklarına bir gitar teline vurur gibi dokundu. “İki kulaklı kızım benim”!!! diye sevmeye başladı çocuğu. Çok tuhaf bir sevgi ifadesiydi bu. Birden hanımının tuhaf bir şaşkınlıkla ve soran gözlerle kendisine baktığını fark etti. Tabi ki eşinin bu cümleyi hangi ruh haliyle söylediğini anlamamıştı.
-Sorma hatun, bazı adamlar kulakları yüzünden cennete gidememişler de o yüzden bu akşam bu kulak meselesi kafama takıldı.
-Nasıl yani? Ne alaka? Kulak, cehennem?
-Şu alâka hatun. Gel bu akşamki “Kur’an dersinde” aldığım notları seninle paylaşayım. Ama gelirken kitaplıktan mealli Kur’an’ı da yanına al.
Ders esnasında, “şimdi Kur’an’ın şu ayetlerine kulak verelim mi?” dediğinde hem konuşmacı da hem dinleyenlerde hafif bir tebessüm belirmişti. Birden o an aklına geldi ve hızlıca aldığı notları çıkardı cebinden.
-İlk önce şu “kulakları yüzünden cehenneme giden adamlar”la ilgili ayetleri bulalım. “Bakalııım, eveeet. 67.sırada yer alan MÜLK suresinin 6 ila 11. ayetleri arası imiş. Oku bakalım…” NOT: (Burada Mülk suresinin ilgili ayetlerini bulup okumak siz kıymetli okurlarımıza bırakılmıştır:)
Eşi o ayetleri okuyunca, şöyle bir birbirlerine, “Hımmm ilgiiinç dercesine” baktılar.
Sonra sırasıyla, konuyla ilgili diğer ayetlere ve yine birbirlerine baktılar. Diyordu ki KUR’AN:
67/Mülk, 23. -Sizi yoktan var eden ve size, hakikati duymak için kulak, görmek için göz ve anlamak için de kalpler veren O’dur. Bu nimetlerin hakkını ne kadar da az veriyorsunuz.
16/Nahl, 78. -Sizi analarınızın karnından hiçbir şey bilmez bir halde çıkaran ve belki hakkını verirsiniz diye size işitme, görme ve düşünme kabiliyeti veren Allah tır.
39/Zümer, 17, 18. -Müjdeler olsun, şer odaklarına kulluk etmekten uzak duran ve sadece Allah’a yönelenlere! Bu kullarımı müjdele ki. Onlar, her türlü sözü dinleyip sonra en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın gösterdiği doğru yola uyan kimseler bunlardır. İşte gerçek ve temiz akıl sahipleri bunlardır.
102, Tekasür, 8. Nihayet o gün verilen her nimetten elbette sorguya çekileceksiniz.
Sonra, peygamber efendimizin Enes isimli genç sahabeye “Ey iki kulaklı” diye takılmasının (Tirmizî, Birr 57) hikmeti üzerinde kısaca konuştular.
Evet, bazen insana hangi nimetlere sahip olduğu hatırlatılmalıydı.
-İyi geceler iki kulaklı, dedi eşine yatmak üzere kalkarken.
Mutfak tarafından yankı buldu bu dilek.
-Sana da iki kulaklı…

Yorumlar
Kalan Karakter: