2- Mezarlıklardan Soyutlanan Şehirler:
Modern dünya, mezarlıkları yaşam alanlarının dışına iterek, bu hayatın bitimli olduğunu haykıran sesi kısmak istemiştir. Zira ölüm insanın kibrini yerle yeksan yegâne güçtür.
Buna bir de insanın, yaradanla bağını sürekli kılan mescidlerin koca koca AVM’lerde bile yer yokmuş gibi merdiven altlarına ya da en bulunmaz dip köşelere, vaziyeti kurtarmak babında sıkıştırılıvermesini ve “mabedsiz şehirleri” eklemek gerekiyor sanırım.
Çünkü ölüm ve mabed insanın modern endüstriye kurban edilmesine, onların heva ve heveslerinin tepe tepe kullanılmasına ve altı boş kibirlenmelerine karşı en büyük engeldir. İnsanoğlu oralardan ne kadar uzak, habersiz ve gafil yaşarsa, o kadar şeytan ve dostlarının oyuncağı ve müşterisi haline gelir.
Çözüm: “Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur” 4/Nisa, 78; ve “…Nerede olursanız olun “O”, sizinle beraberdir. Allah, yapmakta olduğunuz şeyleri görendir.” 57/Hadid, 4, ayetlerini sıkı sıkıya kuşanmak ve özel çabalarımızla yeryüzünü mescid kılıp, ebedi aleme geçiş yapanların mekanlarını ziyarete zaman ayırmaktır.
“Secde izi”yle aydınlanan yüzümüzü, moderniteye döndürüp, imanın kararlılığı ile gözümüzü kısıp; “ey modern hayat! Sen şu kabir kapısından sonra bana ne verebilirsin ki? Eğer oraya yarayacak bir şeylerin yoksa, hiç bana göz kırpma. Ben senden uzağım, sen de benden ırak ol! Hem seni beni unut hem de ben seni” diyebilmeliyiz.
3- Sanal Dünyanın Sahte Şöhreti:
Burada belki sadece şöhrette diyebilirdim. Ama eskiden şöhret olabilmek o kadar kolay değildi. Kaset çıkarmak isteyen bir ses sanatçısı adayı, Unkapanı’nda günlerce yatar, rezil olurdu.
Şimdi ise evde canı sıkılan, içinde birikmiş ne varsa, sosyal medyaya dökmekte, kurtlu baklanın kör alıcıları da sazan gibi atlamakta ve influencer, fenomen gibi adlarla sanal dünyanın sahte şöhret bataklığında ya selfie çekerken düşmekte ya da zayıflayıp daha güzel görüneceğim diye canından olmaktadır.
Yarın yerine çoktan yenilerinin çıkacağı bir sanal ortamda, üç günlük sahte şöhretin ve üç beş “lıke”ın illüzyonunda yaşadığı kibir bataklığında kendini yitirmekte, olmayan meziyetlerini örtmek için kendisine emanet edilen bedeni olabildiğince sergilemenin KOMİK çabalarında debelenmektedir.
Çözüm: “İnsan neden yaratıldığına bir baksın.” 86/Tarık, 5, ayeti ışığında kendimize bakmalı; “İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar var ya, Rahman, onlar için (gönüllerde) bir sevgi oluşturacaktır.” 19/Meryem, 96, ayetinin vaadine olan güvenle gerçek sevgilere talip olmalıyız.
06. 07. 2026
İbrahim Tuncel
Yorumlar
Kalan Karakter: