Önceki iki yazımızda, Ali Şeriati’nin; “Bilim, modern insanın tanrıya; endüstriyel kapitalizm ise, tanrının cennetine olan ihtiyacını ortadan kaldırıyor.” tespitinden yola çıkarak, “Şimdi böylesine “dünyevileşmiş”, sürekli yenilenen teknoloji ile hep daha fazlasını istemeye alışmış, endüstriyel kapitalizmin seralarında böylesine konfor bağımlısı olmuş, bir homosapiens hiç ölmeyi ister mi? Bırak istemeyi aklının ucundan dahi geçirir mi? Bu sapiens’in gündeminde Allah, beklentisinde cennet olur mu? sorusunu sormuştuk. Sapiens’in “şimdilik” yapmak zorunda olduklarını da yapacak bir robotlar ordusunun bilimin gündeminde olduğunu, bu yüzden sabırsızlıkla beklediğini de eklemiştik.
Peki hayatın, teknoloji tarafından böylesine kolaylaştırılması kötü bir durum mu? Elbette ki “hayır”. Kötü olan; insanın bu konfor içinde insanlığını, kulluğunu, acizliğini unutması, Allah yokmuş gibi davranması ve kendini her şeye ve herkese hükmedebilecek bir ilah(!) olarak görmesi sonucu nankörleşmesi ve azgınlaşmasıdır.
İşte ey insan!
Hastalıklar, sıkıntılar, yetememeler, yetişememeler, mahrumiyetler, kayıplar, ölümler… bu yüzden bir nimettir. İnsana haddini hududunu bildirir. Acizliğini haykırır. Mutlak kadir olana olan ihtiyacını hissettirir. Yani “homosapiens”i “İNSAN” kılar. Zaten nesin ki ey insan?
Şeyh Sâdî-i Şirazi: “İnsan üç beş damla kan ve bin bir endişedir...” der.
Aslında o hep daha iyiyi arama adı altında yaptığın her çırpınış, bu acizliğinden ve sonsuz endişelerinden kaynaklanmaktadır.
Gözle bile görülmeyecek boyuttaki küçücük bir parazit koca gövdeni yataklara,
Üzerine basıp kaydığında parmak ucu kadar bir çakıl taşı koca cüsseni yerlere sermeye yeter.
Ayakta durabilmek için gökten inen suya, yerden biten ota, nefes alabilmek için havaya, yiyebilmek için ağıza/dile/dişe/yutağa, mideye, sindirim, dolaşım sistemlerine…
Yediğini çıkarabilmek için boşaltım sistemine; yetmez, tuvalette iki büklüm oturmaya MUH-TAÇ-SINNN!!!
Bunu ne kadar erken kavrar, mülkün gerçek sahibine ne kadar erken koşarsan, sahte tanrılardan, yapay cennetlerden, boş ümitlerden de o kadar erken kurtulursun!
Yorumlar
Kalan Karakter: