ALLAH’IM!
Tağutlar tepemizde tepiniyor.
Ellerine geçirdiklerini sandıkları üç günlük dünya hakimiyetleriyle,
Hükmettiklerini sandıkları mega, nano, hibrit… teknolojileriyle,
Örümcek gibi dünyayı sardıklarını zannettikleri “ağ”larıyla,
İnsanın önce tabiatla bağlarını kopardılar, sonra da kendileri ve Rableriyle olan bağlarını…
“Sandıkları” diyorum çünkü hiçbir beşer gerçek anlamda bu fani dünyada ne güç ne kuvvet ne de iktidar sahibi olabilir… Sadece boyunlarındaki ilahi yuların müsaade ettiği yere kadar birazcık otlamaya gidebilirler…
Sundukları teknolojiyle hayatlarını kolaylaştırıyormuş gibi gözükseler de onlar bu yolla yeni köleler edinme peşindeydiler.
Kullandığı süpürge ev koordinatını, taktığı kulaklığı beyin frekansını, paylaştığı resim/videolar şahsi kodlarını vs ele geçirip gütmek üzere firavunlara sunmaktadır.
Kendini özgür gören, hür sanan yığınlar, boyunlarındaki şeffaf zincirleri kolye, bileklerindeki kelepçeyi künye, ayaklarındaki prangaları halhal sanıyorlar. Oysa en onulmazını yaşıyorlar esaretin. Onulmaz çünkü, köle olduğunu bilmeyen/kabul etmeyen bir köleyi azad edecek bir efendi yoktur.
Önce hevalarına tapındırdılar insanları. Kulluğu direkt kendilerine yöneltmeme kurnazlığı idi bu. Doğrudan kendilerine kulluğa zorlasalardı, o zaman insanlar belki fıtratın sesini dinleyip başkaldırabilirlerdi. O yüzden “kendine tap” dediler. Heva, şeytan ülkesinin başkentiydi zira. Oradan şeytanın somut hali olan, sistemlere, ideolojilere ve müstekbir(1) tağutlara (2) tapmaya geçiş, zaten varılmış bir hedefti.
Ey Rabbim!
Öyle rezil, öyle alçalmış, öyle köleler haline geldik ki, sana kul olacak ne bilincimiz ne mecalimiz kaldı.
Bu durum, fark edenler için kahreden bir aşağılanma Allah’ım. Çok acıtıyor içimi. Ne olur yardım et!
Ektiği tohumdan biçtiği arpaya kadar, yiyeceği içeceği gıdadan hijyeninde kullanacağı maddelere kadar her yeri ve her şeyi ifsad eden sapkınlar, neticede bir “ahmaklaştırılmış beşerler sürüsü” üretmeyi başardı.
Sonra…
Ümidinden sevgisine, korkusundan merhametine kadar bütün içsel/manevi duygularını suistimal eden…
Organ, güzellik, cinsiyet, para, mal-mülk gibi, bedeninden maddi varlıklarına kadar da her şeylerini sömüren bu kan emicilere karşı kin beslemesi gerekirken aksine, minnet duyan mûti bir nesil oluştu.
Şimdi onları tepe tepe kullanan ve üzerlerinde zafer çığlıkları atan bir şeytani düzen var.
Özgürlüğüne düşkün, kendisine yan bakılmasına bile tahammül edemeyen insanlık güya bu muydu?
(1)- Müstekbir: Kendini büyük ve üstün görüp gerçekleri kabul etmeyen, hakka karşı inatla direnen kimse.
(2)- Tâğut: Allah’ı ve dinini hatta kendi gücünden başkasını tanımayan, her zaman kendi kendini yeterli/müstağni gören, azgın ve zâlim bir kimliktir.
Yorumlar
Kalan Karakter: