1- Dağlarla Yarışırcasına Dikilen Bina, Kule ve Gökdelenler:
Gerçi; “Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlüydüler; yeryüzünü alt üst etmişlerdi, onu, kendilerinin imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi…” 30/Rum, 9 ayetine ve benzerlerine (Mü'min 40/21; Fecr 89/7-10) baktığımız zaman bunun da modern olmadığını anlayabiliriz. Ama geçen onca zamandan sonra biz bunun yine bu çağda hortladığını görüyoruz.
Felsefeci Cengiz Dağcı, modern insanın, bunları dağlarla yarışmak için yaptığını söyler; “Çünkü insanlar onlar karşısında kendi cüceliğini, acziyetini hisseder.”
Çözüm: “Yeryüzünde kibirli kibirli dolaşma. Sen ne yeri delebilirsin ne de dağlar kadar boylu olabilirsin.” 17/İsra, 37 diyen ilahi uyarıya kulak verip, haddimizi bilmek.
Peygamberimizin arkadaşlarından Cabir (ra) der ki: “Biz yolculuklarımızda yükseklere çıktığımızda tekbir getirir 'Allahu Ekber' derdik, düzlük ve alçaklara indiğimizde ise tesbihte bulunur, 'Sübhanallah' derdik.” (Buhari, Cihad, 132)
Zira insan maddi bir yüksekliğe çıktığı zaman iç dünyasında kendisinin de yükseldiğine dair bir duygu oluşur. Mesela yüksek bir evin penceresinden dışarıya bakan bir insanda, yoldaki diğer araçlara nazaran büyük bir aracı kullanan şoförde, bir makam koltuğuna kurulan bir ölümlüde hep bu “kendini yüksek görme” duygusu kabarır. Yine bir dağ tepesine, ağaç tepesine çıkan bir çocuğun, oradan kollarını kaldırarak bağırdığına sizler de şahid olmuşsunuzdur.
İşte peygamberimizin ve arkadaşlarının tavrında, bir insan olarak duyguların nasıl hemen anında kontrol altına alındığına şahid oluyoruz.
Yükselirsek “Ya Rab! Dünyevi bir yükseltiye çıkınca “büyüklenme” zannına kapılan nefsimden sana sığınırım. Yüce olan sensin! Büyük olan sensin! Ekber olan sensin! Aciz olan, eksik olan, küçük olan benim/biziz! Nefsimize bu fırsatı vermiyoruz!” demiş oluyoruz.
Hayatımızın inişli duraklarında ise; “Ya Rab! Biz aşağılarda olabiliriz, inişler yaşayabiliriz, alçalabiliriz ama sen tüm bunlardan münezzehsin!” deriz.
Doğa şekilleri üzerinden bile bir zikir/Allah’ı gündeme alma telaşı yaşarız. Bu bir mü’min hassasiyetini, bu bir Müslüman teyakkuzunu, bu bir kulun sorumluluk ve duyarlılık bilincini yansıtır.
Yorumlar
Kalan Karakter: