İnsan hataları ve sevapları ile insandır. Mükemmellik şeytanın tuzağıdır. Zaten istesek de hiçbir zaman mükemmel olamayız.
Bazen, hayatı kendimize, çevremize ve başkalarına zehir edecek kadar zalim, kötü ve insafsız olabiliyoruz.
Öte yandan da hayata değer katacak olumlu taraflarımız vardır.
“İyilik”te bizim vasfımızdır.
Bu zıt kutuplu eylemlerimiz, fıtratımıza kodlanmış olan “fücur ve takva” yazılımının bir eseridir. (bkz: 91/Şems, 8)
Fücur: Kök anlam olarak yırtmak, yarmak anlamına gelir. (Müfredat, Ragıp el-İsfahani) İnsanın her olumsuz niyet, eylem ve söyleminin hayatın nizamını yırtıp parçaladığını ifade eder. İnsanın kötülüğün ne olduğunu bilmesi ve sorumsuzca davranmasıdır.
Takva: Bir şeyi, onu rahatsız edecek ve ona zarar verecek şeylerden korumak. (Müfredat, Ragıp el-İsfahani) İyiliğin ne olduğunu bilmek ve sorumlu davranmak…
İnsan öyle bir varlıktır ki, yapıp ettiklerinin yankılarını iç dünyasında hep duyar durur.
Çünkü öyle müthiş bir iç donanıma sahiptir ki, Kur’an’ın bir ifadesi ile insan aynı zamanda “kendini eleştiren/kınayan/gözlemleyen/şahit” (bkz: 75/Kıyame, 2;14) bir öznedir.
Yani insan kendi kendini bilen, neleri yapması gerektiğini, neleri de yapmaması gerektiğini bilen bir fail olarak yaratılmıştır. Aynı zamanda kendi kendini kontrol edebilme, kendi kendini hesaba çekebilme kabiliyetine sahiptir.
Zamanını boşa harcar, pişman olur, aynı zamanı dünyası ve ahireti için değerlendirir mutlu olur.
Sağlığına dikkat etmez, pişman olur, sağlığı için kötü alışkanlıkları terk eder kendine olan saygısı artar.
İbadetlerini aksatır, pişman olur, istikrarlı bir kulluk hayatı ile yeniden huzuru bulur.
Bir kalp kırar pişman olur, bir gönül alır inşirah bulur.
Yardım için uzanan bir eli geri çevirir pişman olur, bazen de hiç istenmeden yardım eder içinde kelebekler uçar.
Sınıfta kalır pişman olur, sonraki yıl biraz daha gayret eder sınıf birincisi olur.
Sınavı kaybeder pişman olur, bir dahakine daha sıkı çalışır ipi göğüsler.
Ailesini ihmal eder pişman olur, sonra tüm ömrünü bu yola adar yaralarını sarar.
İşini savsaklar pişman olur, hatasını kavrayıp dört elle sarılır ve ekmeğini kurtarır.
Rabbine karşı nankörlüğün zirvesine çıkar bazen, buna kendisi de şahit olunca (bkz: 100/Adiyat, 6,7); pişmanlıkla dönüş yaparak kendini ıslah eder ve cennet yolcusu olur.
“Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır. Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şeyle zulme uğratılmayacaklar.” (19/Meryem, 59,60)
Gördüğümüz gibi insan hayatı tıpkı EKG’sı çekilmiş bir kalp grafiğine benzer. İnişler çıkışlar, zikzaklar… biz insanoğlu böyleyiz işte. Ne yapalım?
Önemli olan doğru yoldan sapmama azmini göstermek. Her daim Rabbe sadık kalmaya çalışmak.
Yukarda insan eylem ve düşüncelerine dair zikrettiğimiz olumlu ve olumsuz durumları tekrar düşündüğümüzde, olumlu dönüşlerin hep bir pişmanlık sonucu ortaya çıktığını fark ederiz.
İnsan, hayatının sonuna kadar pişmanlıkları ile yaşamaya devam edecek bir varlıktır ve bu insan için bir imkandır. Kurtuluşu için, hatalarını telafi için, zararın en kısa kilometresinden dönüş için, daha iyi bir kul, daha iyi bir insan olabilmek için bir imkân.
Ve bir insanın herhangi bir zamanda herhangi bir durum için duyduğu bir pişmanlık, onun o andaki duyduğu SON PİŞMANLIĞIDIR. Çünkü henüz can bedenden çıkmamıştır.
Bu anlamda hatamızı fark ettiğimiz her an duyduğumuz pişmanlığımızın gereğini hemen yapabilirsek işte bu durum bizim felahımız olacaktır.
“Onlardan birine ölüm geldiği zaman, "Rabb'im beni hayata geri döndür." der. (Döndür ki) Terk ettiğim dünyada iyi işler yapayım." (Ona) "Hayır, asla!" (denir.) Bu, onun mutlaka söyleyeceği sözdür ama önlerinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır.” 23/Mü’minun, 99-100 ayrıca bkz: 14/İbrahim, 44.
İşte fayda etmeyen pişmanlık budur.

Yorumlar
Kalan Karakter: