Güç Nedir?
Peygamber Efendimiz Aleyhisselam gibi,
Aldığı Risalet görevini layıkıyla yerine getirirken, ilerleyişini durdurmak isteyen müşrik elebaşılarının tehdit ve tekliflerine karşı “Sağ elime güneşi, sol elime ayı koysanız bu davadan asla vazgeçmem” kararlılığını ortaya koyabilmektir…,
Başına koyulan ödülleri alabilmek için, peşine düşen eşkıyalara rağmen, asıl sığınağının mağara ve örümcek ağı olmadığını bilmek,
Yanındaki sadık dostu Ebubekir’in endişelerini de dindiren “la tahzen, innallahe me ane” (hüzünlenme, Allah bizimledir) tesellisinde manasını bulan bir teslimiyetle kutlu yolculuğa devam edebilmektir…,
Bedir’de 300 kişilik ordusuyla 1.000 kişilik Mekke putperest cumhuriyetinin müşrik ordusunun karşısına çıkabilmek,
Kurduğu mütevazı “Medine İslam devleti”nde daha henüz en fazla 10 bin kişilik bir ordu çıkarabilecek güçteyken, bir anda hazır kıt’a 100 binlik ya da milyonluk ordulara sahip olabilecek zamanın süper güçlerine, mukavkıs’a, herkliyus’a… davet mektupları gönderebilmektir.
Tek başına ümmet olan, İBRAHİM aleyhisselam gibi…
Yeryüzünde insanlara heva ve kulların köleliğinden kurtulup, yalnız Allah’a kul olmaları gerektiğini gösterebilmek için, elindeki ve zihnindeki fikir baltasıyla, şirkin en büyük sembolü olan soyut ve somut tüm putlara özgürlük hamlesi için vurabilmek,
“Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?" (6/ En’am, 81) diyerek yiğitçe bir duruşu sergileyebilmektir…
“Hasbiyellah” (Allah bana yeter) zikriyle ateşin kucağına dalabilmektir…
Yanında ne köprü kuracak teknoloji,
Ne istihkâm bölüğü olmadığı halde,
Sadece kendisine gerçek anlamda inanmış bir kardeşi ve elinde Asa’sı ile kurtarmak zorunda olduğu kavmini peşine takıp, gecenin karanlığında Kızıldeniz’e yürüyebilmek,
Ve “onlara orada kuru bir yol aç” buyuran rabbine “nasıl ya rabbi?” diye sormadan, yolu açacak olanın ne Musa ne de asa olmadığını bilerek, “yolu aç” emrini verene güvenerek, ardındaki firavun’un süper güç ordusuna rağmen, azgın sulara dalabilmek,
Yani MUSA aleyhiselam gibi üzerine düşeni hakkıyla yapınca, önünde kuru bir yol açılacağından, dalgaların yelkene dönüşeceğinden kuşku duymamaktır.
Şirk ve inkâr denizinde iman edenler boğulmasın diye,
İnsanları gece-gündüz,
Gizli-açık,
Teker teker ya da topluluk halinde Allah’a kulluk için çağırdığında,
Onların kulaklarını tıkamalarına, elbiselerine bürünüp sırt dönmelerine rağmen, (bkz: Nuh suresi)
Bıkmadan, usanmadan, pes etmeden ömrünü hakikati yaymaya ve yaşatmaya adayabilmek,
Alaylara, kınamalara, küçümsemelere aldırmadan karada gemi inşa etmeye devam etmek,
Sonra da yerden ve gökten fışkıran sularla oluşan tufandan, NUH aleyhisselam gibi inşa ettiğin iman gemisine binerek sağ salim kurtulabilmektir…
Hicret yolculuğuna çıktığı zaman,
Muhtemel bir saldırı ve ölümü göze alarak Nebi’nin odasında onun yerine geçerek, Hz. ALİ gibi O’nun canına canını siper yapabilmek,
İslam medeniyetini gerçekleştirebilmek için, uzun ve tehlikeli bir hicret yolculuğuna çıkan Nebi’nin yanında, ikinin ikincisi olarak ve tüm tehlikeleri göze alarak Hz. EBUBEKİR gibi Allah Rasülü’ne yoldaş olabilmektir…
Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) gibi, bedence çelimsiz, kabilece ardının zayıf olduğu için, ona engel olmak isteyen arkadaşlarına, “Beni bırakın, şüphesiz Allah beni korur ve savunur” diyerek, Mekkeli müşrikler vahiyden mahrum kalmasınlar diye, Kâbe’nin önünde yani Agora’da yani şehir meydanında Allah’ın adıyla başlayıp “Rahman suresi”ni yüzlerine karşı okuyabilmek,
Yediği dayağa rağmen, kanlar içerisinde götürülürken “Vallahi, Allah'ın düşmanları hiçbir zaman, yanımda şu andaki durumlarından daha aciz ve zayıf olmamışlardır. Eğer isterseniz, yarın aynı şekilde onların yanına gideyim” diyebilecek bir azim ve kararlılıktır…
Ve…
Gazzeli Doktor Husam Ebu Safiye gibi, işgal ve hırsızlar güruhu israil’in, hastanesine yönelttiği tank namlularına karşı, onurlu bir şekilde, üzerinde beyaz önlüğü ve cesur adımlarıyla düşmanın üzerine yürüyebilmektir. Not: İlgili fotoğrafa ve hikayesine internetten ulaşabilirsiniz.

Yorumlar
Kalan Karakter: