“İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal.” Nfk.
Dağların bile kabul etmediği mukaddes yükü, insanoğlu almıştı omuzlarına.
Kimileri kaburgaları kırılma, can verme pahasına taşıdılar bu yükü. Ama yetmiyordu onların taşımış olması. Zira herkes kendi çağının İbrahim’i olmak, kendi şahitliğinin imtihanını vermek zorundaydı. O yüzden, bu davanın iki cihanda saadet getireceğine inanan herkes, severek omuz vermeliydi bu yüke.
Çağa, çağlara diriliş nefesini üflemekti bu yükü taşımak. Yetmezdi sadece kendinin dirilişi. Gerçek diriliş, yeni dirilişleri tetiklemeliydi.
Sorumlusun, fıtratından bihaber olan herkesten. Farkındaysan mutluluk kaynağının, çağıracaksın oraya insanlığı. Kendini aşacaksın.
Sen ki şerefli bir varlık olarak yaratıldın, sayılamayacak kadar lütuflarla donatıldın, elbette sorumlu olacaksın.
Sen öğren diye ezilenler, sen yaşa diye ölenler olduysa; Bilal gibi, Sümeyye gibi, Yasir gibi, sen de o yollardan geçeceksin.
Ne olursan ol, bunu yapacaksın. Eğer bir insan olarak yaratıldıysan, “Müslümanım!” diyorsan ve imanın en büyük imkân olduğunun farkındaysan, makamı, malı, yaşı, başı yok bu işin.

Yorumlar
Kalan Karakter: