Hatırlamak muharrik bir güçtür.
İnsan çoğu zaman hatırlayınca harekete geçer…
Eskiden çocukları bir iş için komşuya veya bakkala yolladıkları zaman, serçe parmağına bir iplik bağlarlarmış. Çocuk bu… sokakta arkadaşları ile oyuna dalar, bir karınca yuvasının hareketliliğine kapılır, yapacağı işi unutuverir diye. İşte böyle bir esnada parmağında fazlalık olarak duran ipliği illa ki fark etsin ve “haa ben şu iş için çıkmıştım evden” deyiversin, diye.
Bugün fırınlardan tutun da çamaşır makinalarına kadar kullandığımız birçok alette vakit bildiren alarmlar var değil mi?
İnsan unutur, insan dalar, insan önemsemez, insan boşverir bazen…
O yüzden insana, tarihi, kökü-kökmeği, inancı, Rabbi, faniliği, ölümü, ahireti, hesabı, akıbeti hatırlatılmalı sık sık.
İnfitar suresi o yüzden sorar 6. Ayetinde; “Ey insan! Kerim olan Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?” diye.
Peygamberimiz aleyhisselam bu nedenle uyarır bizi: “Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz” (Tirmizi, Kıyamet 1) diye.
Bir ozan, o yüzden “Bir maziyi yaktılar, Ses çıkmıyor baktılar, Dikeni bıraktılar, Gülümüzü aldılar” diye çırpınır dizelerinde. (Yusuf Polatoğlu)
Unutur, nerden geldiğini, nerede olduğunu, nereye gideceğini…
Cebi para, eli iş, bedeni güç bulunca “oldum” sanmıştır.
Türedi ideolojilerin saçma kuramlarına kapılıp “bir damla su”dan meydana geldiğini,
Bitimli bir hayatın çarklarında öğütüldüğünü,
Kimsenin faydasının olmadığı bir alemin onu beklediğini unutmuştur.
Unutmuştur fıtratına yazılan hakikat kodlarını.
İşte Kur’an’ın sık sık “E fe la tezekkerun?”, “…hatırlamayacak mısınız?” (37/155; 16/17) diye sorması bu yüzdendir.
Kur’an bunun için vardır ve O’nun bir ismi de “ZİKR/HATIRLATAN”dır.
Uyarıcılar hayatımızda çok etkili. Yapıp ettiklerimizde, söylediklerimizde hatta söylemediklerimizde bu hatırlatıcıların etkisi inkâr edilemez bir gerçek.
Hatırlamak sadece geçmişe dönük değil, aynı zamanda ileriye dönük de bir muharrik güçtür. O nedenle, insanın dünyevi ve uhrevi hayatının geleceği hakkında endişelenip tedbir üretebilmesi de buna bağlıdır.
Evet, hatırlamak önemli. Çünkü ders almak, ibret almak, öğüt almak, düşünmek, harekete geçmek buna bağlı.
Her uyarıcı, “bak ben buradayım, beni unutma, bana gel, beni gör…” diye bağıran bir zikr/hatırlatıcıdır. Bu anlamda dünya adeta “hatırlatıcılar”ın yarıştığı bir arenadır. Bakın o yüzden sokaklar, billboard’lar; ideolojilerin, iş yerlerinin, partilerin, kuruluşların, markaların kendilerini bize hatırlatma çabalarının ürünleri ile doludur. Zira hiç gündeminde olmayan bir konu ya da içinde uyuyan bir istek, bir uyarıcı ile birden canlanıverir.
Şu hâlde insanın imtihanı, sanki tüm bu uyaranlar arasında bir seçim yapmak ve kendisinin de varoluşsal bir uyarıcı/hatırlatıcı olduğunu hatırlamak gerçeğinde odaklanıyor.

Yorumlar
Kalan Karakter: