Kendimizi bulma, kendimiz olma, kişiliğimizi inşa etme noktasında bile toplum bizi olumlu ya da olumsuz yönde kesinlikle etkiler.
Çünkü bireyler topluma karşı daha savunmasızdır. Yanlış da olsa “yığınlar” tarafından kabul görmüş kurallar, eylemler ve söylemler karşısında yalnız kalır. Mesela bazı konular vardır ki, aslında herkes o işin gerçek boyutunun öyle olmadığını bilir ama yığınların genel geçer kanaati "uydum kalabalığa" dedirtir.
İşte tam da burada “Toplum zindanı” dediğimiz kavram devreye giriyor.
İran’lı Sosyolog Ali Şeriati insanın dört zindanından bahseder: Doğa, Tarih, Toplum ve Kendim/Benlik zindanları. Sonra bunlardan çıkış yolları üzerinde durur…
Ali Şeriati toplumun belirleyiciliği üzerinde dururken; “şu hâlde insanlar, içini toplumun doldurduğu boş testilerdir” dedikten sonra ekler; “toplumun eseri olmasına rağmen, toplumun ve hareketinin bilimsel yasalarına aşina olmak suretiyle kurtulması mümkündür.” Özellikle de zindanlardan en zorlusu olan “kendim zindanı”ndan kurtulmayı başarırsa bu çok daha kolay olacaktır. ““Kendim/benlik zindanı”ndan ise kendini keşfetmek, kendini bir îsar (başkalarını kendine hiçbir karşılık beklemeden tercih edip, fedakârlık yapmak) suretiyle çıkabilir” der.
Bu “toplum zindanı” içinden bir kereliğine çıkmakla kurtulabileceğimiz bir zindan değil. Daima içindeyiz ve olmaya da devam etmek zorundayız. Çünkü insan muhtaç bir varlıktır. Şöyle kenar bir kırsalda, merkeze göre kısmen yoğunluktan uzak bir mahallede kendine biraz izole bir hayat kurarak bu zindandan uzaklaşmayı başardığını sansa da zihin dünyasında bu pek mümkün olmaz.
Çünkü kişi ile toplum birbirinden ayrı düşünülemez. Toplumu oluşturan temel taşlar zaten bireylerdir. Süregiden hayat içerisinde, ikisi de birbirinden olumlu ya da olumsuz şekilde etkilenir. Öncelikle düşününce, “kişiler düzelirse, toplum da düzelir” diyesim geliyor. Öte yandan düşününce “toplum” dediğimiz olgu, tam bir okyanus. Pırıl pırıl edip saldığınız bir birey, bulanmış ya da bulandırılmış bir okyanusa karışmak zorunda kalıyor.
Bulanıklığı gidereyim dersin, gücün yetmez. Bireyi çekip alayım dersin, o da olmaz. Çünkü balık için su neyse, toplumsal bir varlık olan insan için toplum (sosyal hayat) odur.
Ayıramazsın.
Hayatın ahengi, bireyin ve toplumun doğrularla örülmüş uyumuna bağlıdır. İkisi birbirine ne rakiptir ne de düşman.
O halde, yük ağır, yol uzun ve iş başa düşer. İnanıyorsan imanın ve vicdanın, inanmıyorsan vicdanın seni rahat bırakmaz…
Ya Rabbi! “Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!” (1/Fatiha, 6, 7)
Yorumlar
Kalan Karakter: