Olay, Allah’tan aldığı emir neticesinde beyyinelerle firavun haman ve karun’a giden Musa aleyhisselam’ın daveti esnasında yaşanıyor. Önce yalancılık ve sihirbazlıkla suçlanıyor sonra da öldürme planlarına muhatap oluyor.
Sarayda bulunan bir yiğit ise artık imanını açığa çıkarma vaktinin geldiğine inanıyor ve itiraz ediyor. Olaylar nasıl gelişmiş, okuyalım!
“Andolsun ki biz Musa'yı, Firavun'a, Hâmân'a ve Karun'a ayetlerimiz ve apaçık hüccetle, gönderdik. Onlar: "Bu, çok yalancı bir sihirbazdır! "dediler. Musa tarafımızdan kendilerine hakkı getirince: “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınları sağ bırakın!” dediler. Ama kâfirlerin tuzağı elbette boşa çıkar.
Firavun: “Bırakın beni”, dedi. “Musa'yı öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesat çıkaracağından korkuyorum.” Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım, dedi.
Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen bir mümin adam şöyle dedi: Siz bir adamı "Rabbim Allah'tır" diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiğinin (azâbın), bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah, haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez. Devam etti: -Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hâkim kimseler olarak hükümranlık sizindir. Ama Allah'ın azabı bize gelip çatarsa, kim bize yardım eder?
Firavun: Ben size kendi görüşümü söylüyorum ve yine size ancak doğru yolu gösteriyorum dedi. İman etmiş olan dedi ki: "Ey kavmim! Doğrusu ben, ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum. Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarına bir zulüm dileyecek değildir.
Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, korkuyorum.
O gün arkanıza dönüp kaçacaksınız. Fakat sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur." 40/Mümin, 23-33
Bu yiğit, ayetten öğrendiğimize göre, o ana kadar imanını gizliyormuş. Fakat zalimlerin zulmü bir başka mü’minin canına uzandığı an artık meydana çıkmanın vakti geliyor. Bu bize piyasada bir hayli yer edinen “imanla paranın kimde olduğu
belli olmaz” safsatasının da aslını gösteriyor. Evet para kimdedir bilinmeyebilir. Adam kirli çıkıdır, fakir pozlarına yatar. Bankada yığdığı milyarları herkesten saklar. Hatta onca paranın içinde dilencilik yapar -ki haberlerde birçok örneğine şahit olduk-…
Ama iman öyle değildir. Kesinlikle bir yerden sonra kendini açık eder. Yakin bir iman varsa bu kesinlikle böyledir. Duramaz kabında. Sinemez köşesinde. Eyleme döker illa kendini. Olmadı sözle belli eder kendini. O da mı olmadı, refleks olarak yine mecburen “ben burdayım” diye haykırır.
Yorumlar
Kalan Karakter: