Bir önceki yazımızda yaptığımız girizgâhtan sonra gelelim konumuza; “…yürümenin, konuşmanın, arabaya binmenin de bir Müslümanca olanı olduğunu, olması gerektiğini unutmayacağız!” demiştik ya. Şimdi bunların Müslümanca olanı nasılmış “hayat kitabımızdan” görmeye çalışalım.
Kitabımızda 43. Sırada yer alan “Zuhruf suresi”nin 12, 13, 14. ayetlerinde buyrulur ki; “Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: “Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik. Kuşkusuz biz sonunda Rabbimize döneceğiz.” diyesiniz...”
11. sırada yer alan “HUD” suresinde ise; “(Nuh) dedi ki: «Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.» (Ayet, 41) buyrulur.
Rabbimiz, ayağını yerden kesecek,
işlerini kolaylaştıracak bir araç nasip etmiş.
Sen onun sahibisin(!) artık.
Şimdi bu ayetten terbiye almış biri olarak, artık ona havalı havalı binemiyorsun.
Onu sana boyun eğdiren “BİR”i var.
Daha kapıyı açarken O’nu düşünüyorsun.
Senin de binitiyin de sahibi O.
Şükür ve minnet duyguları dolduruyor içini.
Sonra teslimiyet.
Binite hükmedebildiğin için dünyalara da hükmediyorum falan gibi garip bir düşünceye prim vermiyorsun. Zira belki de tabutuna yerleşiyorsun.
Şeytanın “sen daha iyisine layıksın” fısıltılarını duymazdan geliyor, bu nimetten mahrum kulları -sen mevcut vasıtayın modelini, özelliklerini beğenmezken, iki çocuk ve anne-babadan oluşan dört kişilik bir ailenin eski bir bisiklete sığmaya çalıştıklarını görüyor- düşünüyor hamd ediyorsun.
Harekete geçerken patinaj çekmiyor, Nuh peygamber’in sünnetine uyuyor ve “bunun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır.” diyorsun.
Bir kul gibi biniyor,
Bir kul gibi gidiyorsun.
Sonra şu Kerim Ayetler yolculuk esnasında işaret levhası oluyor sana;
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. “(hayat) yürüyüşünde tabiî, ölçülü, dengeli ol!…” 31/LOKMÂN suresi, ayet, 18,19
“Yeryüzünde böbürlenerek, (kibirlenerek, büyüklenerek, çalım satarak, şımarık şımarık, kurumlanarak, kasılarak, kabara kabara) dolaşma/yürüme/sürme. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.” 17/İsrâ : 37
İster yaya ol ister binitli. Artık Kur’an’a iman etmiş biri olarak, bu ayetler sana klavuz olduğu için, asla kendinde bir büyüklük görmüyor, kimseye tepeden bakamıyorsun.
Biliyorsun ki sen de bir damla sudan yaratıldın,
Biliyorsun ki sen de ölümlüsün.
Sen de muhtaçsın; havaya, suya, toprağa, ekmeğe...
Biliyorsun ki, sahip olduğun her şey geçici.
Kendi canın da şimdi üzerinde drift çektiğin vasıtan da bir emanet.
Birgün ellerin tutmaz,
gözlerin görmez olacak.
Abdestini bile tutamaz hale geleceksin.
Belki de yorgun ve yalnız bir şekilde dünyada dolaşmak zorunda kalacaksın.
Unutulacaksın.
Kimse sana değer vermeyecek.
Benim dediğin malın yok olması için bir kıvılcım, bir çarpma yetecek.
Ölümle birlikte artık dünyevi değer yargıları değil, Allah’ın değer yargıları geçerli olacak.
Öyleyse ne oluyor sana?
Yeryüzünde, Allah’ın arzında büyüklenerek, kibirlenerek yürümek de ne? "Allah kendini beğenmiş övünen kimseyi sevmez."
“Rahmân'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile, ağırbaşlı, sekinetle, vakarla, gösterişsiz yürürler…” 25/Furkân : 63
Sonra bir levha daha çıkar bu hayat yolculuğunda karşına;
“…Sesini alçalt, (yükseltme, kıs, yüksek perdeleri eksilt). Unutma ki, seslerin en çirkini/iticisi merkeplerin sesidir." 31/lokmân : 19
Der ki; kendiyin, hükmettiğin aracın ve dinlediğin müziğin sesini kıs.
Bağırgan, buyurgan olma.
Gürültü kirliliği yapma.
Kulakları tırmalama.
Kimseyi rahatsız etme.
Kendini illa da kabul ettirmek, farkettirmek istiyorsan bunun yolu sesini değil, kaliteni, şahsiyetini yükseltmekten geçer. Bağırmak ve aracı bağırtmak zorbalığın eseri iken, haddini bilerek doğal olan sesle konuşmak ya da aracı sürmek kendine güvenin eseridir.
Her an gözetildiğini, dünyanın senden ibaret olmadığını unutma.
Ne diyordu Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam: “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz.” Buhârî, İmân, 7
Yorumlar
Kalan Karakter: