Çağın boz bulanık selleri sürüklemişti neslimizi bir çer çöp gibi.
Adına “dijital iletişim çağı” denen modern dünyanın her türlü lağımı, dalga dalga, frekans frekans, hesap hesap, site site akmıştı üstlerine.
Kendini değerli hissettirir gibi yapıp sahte gülüşlerle oyuna getirmişti onları.
Yıktığı yuvaların enkazı altında inletiyor,
Önlerine koyduğu dünyevi hedeflerin peşinden, yarış pistlerinde et peşinde koşan tazılar misali koşturuyordu.
Ellerindeki ve evlerindeki ekranlardan hedef gözetilmeksizin yumruklar savruluyordu secdesiz suratlarına.
Şeytanın sistemleşmiş şekli olan “modernizm” acımasızca tepiniyordu nakavt ettiği umut tomurcuklarının üstünde.
Ama fıtrat susmuyordu.
Anlam arayışı bitmiyordu insanın.
Yorgunluk her geçen gün daha da ağır çöküyor,
Susuzluk dili damağı kurutuyor,
Aidiyetini bulamamanın verdiği yalnızlık boyunları büküyordu.
- “Dağıldım, bittim ben” diyordu bir yiğit.
- “Ben de dağıttım, yok mu toparlanmanın bir yolu?” diye soruyordu bir başkası.
- “Var” dedi. “Olmaz mı?” sonra ekledi:
- “Arayışın olduğu yerde derman mı tükenir? Yeter ki isteyin.”
Yasin suresi 6. Ayet el kaldırdı oradan; “Biz ne güne duruyoruz burada?”
“Kalksam ve dirilsem” diyen,
“Ey Kur’an! Tut elimizden” diyen bir nesil vardı karşısında.
Artık dost ve düşmanı ayırt edebilecek bir yaşın mevsimini yaşayan bir nesil.
Kendileri yolun belli bir kısmını kat etmiş,
Hanelerine yeni yolcular teşrif etmiş,
“Sorumluluk” denen ağır yükün altına omuz vermenin bilincine ermiş bir nesil.
Dünyaya veda etme yaşına adım adım yaklaştıklarının farkında,
Gelecek nesillere iyi bir çığır açmanın telaşında bir nesil.
***
Çalacak ve açılacak tek bir kapı vardı.
Yaradan insana yegâne yâr’dı.
Allah insanın, insan da Allah’ın umuduydu.
Rotasız kalan umut neslini takıp peşine,
Diz çöktü o kapının önüne.
“Ya Vedûd” dedi çaldı kapıyı.
“Ya Âlim” dedi, “ya Rahman ya Rahim” dedi çaldı kapıyı.
Aciz, bitkin, boynu bükük diz çöktü eşiğe,
Ve bir yakarış yükseldi titreyen dudaklarından,
“Tut elimizden Ya Rab, kaldır ve dirilt bizi…”
Yorumlar
Kalan Karakter: