“En iyi değilim, en kötü de.
En cömert değilim, en cimri de.
En kibirli değilim, en mütevazı da.
Hiç kimseyi kandırmamış değilim, herkesi aldatmış da.
Kimseyi yarı yolda bırakmamış değilim, herkesi satmış da.
Hep iyiliğimden kaybetmiş değilim, kötülük yapa yapa kazanmış da.
Çok başarılı olduğum günlerde oldu, dibe vurduğum da.
Sevgi dolu değilim, nefret dolu da.
Barışcıyım, biraz da savaşçı.
Biraz güçlüyüm, biraz zayıf.
Biraz iyiyim, biraz kötü…
İyi-Kötü? İnsanım!!!” (W.Shakespeare)
Aliya izzetbegoviç diyor ki; “Biz insanız” derken, aciz, zayıf, günahkâr, cismani oluşumuza dikkat çekerken, “insan olalım” derken, mükellef, sorumlu oluşumuza dikkat çeker, bencil olamayız demiş oluruz.”
İbrahim Tatlıses az mı bağırdı; “insanları tanımak, insanları anlamak, öylesine zor, öylesine zor ki…” diye
Necip Fazıl; “insan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya…” mısrasında anlatıyordu insanın gelgitlerini…
Almanya’da bir hayvanat bahçesinde, dünyanın en tehlikeli türü yazan bir bölüm varmış. Ama içeri girince sadece büyük bir ayna ile karşılaşıyormuşsunuz.
İnsan gerçeği bu iken; ne yapılan fedakarlıkları, iyilikleri görmezden gelip nankör oluruz, ne de çabalara karşı emek hırsızı… kötüler, hatalar yüzünden de Müslümanlığı, İslam’ı, dindarlığı rezil etmelerine izin veremeyiz.
İnsan devamlı değişim yaşayan (fiziken, ilmen, ruhen) bir varlık. Evlatlar bile aynı ana-babadan eğitim almaz. İlk çocuğundaki bilinçle sonrakiler arasında çok fark olur. Çünkü insan bitimsiz bir yolcu. O yüzden günde beş kez namazlarımızda “ihdinessıradal müsteqım” (bizi dosdoğru yoluna ilet ya Rab!) niyazını ederiz, etmeliyiz…
“Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, sonra onu başlangıç noktasının en dibine döndürmüşüzdür. Ancak (tekâmül yolculuğunda), imanda sebat eden ve o imanla uyumlu hareket edenleri kesintisiz bir ödül beklemektedir.” (95/ Tin, 4-6)
Yorumlar
Kalan Karakter: