Günümüzde çocuklar küçük yaştan itibaren büyük ölçüde internet oyunları ile içli ve dışlı olarak gelişim süreçlerini tamamlamaktadırlar. Aile içerisinde anne ve baba bazen zorunlu olarak özel ve genel işlerini ve iletişimlerini sağlamak için cep telefonlarını kullanmak durumunda kalıyorlar. Bu durum ebeveynin büyük ölçüde cep telefonuna veya dijital aletlere ile meşgul olmalarına sebep oluyor. Küçük çocuklar ev ortamında bu durumdan etkilenmeleri sonucunda onların da ilgisini çekiyor, onların da cep telefonuna ister istemez ilgi duymalarına ve ona ulaşmak için yoğun istekleri oluşuyor. Anne ve babanın telefon kullanımının ihtiyaç odaklı olduğunu çocuklarına hissettirmeleri için kendilerinin telefon ile meşgul oldukları zamanları ayarlamaları uygun olacağı kanaatindeyiz.
Çocukların cep telefonuna ilgileri onun renkli, sesli ve cazibeli bir oyuncak gibi algılanmasından da kaynaklanıyor. Anne ve babalar da ağlayan veya huzursuzluk belirtisi gösteren çocuğu sakinleştirmek, bazen de ona farklı bir oyuncak sunmak adına cep telefonunu bir oyuncak aleti yerine çocuklarına veriyorlar. Onların sevinç ve gülücükleri ile mutlu oluyorlar. Çocuğun yaşı ilerledikçe bu masum gibi gözüken oyuncak, bir oyun ve eğlence aracına dönüyor. Çocuklar gelişimini bu alet ile bütünleşik şekilde sürdürüyorlar.
*Cep telefonu gibi dijital aletler ile oynanan oyunlar; yetişmekte olan çocukların strateji geliştirme, düşünme, problem çözme gibi hafıza gelişmesine katkı sağlayabilir, *oynanan oyunlar ile; el, göz uyumu sağlayarak motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabilir,
*oynanan oyunlar ile; hayal gücü gelişebilir, yeni konular öğrenebilirler, *oynanan çevrimiçi oyunlar ile; çocuklar kendilerine yeni bir sosyal çevre kurabilirler.
Evet; oyun denildiğinde benzer masum gerekçelerin yanında, sınırlandırılıp kontrol edilemeyen bir alan açan cep telefonu ve dijital materyal kullanım konusunda çocuklarımızın bağımlı olmaması ve kontrollü kullanım için psikologlara, rehberlikçilere, öğretmenlere, anne ve babalara büyük görevler düşüyor.
* Bu çocukların günlerce ve saatlerce sabahlara kadar vakit geçirdikleri bu dipsiz oyun platformlarındaki sanal ve gerçekçi olmayan karanlık dünyada akılları ve ruhları, nasıl şekillenecek?
*İnsanlık icabı içlerinde var olan şefkat ve merhamet gibi duygularını koruyabilecekler mi?
*Küçük yaşta oyun için annesi, babası, öğretmeni ve çevresindeki bütün sevenleri ile sorunlar yaşayan bir çocuğun fiziksel, ruhsal, sosyal gelişimini sağlıklı olarak nasıl gerçekleştireceğiz?
*Çevresi ile oyun yüzünden sorunlar yaşayan ve kendisini kapatan bu çocuklarımıza İman, inanç, şefkat ve merhamet eğitiminde başarılı olabilecek miyiz?
*Çocuklarımıza kişilik ve karakter gelişiminde; inanç, bilgi ve davranış uyumunun olması gerektiğini ve bunların her birisinin insana maddi ve manevi sorumluluk yükleyeceğini ve bir gün yaptıklarından hesaba çekileceği inancını verebilecek miyiz?
Çocuklarımızın özellikle ‘’şiddet’’ içerikli oyunlar oynamaları onların fiziksel ve ruhsal gelişimine olumsuz ve hatta yıkıcı etki yapacaktır. Bu çocuklar oyun boyunca sanal alemde uyguladıkları vurma, kırma, yaralama ve öldürme gibi şiddet ve vahşet ortamları bir süre sonra beyninde ve bilinç altında öyle bir yerleşecek ki, oradan gelecek ufak bir telkin ve yönlendirme ile gerçek alemde de- Allah korusun- benzer şeyleri yaşamak isteyecek. Bu son noktada çocukta akıl ve mantık devre dışı kalacak. Çünkü oyun kahramanı öyle idi…
Çocuklarımızın son yıllarda daha sık karşılaştığı bu sorunların çözümünde aile büyük önem arz ediyor ve büyük görev düşüyor. Anneler çocuklarımızın fiziksel, ruhsal ve manevi gelişiminde önemli rol oynuyor. Allah anneleri, çocukların çok narin ve hassas olan kalplerine hitap etmek ve dokunmak için her birisini bir şefkat ve merhamet kahramanı olarak yaratmış. Çocuk küçük yaşta alacağı her türlü eğitimi ve iletişimi ilk öğretmeni olan annesinden alacaktır. Çocuk akil baliğ yaşına kadar annesinin ‘dizinin dibinde’ kendisine bir ömür boyu ne lazımsa bunların temel anlayışını hem öğrenecek hem içselleştirecek hem de yaşam biçimi haline getirecektir.
Eğitim hayatına başlayan bu küçücük çocukların öğretmenleri de; çocuğun ailede anne ve babasından aldığı temel inanç, bilgi ve maneviyat eğitimi ile çocukta çatışma yaşatmadan, ruhsal bunalıma sokmadan tamamlayıcı bir eğitim ile öğrencisinin gelişimine katkı sağlayacaktır. Bu şekilde tamamlayıcı ve gelişimci bütünsel bir yaklaşım ile çocuklarımızın kişilik ve karakteri fıtratlarına uygun olarak şekillenecek, onların her birisi şefkatli, merhametli, sorumluluk sahibi bir genç olarak yaşamlarına devam edecekler…
Eğitim evrensel inanç, milli ve manevi değerler üzerine kurulmalı, çocuklarımızın aklı fen ilimleri ile aydınlatılırken kalpleri ve ruhları da İlahi Dinimizin evrensel ve kutsal değerleri ile aydınlatılmalıdır ki; hakikat ortaya çıksın. Çocuklarımızı yaratan ve bizlere bahşeden Allah’ın ‘’Ben Onları İslam Fıtratı Üzerine Yarattım’’ ilahi hükmüne göre, çocuklarımızı ‘’Tevhit’’ merkezli yaratılış amaçlarına uygun olacak şekilde eğitmemiz hem İlahi bir emir hem de görevdir. Bu tertemiz çocukların fıtratını bozacak batıl, satanist ve putperestlik gibi sapkın inançlardan eğitim yolu ile korumalıyız. Bu batıl inanç sistemleri, İnsana ve İnsanlığa bu dünyada günah ve kötülük, ahirette de ebedi azaptan başka bir şey vaat etmemektedir. Keyfi ve küfri batıl düşüncelerin çocuklarımızın ruhunu ve maneviyatını karartmasına sebep olmak, onlara yapılabilecek en büyük kötülük olacaktır. Bu durum çocuklarımızın şefkat ve merhamet duygularının körelmesine de sebep olacaktır.
Çocuklarımız biz anne ve babalar için velinimetimizdir, Rabbimizin bizlere en güzel hediyesidir. Evliliğimizin meyvesi, aile saadetimizin solmayan çiçekleridir. Onları en güzel şekilde yetiştirmek ve hayata hazırlamak hem bizlerin dünya mutluluğuna katkı sağlayacak hem de onların dünya ve ahiret mutluluklarına vesile olacaktır. Allah bizlere hayırlı evlatlar, vatanımıza ve milletimize de faydalı nesiller versin İnşaallah…
Allah’a Emanet Olunuz.
Yorumlar
Kalan Karakter: