Her gün bir yakınını kaybettiği ya da hiç olmazsa ölen birinin salâsını duyduğu halde hiç ölmeyecekmiş gibi dünyevileşen, şımarık bir hayatın sarhoşluğunu yaşayan bir toplum…
5 yıldır; salgın, deprem, savaşlar gibi nice felaketlerle yüz yüze gelmesine rağmen, hala zulme, hileye devam eden bir toplum…
Kuruyan barajlara, azalan yağışlara, çekilen sulara, oluşan obruklara rağmen suyun değerini anlamayan, su israfında zirve yapan bir toplum…
Kumarın ve içkinin nice hayat ve yuvaları yerle yeksan ettiğini, gerek kendi yaşantısından gerek her gün dinlediği haberlerden bildiği, duyduğu halde, yine de bu “şeytan işi pislik”in kâh asılında kâh sanalında debelenmeye devam eden bir toplum… Sözün burasında, alkolün sebep olduğu kazaları ve kumar borcu yüzünden masalarda açılan namus kartlarını, gencecik hayatların intiharla solmasını hatırlamasak iyi olurdu ama maalesef…
Kötü emellerine alet edip terk eden coşkun sahnelerinin artık sadece filmlerde kalmadığı bir toplum…
Çöp konteynerlerine atılan anası belli, babası belli/belirsiz bebek haberleri bile işin vahametini yeterince anlatamamış olacak ki, hâlâ kendisine birkaç güzel laf söyleyen, boş vaatlerde bulunan tilkilerin tuzağına düşmeye devam eden genç kızlarımızın olduğu bir toplum…
Sahi ya eskiden bu işler cami bahçesine terkedilmek şeklinde olurdu. Şimdi ne oldu? Millet camiyi mi beğenmez oldu, artık orda da merhametin kalmadığına mı inanmaya başladı, yoksa modern cinnetin getirdiği noktada insan/bebek hayatının değeri mi kaybedildi?
“Bir toplum” dediğimiz zaman, kadın, erkek, yaşlı, genç, amir, memur, işçi, patron, alim, cahil… gibi birçok insanın oluşturduğu bir topluluk aklımıza gelir. Sonra “bu toplum”u nitelendirmek için “iyi, kötü, cahil, gafil…” gibi bazı sıfatlar kullanırız. Mesela “gafil toplum” dediğimiz zaman, o toplumun hepsini değil, toplumu oluşturan bireylerin çoğunluğunun “gafil” olduğunu vurgulamak isteriz. Hâkim renk gaflettir ve o toplumda “akleden insan” sayısı gerçekten çok azdır.
Şimdi bu yazdıklarımızdan sonra, böylesi bir topluma hangi sıfatı verebileceğimizi siz değerli okurlarımıza bırakıyorum…
Bu arada, sorularımız farklı olsa da başlık için kendisinden ilham aldığım merhum Müslüm Gürses’i de anmadan geçemiyorum.

Yorumlar
Kalan Karakter: