Kibir ve tekebbür; büyüklenmek, gururlanmak, başkasını küçük görmek, kendinde büyüklük vehmetmek ve başkasına itibar göstermeyip onu yok saymak…
Çıplaklığı cesaret; Kaba saba konuşmayı dobralık,
Saçma çığlıkları şarkı, (havlayan, anıran…); Kepazeliği sanat diye lanse eden modernite; Kibirli olmayı da “özgüven” ve “kişisel yetkinlik” olarak göstermektedir.
Düşünüyorum da duygu anlamında insana kibir kaynaklığı edecek modern bir duygu yok. Kibir, sevgi, şefkat, umut, korku… insanla yaşıt duygular.
Giyim-kuşam, binit, zenginlik, çocuk sayısı, güzellik/yakışıklılık, yaşanılan mekân ve coğrafya, eğitim seviyesi, meslek…
Şimdi bunların hangisine “modern kibir aracı” diyebiliriz ki? Hepsi kadim zaaflarımız.
Ancak insanın yaşadığı zaman ve zemine göre şekil değiştirmiştir. Çeşitlilik yönünden bu araçlar o kadar artmıştır ki, modern insan hangi biriyle böbürleneceğini şaşırmıştır.
Dün kumaş kalitesi ise bugün markalar, dün at ise bugün arabalar,
Dün iki katlı bir konaksa bugün yazlık ve villa sayıları, Dün ormancılıksa bugün doktorluk, avukatlık…
Çünkü insanın “büyüklenme” duygusunu kabartan çeldiriciler çok fazla. Ve her şeyi normal gösteren modern hayat, bize kibrimizi de normal göstermektedir. Bugün karizma sahibi olmak, cool olmak, havalı olmak gibi gayet normal ve yaygın kullanılan tabirler, biz farkında olmasak da iç dünyamızda yer alan hırçın bir hırsın dışa vurumudur aslında. Yeni yüzleri ile daha nice “büyüklenme” vasıtaları… Yazımızın başlığını o yüzden “Farkında Olmadığımız Modern Kibir Araçları” olarak koyduk. Ki farkındalığımız artsın da kendimize bir çeki düzen verelim.
Allah kullarına verdiği hiçbir duyguyu amaçsız vermemiş, onları kötü görmemiş, onların terbiye edilerek kulluk amacı doğrultusunda kullanılmasını istemiştir.
Din, o yüzden “duyguları yönetme nizamı”dır. (Buraya yazı serimizin sonunda tekrar döneceğiz.)
Yorumlar
Kalan Karakter: